DSC_9034Değerli Okuyucularımız,

Inovax dergimizin aracılığıyla aramızdaki iş, hoşgörü ve gönül bağlarına bir de iletişim bağını eklemenin gururunu her sayımızda yaşamaya devam ediyoruz. Yeni yılda da bu heyecanımızın eksik olmayacağını bilmek beni sevindiriyor. AKINSOFT ailesi olarak , şimdiden yeni yılın hepimiz için teknolojik gelişmelerin bizi mutlu ettiği, bu sayede kendimize zaman ayırabildiğimiz ve teknolojiye daha sıcak bakabildiğimiz bir yıl olmasını diliyorum. Bizim için çok değerli bir günü karşılayacağız aralık ayında. AKINSOFT’un tüm dünyaya armağan ettiği 4 Aralık Dünya Bilişimciler Günü. 15.’sini kutlayacağımız bu özel günün artık tüm bilişim camiası tarafından sahipleniliyor olması bizi oldukça mutlu ediyor. Tüm sektörlerin hiç tartışmasız temel yapı taşı olan “Bilişim” böyle bir buluşmayı ve özel bir günü hakediyordu. Bunu düşünüp sağlayabilmekse AKINSOFT ailesinin gurur kaynağıdır. Şimdi de bu dileklerimiz ve yaptıklarımız kadar zevkli ve bir o kadar da sıradışı bir konuyu irdeleyeceğim.

Zamanda ve Mekanda Yolculuk ?
Mümkün !

Aslına bakarsak zamanda ve mekanda yolculuk hayatımıza filmlerle birlikte girmeye başladı, özellikle de bu konuyla o zamanlar hiç ilgilenmeyenler için. Geleceğe Dönüş filmi (ki tarafımızdan en çok izlenen filmler arasında) tam 4 seri çekildi ya da mekanda yolculuk için uzay konulu filmlere bakmanız yeterli olacaktır. Bu tür yolculuklara artık o kadar da uzak değiliz. Hatta zamanda, mekanda yolculuk mümkün bile diyebiliriz.

Mikro, bir ölçü birimi olmasının yanında terminolojide küçülmeye giden sonsuzluğu tanımlamada da kullanılan bir terim olmuştur. Fakat, artık bilim nano, piko, femto düzeyde de keşifler yapmaktadır.  Şüphesiz ki makro dünyaya da mikro dünyanın kombinasyonlarının sonucu ya da yansıması diyebiliriz. Yani artık atomik düzeyde de bir güneş sistemi benzeri evrenin saklı olduğunu ya da güneş sisteminin de makro bir dünyanın atomik bir parçası olduğunu söylemek mümkün. Dünyada olup biten her şey mikro dünyanın sonsuz diye nitelendirebileceğimiz kombinasyonlarıyla ortaya çıkmıştır. Bu hareketlere müdahale edilebilirse (ki teknoloji bu duruma çok yakın) zamanda ve mekanda yolculuk oldukça mümkün görünmektedir. Mikro dünyaya teknolojinin  yön vermesi bizi bu aşamaya getirdi ve çok daha ileriye götüreceğine de eminiz.

Nikola Tesla’nın 1890’larda başlayan testlerinde bile yüksek frekanslı ve ultra güçlü jeneratörler aracılığıyla maddeler titreşimlere maruz bırakılarak şematik anlamda üst uzaya çıkabilmek olağan hatta bu yolla zamanda gezintinin ilk adımları dahi atılmış olarak görülüyor. Buna bir örnek de yirminci yüzyılın önde gelen dahilerinden Albert Einstein’ın Bileşik Alan Teorisi’ni verebiliriz.

Bir başka açıdan inceleyecek olursak; mekanda yolculuğa ise sadece birkaç adım kaldı diyebiliriz. Nitekim yirminci yüzyılın başlarında başlayan telsiz kullanımı (radyo frekansları) zamanla dar alanda haberleşmeden global bir haberleşmeye doğru ilerlemiş, radyo, televizyon, araç telefonu, cep telefonu, uydu sistemleri, internet, görüntülü konuşma derken çok yakın bir zamanda 3 boyutlu görüntüleme aracılığıyla konuşmaya doğru hızlı bir ilerleme kaydetmiştir. Mekanda yer değiştirme için tek eksik ve üzerinde çalışılan konuysa transfer edilen maddenin gitmesi gereken yere ulaştıktan sonra yoğunluk kazanabilmesi. Yani nasıl ki görüntü kopyalanabiliyorsa madde de kopyalanabilir ve gittimiz mekanda maddesel olarak bulunabiliriz. Bu işlem bir yolculuk degil kopyalama ya da yansımadır. Bu teknolojinin gelişmesiyle yolucuk yapmadan da yolculuk yaptıgımızda elde edecegimiz sonuçları elde edebilecegiz. Dolayısıyla yolculuğa gerek kalmayacak. Hatta gelişmiş medeniyetlerin dilinde bu kelime hiç kullanılmadığı için literatürden bile kaldırılacak. Dünyadaki devlet ve bilim adamlarının, yeni bir çağ başlatabilecek olan bu teknoloji için sarfettiği çaba ve finansmanı güncel medyadan da artık daha sık takip edebiliyoruz. Bu konunun temelleri Tesla ve Einstein gibi bilim adamlarına dayansa bile, tanınmış fizikçilerin dışında da birçok teorem ortaya atan bilim adamlarına rastlamak mümkün.

Bırakalım bilim kendi seyrinde gitsin biz olaya bir de felsefi açıdan bakalım.
Bu yolculukların nasıl yapıldığını ve ne kadar mümkün olduğunu şimdi size bir örnekle açıklayacağım. Ben şuan AKINSOFT Konya Merkez Plaza’dayım tarih MS 2010  Ekim  ayının 23’ü Saat 15:09:24. Gözlerimi kapatıyorum MÖ 17 yılına Şubat ayının 30’u Saat  08:16:14 (Henüz Jülyen takvimi kullanılıyor)  Roma’ya gidiyorum. Belki yaşadığım yeri, belki zamanı beğenmedim.  Bu mümkün ancak bu yolculukta tek eksiklik geldiğim yerden bilgi taşıyamıyor olmam. Bu yuzden farkında degilim MS 2010’dan MÖ 17’ye geldiğimin. O dönemde bir süre yaşıyorum. Roma’da da yer değiştirmek ve günümüze gelmek istiyorum, bir şirket yöneticisi olarak. Dünyada birgün boy gösterecek olan hızla büyüyen bir teknoloji şirketinin yöneticisi olarak. Tekrar gözlerimi kapatıyorum ve açtığımda tarih MS 2010  Ekim  ayının 23’ü Saat 15:09:24 yani günümüz zaman diliminde, AKINSOFT Konya Merkez Plaza’dayım. Hiç bilgi taşıyamadığım için gözümü kapatıp açtığımın dahi farkında değilim, zaman hiç ilerlemedi, herşey bıraktığım yerde ve zamanda.

Zamanda ve mekanda siz istediğiniz sürece yer değiştirmek elbette mümkün! Fakat siz zaten  nerede, hangi zamanda ve  kiminle olmak istiyorsanız oradasınız. Etrafınızdaki herşeyi ve yerini siz belirlediniz. Yani bu zamanda ve bulunduğunuz yerdesiniz. Sizin için en iyisini seçtiniz. Hayatın tadını çıkarın sevdiklerinize değer verin ve en önemlisi kendinizi, dünyanın merkezini sevin.

Gelecek sayı; Uzaylılarla hergün temastayız.

“Zamansız gelen tek şey; zamandır.”

Özgür AKIN
Bilgisayar Yüksek Mühendisi
AKINSOFT Yönetim Kurulu Başkanı