Kristof Kolomb’un Dünya üzerindeki yeni keşiflerinin ardından İspanya ve Portekiz krallıklarında yeni sınırlar çizilmiştir. Dünyayı ortadan ikiye bölen bu sınırlar hayali bir çizgi oluşturmuştur. İspanya ve Portekiz arasında çıkan gerginlikleri gidermek için yapılan bu antlaşmaya göre, Dünya’nın kendi payına düşen kısmında keşif yapıp yeni yerler keşfeden Portekiz veya İspanya bu toprakları direkt kendi himayesi altına alabilecekti.

Fakat bu antlaşma İspanya’ya olumlu yansımadı. Çünkü Papa’nın böldüğü antlaşmaya göre Baharat Adaları tamamen Portekiz’e kalıyordu. O zamanlar Ferdinand Macellan isminde Portekizli bir denizciyse Hint Adaları’na güneybatı istikametinden ilerleyerek de gidilebileceğini savunuyordu. Portekiz’de doğan denizci Macellan henüz 10 yaşındayken anne ve babasını ölümü ile yüzleşti. Ailesinin vefatından sonra Portekiz donanmasına alınan Macellan ilk seferini 25 yaşındayken Hindistan’a yaptı. Hindistan’da bacağına aldığı bir darbe sebebi ile topal kalan Macellan Portekiz Krallığı için tam 10 yıl savaştı. Bu deneyimlerinden kaynaklı da Doğu’dan ziyade Batı’dan ilerleyerek Baharat Adalar’ına varılabileceğini biliyordu. Bu teklifi Portekiz Kral’ına götürmeden 1514 yılında disiplinsiz tavırları ve yasa dışı ticaretten kaynaklı Portekiz Kralı tarafından donanmadan menedildi. Batıdan ilerlenerek de Hint Adları’na gidilebileceğinden emindi. Fakat bu fikrin hayata geçmesi için yüklü bir maliyet gerekiyordu. Bu sebeple Macellan, İspanya Kral’ı ile görüşmeye gitti.

Kral Carlos ile görüşen Macellan, Güney’deki kıtanın çevresinden dolaşarak ve Balboa’nın İspanya adına daha önceleri el koyduğu okyanusu aşarak Hint Adaları’na giden bir yola ulaşılabileceğinden bahsetti. Macellan aynı zamanda Kral’a Endonezya’da bulunan Baharat Adaları’nın Portekiz’e değil, İspanyaya ait olduğundan bahsetti. Baharat Adaları’na kısa bir yolun İspanya için muhteşem olacağı açıkça belliydi. Macellan yaptığı tüm izahlar sayesinde Kral Carlos’dan, bu sefere çıkmak için gerekli izni ve maddi desteği sağlamıştı.
YA DÜNYA YUVARLAKSA?
Macellan 10 Ağustos 1519’ da 5 gemi ile Sevilla açıklarından demir aldı. Afrika’ya doğru çevrilen rota Afrika kıyısı boyunca güneye doğru ilerledi. Güney Atlas Okyanusu’nu geçip Güney Amerika kıyılarına yaklaştılar ve güneye doğru yol almaya devam ettiler. Yolculuk sırasında birçok tuhaf durumla karşı karşıya geldiler. Brezilya’da yerlilerin çıplak dolaşması, vücutlarını boyamaları, papağan tüylerinden yapılmış olan olağanüstü kıyafetler giymeleri, ananas ve tatlı patates yiyor ve hamaklarda uyuyor olmaları mürettebata şaşkınlık vermişti.
Beş gemi ekvatorun bayağı aşağısında günümüzde Arjantin olarak bilinen bölgeye geldiğinde iklim soğumaya başlamıştı. İlerlediklerinde karşılarına çıkan halk oldukça iri vücutlu bir ırktı, ayakları ise gereğinden fazla büyüktü. Bu bölgeye, Patagonya ismini verdiler. Çünkü Patagonya kelimesi büyük anlamına geliyordu. Daha güneyin daha soğuk olacağını düşünen Macellan kışı burada geçirmeye karar verdi. Bekleyiş sırasında bazı sıkıntılar da baş gösterdi. Bu yerde daha ne kadar kalacaklarını bilmedikleri için gıdaların dikkatli tüketilmesi gerekiyordu.

Gıda azalmaya başlayınca mürettebattan homurtular çıkmaya başladı. Bazıları isyan ederek Macellan’ a baş kaldırdı fakat Macellan durumu çok çabuk stabil hale getirdi, Kimisinin boğazını kesti , kimisini de oradan ayrılırken oldukları yerde bıraktı. Yola tekrar çıktılarında 5 gemiden biri olan Santagio gemisi mercan kayalıklara çarparak paramparça olmuştu. Geriye kalan 4 gemiden biri olan San Antonio gemisinin mürettebatı bu umarsız gidişten bıkmış, isyan çıkartarak geminin kaptanını öldürüp rotasını İspanyaya geri çevirerek filodan ayrılmıştı. Geriye kalan 3 gemi gıda ve su sıkıntısı içinde, gelgitlerle, soğuk havayla, sisle boğuşarak boğaz boyunca güçlükle ilerlediler. 40 gün sonra boğazın batı ucuna ulaştılar.

Buradan kuzeye döndüler ve bugünkü Şili’nin dağlık kıyısı boyunca kuzeye doğru ilerlediler. Sonra Macellan kıyıdan ayrıldı ve okyanusu geçmek için rotasını batıya yöneltti. Artık Baharat Adaları’ndan fazla uzakta olmadığını düşünmüş olmalı. Dünyanın üçte birini kaplayacak kadar büyük bir denizde yol aldığını bilmiyordu. Bulunduğu yerden adalara uzaklığı yaklaşık 20.000 kilometreydi. Ardından, Filipin adalarına ulaştılar. Macellan yanında Güneydoğu Asya’nın Malay dili bölgesinden bir çevirmen de getirmişti.

Bu çevirmen adalılarla konuştuğunda, adalılar onu anladı. Macellan için bu konuşma müthiş bir an olmalıydı, çünkü artık amacına ulaştığını biliyordu. Avrupa’dan batıya doğru yelken açarak neredeyse Portekizlilerin 10 yıl önce doğudan ulaştıkları Güneydoğu Asya karasularına ulaşmıştı. Kendisi de Güneydoğu Asya’ya doğudan ulaşan o Portekizlilerden biri olduğundan, dünyanın çevresini tamamen dolaştığı yine de söylenebilirdi. Fakat sonra ölümcül bir hata yaptı. Adalardan birinde ki bir kabilenin reisi olan Lapu-Lapu (Cebu kralı) Hıristiyanlığı kabul edince, Macellan bu kabile reisinin başka bir adanın kabile reisiyle giriştiği savaşta onun yanında yer aldı. Macellan, Avrupalı savaş becerisine güveniyordu, ama Mac’tan yerlileri Avrupalıları geri püskürttü. Adamları sandallarına doğru geri çekilirken Macellan onları korumak için kılıcıyla dövüşmüştü. Zehirli bir okla vurulmuş, pala darbeleri almış ve yüzüne mızrak saplanmış halde kumların üzerine düşmüştü.

Pigafetta Macellan’ın ölümünü şu şekilde anlatmakta; ‘Kıyıya ulaştığımızda yaklaşık 1500 yerli üç bölüm halinde gruplanmıştı. Bizi görünce savaş çığlıkları atmaya başladılar. Tüfekli adamlar ve okçular yarım saat kadar savaştılar, ancak bir işe yaramadı. Kaptanı tanıyan bazıları üzerine saldırdı ve kafasından miğferini düşürdüler. Bir yerli yüzüne doğru bambu bir mızrak fırlattı, fakat kaptan kargısıyla onu derhal öldürdü. Sonra kılıcına uzandı ama yarıya kadar çekebildi, çünkü mızrakla kolundan yaralanmıştı. Bunu gören yerliler hep birlikte üstüne çullandılar. Biri sol bacağına bir pala ile vurdu, bu, kaptanın yüzüstü düşmesine sebep oldu. Hemen bambu ve demir mızraklarla, palalarla üzerine saldırdılar. Bizim ışığımızı, aynamızı, yardımcımızı, gerçek önderimizi öldürene değin. Onu yaraladıklarında hepimizin botlara bindiğinden emin olmak için birçok kez geriye dönüp baktı. Sonra onu ölü bir şekilde geride bırakarak biz yaralanmışlar, yenilmişler, elimizden geldiğince, hareket etmeye başlayan botlara doğru çekildik.’


Geriye artık sadece iki gemi kalmıştı bu gemiler de korsanlık yaparak uzunca bir yol katettikten sonra Baharat Yolu’na ulaştılar. Buradan karanfil satın alıp gemilerine yüklediler. Artık dönüş yolculuğu başlıyordu. Tekrar Güney Amerika boğazındaki vaziyetleri yaşamak istemeyen gemiler Portekiz denetiminde İspanya’ya diğer taraftan gitmeyi planlayarak rotalarını Batıya çevirdiler.
Trinidad isimli gemi Portekizlilere yakalanarak tahrip edildi.5 gemilik filodan geriye sadece Victoria isimli gemi kaldı. Victoria Portekizlilerden kurtularak 1522 yılında İspanyaya gelmeyi başardı. Yaklaşık iki yüz elli kişilik mürettebattan geriye kalan on sekiz bitkin, aç Avrupalı ve ücret karşılığı tuttukları dört Malaylı güçbela yürüyorlardı. “En zayıf insandan bile daha zayıftılar.”Macellan’ın seferi dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlamış, Macellan da, seferin sonunu göremese bile daha önce ziyaret ettiği Baharat Adaları’nın ötesine giderek tüm meridyenlerden geçen ilk insan olmuştu. Daha sonrasında tüm dünyaya adını kazımış olan Macellan Dünya’nın yuvarlak olduğunu ispatlayarak tarihi kayıtlara bu şekilde iştirak etti.