• Haziran 7, 2022

Karbon Ayak İzi Nedir?

Karbon Ayak İzi Nedir?

Karbon ayak izi insanların, toplumların ya da işletme veya kuruluşların gerçekleştirdiği faaliyetler sonucu atmosfere saldığı sera gazlarının karbondioksit cinsinden karşılığı olarak tanımlanıyor.

Son günlerde sıkça gündeme gelen ve hemen her platformda konuşulan, karşımıza çıkan konuların başında geliyor karbon ayak izi… Peki karbon ayak izi nedir? Kavram tam olarak ne anlama geliyor ve neden önemli?

Karbon ayak izi günlük hayattaki faaliyetlerimizle atmosfere yayılan karbondioksit gazı dahil tüm sera gazlarının (CO2) ton eşdeğeri cinsinden miktarını ifade ediyor. Daha basit bir ifadeyle doğaya verdiğimiz tahribatın sayısal karşılığı olarak da tanımlanabilir.

İnsanların hayatlarını devam ettirmeleri için gerçekleştirdiği ısınma, pişirme, hayvancılık, ulaşım gibi fosil yakıt temelli faaliyetlerin tümü sera gazı salımına neden oluyor. Karbon ayak izi kavramı ise yemek yeme, alışveriş yapma, araç kullanımı gibi günlük rutinlerden tutun da herhangi bir ürünün veya hizmetin üretilmesi sürecine kadar insanların gerçekleştirdiği tüm faaliyetlerin doğada bıraktığı izi ifade ediyor.

Ancak bu izin, geride bırakmak isteyeceğimiz türden bir iz olmadığını belirtelim. Çünkü bu iz aynı zamanda gezegenimizin de hızla ısınmasına neden oluyor. Bu da “küresel ısınma” kavramıyla karşımıza çıkıyor.

İnsan temelli faaliyetlerin sonucu olarak atmosferde bulunan su buharı, karbondioksit, metan ve diazot monoksit gibi gazların miktarı arttıkça gezegenimiz de daha fazla ısınıyor. Bu faaliyetlerin neticesinde gerçekleşen küresel ısınma ise kuraklık, doğal felaketler, biyoçeşitlilik kaybı gibi birçok sorunu beraberinde getiriyor.

Karbon ayak izi nasıl hesaplanır?

Karbon ayak izi bireysel ve kurumsal olarak iki farklı şekilde hesaplanıyor. Bireysel hesaplama yapılırken yıl içinde tüketilen elektrik, doğalgaz, kömür gibi enerjilerin ve ulaşımda kullanılan yakıtın toplam miktarı ölçülüyor.

Kurumsal kapsamda hesaplama yapılırken ise işletmelerin neden olduğu sera gazı emisyonları 3 ayrı aşamada inceleniyor. 1. Aşamada işletmelerin faaliyetleri nedeniyle sebep oldukları doğrudan sera gazı salımı incelenirken 2. aşamada dışarıdan alınan elektrik, ısı, buhar gibi enerjilerin üretimi sürecinde oluşan dolaylı sera gazı salımı ölçülüyor. Son aşamada ise kurumların faaliyetlerini gerçekleştirirken almış oldukları ürün ve hizmetlerin tedariki ile ürünlerinin kullanımı aşamasında gerçekleşen dolaylı sera gazı salım inceleniyor. Ölçülen değerler ISO ve Sera Gazı Protokolünde belirtilen kriterlere göre değerlendirilerek karbon ayak izi hesaplaması yapılıyor.

Bu noktada bazı örnekler vermekte fayda var. Örneğin; 70 cc’lik cam bir şişenin üretilebilmesi için atmosfere salınan sera gazı miktarı 1 kg CO2’le eşdeğer. 1 kg peynir üretimi için atmosfere 12 kg CO2 salınıyor olması da bir başka örnek.

Kişi başına düşen karbon ayak izi miktarı yaklaşık 4 ton olarak değerlendiriliyor. Çin, Hindistan ve Amerika gibi ülkeler en büyük karbon ayak izine sahip ülk

eler arasında yer alıyor.

Peki karbon ayak izimizi azaltmak mümkün mü?

Karbon ayak izinin neden olduğu olumsuzlukları azaltmak için öncelikle bu kavramın farkında ve bilinçli olmak gerekiyor.

Dünya genelinde küresel iklim değişikliği ve doğa olaylarının da etkisiyle sürdürülebilir yöntemlere olan talep giderek artıyor. Son zamanlarda kavramın sıkça gündeme getiriliyor olması karbon ayak izi faaliyetlerinin azaltılması ve bu oranı azaltmaya yönelik farkındalık oluşturulması adına olumlu. Peki bu konuda neler yapılabilir? Karbon ayak izinin azaltılması nasıl sağlanabilir?

Bu süreci bireyler ve işletmeler olarak ikiye ayırabiliriz.

Bireysel anlamda en öncelikli olarak yapılması gereken enerji israfından kaçınmak. Enerji tasarruflu eşyalar kullanmak, ısı yalıtımı, kullanılmayan cihazların kapalı tutulması başlıca dikkat edilecek konular.

Bireysel araç kullanımı yerine toplu taşımayı kullanmak. Özellikle kısa mesafelerde mümkünse yürümeyi tercih etmek. Uçaklar karbon ayak izini en çok artıran ulaşım araçlarının başında geliyor. Dolayısıyla uzun seyahatlerde alternatif ulaşım araçları tercih edilmeli.

Aşırı tüketimden kaçınmak. Gıda malzemeleri, elektronik ürünler, mobilyalar, kıyafetler de dahil olmak üzere ihtiyacımızdan fazla aldığımız her ürün karbon ayak izimizi arttırıyor.

Hayvansal gıda tüketimini en aza indirmek ve ağırlıklı olarak sebze ağırlıklı beslenmek çok önemli. Çünkü hayvancılık faaliyetleri oldukça yüksek miktarda karbon salımına sebep oluyor. Bunun yanı sıra büyükbaş hayvanların sindirim esnasında çıkardığı metan gazları da sera gazı salımına sebep olan etkenlerden.

Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak karbon ayak izini azaltmada en önemli yöntemlerden. Günümüzde güneş ve rüzgar enerjisinden elektrik üretimi yaygınlaşıyor

Yeşil alanları ve doğayı korumak. Ağaçların karbon salımını dengelemede çok önemli bir rol üstlendiği unutulmamalı.

Alışverişlerde yerli ürünleri tercih etmek. İthal ürünlerin ulaşım ve transfer süreci oldukça yüksek miktarda karbon salımına neden oluyor.

Son olarak evsel atıkları azaltmak. Bunun için pek çok yöntem bulunuyor. Örneğin tek kullanımlık ürünler yerine birden fazla kullanabileceğiniz ürünleri tercih etmek ya da geri dönüştürülebilir ürünleri kullanmak gibi.

İşletmeler açısından baktığımızda da birçok yöntem söz konusu. Bu yöntemlerin en başında fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynakları kullanmak geliyor.

Enerji verimliliği sağlayacak teknolojiler ile karbon yakalama ve depolama teknolojileri kullanmak bir diğer yöntem. Ayrıca bunların yanı sıra etkili atık yönetim uygulamaları, ağaçlandırma çalışmalarıyla yeşil alanların korunmasına yönelik uygulamalar ile yıllık periyotlarda karbon ayak izini hesaplayarak elde edilen verileri kamuoyu ile paylaşmak da uygulanması gereken en etkili yöntemlerden.

Bugün sera etkisinin başlıca sebebi olarak görülen karbon emisyonunu diğer bir ifadeyle karbon ayak izini azaltmak iklim kriziyle mücadele sürecinde ilk sırada yer alıyor.

Karbon ayak izimizi olabilecek en hızlı şekilde azaltmayı başaramazsak insanlık için tablo giderek kararacak. Bozulan mevsim döngüsü, iklim koşullarında yaşanan ani değişimler, temel besin kaynaklarının üretiminde sorunlar yaşanmasına neden oluyor.

Artan kuraklık gelecekte yaşanabilecek kıtlığın en önemli habercisi. Buzulların her geçen gün eriyişi ise buz katmanlarının içinde donmuş halde bulunan pek çok virüs ve bakterinin yayılma potansiyelini güçlendiriyor. Bu durum bilim insanlarının değerlendirmelerine göre gelecekte insanlığın yeni salgınlarla mücadele edeceği anlamına geliyor. Artan buharlaşmayla birlikte toprak kayması, sel, kasırga gibi doğa afetlerin tüm dünyada yaygınlaşacağı tahmin ediliyor. Değişen iklim koşullarına ayak uyduramayan pek çok canlı türü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Tüm bunlara bağlı olarak ekolojik dengenin bozulması ise an meselesi.

Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Programı’nın yayınladığı verilere göre dünya genelinde 1990 yılından bu yana sera gazı emisyonları %50 oranında artmış durumda. Kısacası insanlık büyük bir küresel krizin eşiğinde. Karbon ayak izinin azaltılması konusu bugün tüm dünya ülkelerinin ve insanların en öncelikli gündemi olmalı.