Tekno Haber AKINSOFT 04 Şubat 2010 (0) (1416)

İnovasyon Firmalar İçin Bir Yaşam Biçimi Haline Getirilmeli

Milli Prodüktivite Merkezi (MPM) Güneydoğu Anadolu Bölge Müdürü Mustafa Balaban, yaşamın her alanında değişimin giderek artan bir hızla yaşandığını bildirdi.

MPM Güneydoğu Anadolu Bölge Müdürü Mustafa Balaban, yaptığı açıklamada, ekonomik, sosyal, kültürel ve teknolojik alanda meydana gelen gelişmelerin, firmalar arası rekabetin ulusal sınırların dışına taşınmasına ve rekabet şartlarının değişmesine yol açtığını ve artık iş hayatının şartlarının değiştiğini belirtti. Balaban, günümüzde zorunluluk haline gelen yüksek kaliteli ürünlerin düşük maliyetle üretilerek müşterilere zamanında ulaştırılmasının, artık her firma tarafından sağlanır duruma geldiğini ifade etti.

Firmaların kar marjlarını değil, piyasadaki varlığını belirleyen küresel rekabet koşullarının, iş dünyasını değişim yapmaya yönelttiğini dile getiren Balaban, küresel rekabet koşullarının işletmeleri, çevrelerinde meydana gelen değişimi zamanında algılayarak, çevrenin beklentilerine cevap verebilen, hatta bunların da üzerine çıkarak çevrenin beklenti düzeyini yükselten rekabet stratejileri izlemeye zorladığını kaydetti.

Balaban, “Küresel rekabet koşullarında, yenilik yaparak ürün, hizmet, süreç ve yöntemleri ile farklılaşmayı başarabilen, bunu bir yaşam biçimi haline getirebilen firmalar rekabet avantajı yakalayabilmekte, bunu uzun süre koruyabilmektedir. Yeni ya da önemli ölçüde iyileştirilmiş bir ürün, süreç veya yöntemin geliştirilerek ekonomik ve toplumsal fayda sağlayacak hale getirilmesi olarak tanımlanan inovasyan (yenilik); teknolojik, ekonomik, sosyal ve yönetimsel boyutları olan bir kavramdır. Yenilik yapmak, yüksek risk taşıyan projelere, sabırla para akıtmayı gerektirebilmektedir. Fakat, ne yazık ki inovasyon girişimlerinin tümü başarılı ile sonuçlanmamaktadır. İnovasyon projelerinin başarısızlıkla sonuçlanma ihtimalinin en aza indirilebilmesi için, İnovasyonun firmalar için bir yaşam biçimi haline getirilmesi gerekmektedir. Bu da inovasyonun, etkin bir şekilde yönetilmesi ve firma içinde, yeniliklerin sürekliliğini sağlayacak yapılanmanın gerçekleştirilmesi ile mümkün olmaktadır. İnovasyonun, sürekli hale getirilmesi ve işletme için sürdürülebilir rekabet avantajına dönüştürülebilmesi için, yenilik yönetiminin işletmenin vizyonu, misyonu ve amaçları doğrultusunda gerçekleştirilmesi gerekmektedir.”

İnovasyon faaliyetlerinin başarısının, firmaların, stratejik amaçlarıyla bütünleşik ürün ve hizmetleriyle farklılaşmalarını sağlayacak hamleleri tanımlamayan inovasyon stratejileri geliştirebilmelerine bağlı olduğuna dikkat çeken Balaban, şöyle devam etti: “Önceleri doğrusal olarak tanımlanan inovasyon süreci, günümüzde pazarda başlayıp pazarda biten etkileşimli bir süreç haline gelmiştir. Bugünün işletmesi, varlığını devam ettirebilmek için müşterileri, tedarikçileri, dağıtım kanalları, ortakları ve bilim ve teknoloji kaynakları ile daha sıkı ilişkiler kurmak, firma içi ve dışı tüm kaynaklardan bilgi akışı sağlamayı, öğrenmeyi yaşam biçimi haline getirmek zorundadır. İnovasyon, süreklilik gerektiren bir faaliyet olduğu için, firmalarda, yeniliği teşvik edici mekanizmaların varlığı veya eksikliği, firmalardaki inovasyon faaliyetlerinin başarısında büyük ölçüde belirleyici olmaktadır. İnovasyonun sürdürülebilir rekabet avantajına dönüşmesi için yeniliğin, zorunluluk haline geldiğinde yapılan bir faaliyet olarak görülmemesi ve yenilik faaliyetlerinin sürekliliğinin sağlanması gerekmektedir. İnovasyonu destekleyen bir işletme ortamının sahip olması gereken unsurların işletmeye kazandırılması ile yenilik faaliyetlerinin sürekliliği sağlanabilmektedir. Başarılı inovasyon faaliyetlerinde bulunan firmaların sahip olduğu niteliklerin başlıcaları; üst yönetimin yeniliğe desteklemesi, müşteri odaklılık, etkin teknoloji yönetimi, yenilik kültürü ve iklimi oluşturulması, çalışanların gelişiminin desteklenmesi, yenilikle ilişkili firma vizyonu, aktif organizasyon yapısı, firma içi ve dışı etkin iletişim, ekip çalışması, çapraz fonksiyonel proje takımları ve örgütsel öğrenmenin sürekliliği olarak ifade edilmektedir. Firmalarda, yeniliklerin başarısını etkileyen faktörlerle ilgili uygulamaların geliştirilerek yeniliğin, etkin bir şekilde yönetilmesi ve firma içinde gerçekleştirilen bu yapılanmanın, devlet ve eğitim-araştırma kurumları ile stratejik bir işbirliği içinde işlemesi ile birlikte yenilik, hem firmalar hem de ülkeler için sürdürülebilir rekabet avantajının kaynağı haline dönüşmektedir”.

Benzer Yazılar