TEKNOLOJİ SİZİ KORKUTUYOR MU?

Hepimizin yeri geldiğinde kullandığı bir cümledir; “Şimdiki çocuklar ne kadar şanslı.” Muhakkak doğruluğu da vardır. Pek çoğumuzun daha birkaç yıl önce tanıştığı cep telefonları, playstationlar, bilgisayarlar ve daha pek çok şeyle onlar doğar doğmaz tanışıyorlar. Bir bebek doğduğunda onu göremeyen uzaktaki bir yakınına internet aracılığı ile gösteriliyor ve bebek teknoloji ile tanışıyor daha gözlerini bile açamamışken.
Bu açıdan bakıldığında teknolojinin güzellikleri hepimizi mutlu ediyor. Bazen ileride gerçekleşecek teknolojik yenilikleri hayal gücümüze sığdıramıyoruz.  Kendi kendimize “Bir gün şu da olacak ama ben görür müyüm bilmem.” diyoruz. Bazen de hayal gücüne bile sığdıramadığımız bir teknolojinin kötü olduğunu sanıyoruz. Teknoloji konusunda pek çok öngörü işin uzmanları tarafından da belirtiliyor zaten. Uçan arabalar, yemek hapları, kimlik kartları yerine göz retinasından tanınarak tüm işlemlerin yürütülebilmesi, hayatımıza robotların girişi ve bunun gibi binlerce varsayım. Bazen de bu düşünceler korkutuyor bizi. Özellikle hayatımıza robotların girmesi düşüncesi en çok korkulan nokta. İnsanlar işsiz kalmaktan, insanlar arasındaki ilişkilerin yok olmasından korkuyor ve soğuk bir dünya olarak hayal ediyor teknolojinin yayılmasını.
Bizi korkutan tüm bu gelişmelerin bir gün var olacağını biliyoruz. Belki sandığımız kadarının gerçekleşmesi hayli zaman alacak ancak her geçen gün daha da yaklaştığımızı varsayarsak, görme ihtimalimiz de artıyor. En yakın örnek olarak sizlere AKINSOFT’un robotik çalışmalarını ve 2015 vizyonu olan robotların seri üretime geçme projesini verebiliriz. Çok değil bundan birkaç sene sonra AKINSOFT robotları her yerde karşımıza çıkacak. Belki bir restaurantta sipariş alırken, belki bir alışveriş merkezinde broşür dağıtırken veya daha farklı sektörlerde. Konuya olumlu yaklaşarak teknolojide yaşanan tüm bu değişikliklerin bize katacaklarını hesapladığımızda getirisinin çok daha fazla olduğunu görebilirsiniz. Düşünsenize bütün beden gücü gerektiren işleri robotlar, makineler yapıyor, sadece düşünce gücüyle istediğiniz her yerde olabiliyor, istediğiniz her şeyi yapabiliyorsunuz, bu gün sizi yoran, strese sokan pek çok şey hayatınızda olmayacak. Tedavi edilemeyen hastalık kalmayacak ve insanlar henüz doğmadan tüm hastalıklardan arınmış olacak. Kulağa oldukça hoş geliyor değil mi? Tüm bu gelişmelerin içerisinde yer almamız zamanı geldiğinde kaçınılmaz olacak. Konuya bu açıdan bakarak teknolojiyi kabullenmek ve daha yararlı nasıl kullanılacağının peşine düşmek gerek.
Peki tüm bunların sağlanması için ihtiyacımız olan şey nedir? Neden bu yenilikler şimdi ya da geçmişte yapılmadı da ileride bir gün olacağını düşünüyoruz? Veya neden bu konu hakkında bir şeyler yapmaya çalışmak yerine başkalarının yapmasını bekliyoruz? Türk halkı olarak tarihe baktığımızda imkânsız denilen pek çok şeyi başardığımızı görürüz. Hatta bu konuda ulu önder Atatürk  ‘Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!’ demiştir gençliğe hitabesinde. Bu sözü sadece savaşlarda başarı kazanmak için düşünmemeli, günümüz şartlarına yorumlayarak teknolojiyi geliştirmek için de kullanmalıyız. İleride bir gün sadece teknoloji ile dünyaya hâkim olunabileceğini düşünerek, söz sahibi olmak için kendimizi geliştirmeli, teknolojik gelişimlere katılmalı veya yardımcı olan firmalara destek vermeliyiz.
Biz AKINSOFT ailesi olarak ülkemizin geleceğini düşünerek hız verdiğimiz robotik teknolojileri alanındaki çalışmalarımızın ilk meyvelerini toplamaya başladık. Protatipini çıkardığımız PNCR-1 ve AKINCI-1 isimli robotların Türk ve Dünya basınında büyük ilgi görmesi, ileride çıkaracağımız yapay zekaya sahip robotların, insan yaşamında nelere fayda sağlayacağının göstergesi olmuştur. İnancımız Türkiye’nin bir gün teknoloji ile anılması yönündedir ve aslında çalışmalarımız bu inanç çerçevesinde ilerlemektedir.
Gelecekte teknolojinin etkinliğini düşünürsek, çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak için onlara yapacağımız en güzel yatırımlardan biri de teknolojinin doğru kullanılmasını öğretmek olduğunu anlayabiliriz. Evet biz AKINSOFT olarak ülkemiz adına üzerimize düşeni yapıyoruz. Ancak çocuklar için örneğin; internet, sadece oyun oynama, sosyal paylaşım sitelerinde gezinme olarak biliniyor ve pek çok çocuk sadece bu amaçları güderek bilgisayar başına geçiyor. Okullarda internetin asıl kullanım amacına yönelik eğitimlerin verilmemesi, anne ve babaların internette çocuklarına girme dedikleri sitelere kendilerinin girmeleri, onların bu yaklaşımlarına en büyük etken. Bir çocuğun pek çok kişilik özelliğinde anne-babasının veya eğitim alma şeklinin etkisini düşünürsek, teknolojiye yaklaşımını da aynı ölçüde değerlendirdiğini anlayabiliriz. Bundan onlarca yıl sonra bir gün, çocuğunuzun büyüdüğünü ancak zamanında teknolojiyi doğru kullanamadığı için ülkemizin gelişmediğini düşünün. Şu an geride kaldığı için sürekli savaş baskısıyla yaşayan veya gelişmiş ülkelerin sömürüsünde olan ülkelerden bir farkımız kalmayacak, gerekli bilinci vermezsek. Bu noktada teknolojiyi kabul etmek ve elimizden geleni yapmak kalıyor geriye. Tüm konuyu özetleyen bir sözle tamamlamak istiyorum yazımı.
‘Günümüzde toplumları yönetmek bilgiyi yönetmektir. Bilgiyi yönetmek de ancak teknoloji ile mümkündür.’ Özgür AKIN

akinsoft_egitim_muduru_figen_eserHepimizin yeri geldiğinde kullandığı bir cümledir; “Şimdiki çocuklar ne kadar şanslı.” Muhakkak doğruluğu da vardır. Pek çoğumuzun daha birkaç yıl önce tanıştığı cep telefonları, playstationlar, bilgisayarlar ve daha pek çok şeyle onlar doğar doğmaz tanışıyorlar. Bir bebek doğduğunda onu göremeyen uzaktaki bir yakınına internet aracılığı ile gösteriliyor ve bebek teknoloji ile tanışıyor daha gözlerini bile açamamışken. Bu açıdan bakıldığında teknolojinin güzellikleri hepimizi mutlu ediyor. Bazen ileride gerçekleşecek teknolojik yenilikleri hayal gücümüze sığdıramıyoruz.  Kendi kendimize “Bir gün şu da olacak ama ben görür müyüm bilmem.” diyoruz. Bazen de hayal gücüne bile sığdıramadığımız bir teknolojinin kötü olduğunu sanıyoruz. Teknoloji konusunda pek çok öngörü işin uzmanları tarafından da belirtiliyor zaten. Uçan arabalar, yemek hapları, kimlik kartları yerine göz retinasından tanınarak tüm işlemlerin yürütülebilmesi, hayatımıza robotların girişi ve bunun gibi binlerce varsayım. Bazen de bu düşünceler korkutuyor bizi. Özellikle hayatımıza robotların girmesi düşüncesi en çok korkulan nokta. İnsanlar işsiz kalmaktan, insanlar arasındaki ilişkilerin yok olmasından korkuyor ve soğuk bir dünya olarak hayal ediyor teknolojinin yayılmasını. Bizi korkutan tüm bu gelişmelerin bir gün var olacağını biliyoruz. Belki sandığımız kadarının gerçekleşmesi hayli zaman alacak ancak her geçen gün daha da yaklaştığımızı varsayarsak, görme ihtimalimiz de artıyor. En yakın örnek olarak sizlere AKINSOFT’un robotik çalışmalarını ve 2015 vizyonu olan robotların seri üretime geçme projesini verebiliriz. Çok değil bundan birkaç sene sonra AKINSOFT robotları her yerde karşımıza çıkacak. Belki bir restaurantta sipariş alırken, belki bir alışveriş merkezinde broşür dağıtırken veya daha farklı sektörlerde. Konuya olumlu yaklaşarak teknolojide yaşanan tüm bu değişikliklerin bize katacaklarını hesapladığımızda getirisinin çok daha fazla olduğunu görebilirsiniz. Düşünsenize bütün beden gücü gerektiren işleri robotlar, makineler yapıyor, sadece düşünce gücüyle istediğiniz her yerde olabiliyor, istediğiniz her şeyi yapabiliyorsunuz, bu gün sizi yoran, strese sokan pek çok şey hayatınızda olmayacak. Tedavi edilemeyen hastalık kalmayacak ve insanlar henüz doğmadan tüm hastalıklardan arınmış olacak. Kulağa oldukça hoş geliyor değil mi? Tüm bu gelişmelerin içerisinde yer almamız zamanı geldiğinde kaçınılmaz olacak. Konuya bu açıdan bakarak teknolojiyi kabullenmek ve daha yararlı nasıl kullanılacağının peşine düşmek gerek. Peki tüm bunların sağlanması için ihtiyacımız olan şey nedir? Neden bu yenilikler şimdi ya da geçmişte yapılmadı da ileride bir gün olacağını düşünüyoruz? Veya neden bu konu hakkında bir şeyler yapmaya çalışmak yerine başkalarının yapmasını bekliyoruz? Türk halkı olarak tarihe baktığımızda imkânsız denilen pek çok şeyi başardığımızı görürüz. Hatta bu konuda ulu önder Atatürk  ‘Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!’ demiştir gençliğe hitabesinde. Bu sözü sadece savaşlarda başarı kazanmak için düşünmemeli, günümüz şartlarına yorumlayarak teknolojiyi geliştirmek için de kullanmalıyız. İleride bir gün sadece teknoloji ile dünyaya hâkim olunabileceğini düşünerek, söz sahibi olmak için kendimizi geliştirmeli, teknolojik gelişimlere katılmalı veya yardımcı olan firmalara destek vermeliyiz. Biz AKINSOFT ailesi olarak ülkemizin geleceğini düşünerek hız verdiğimiz robotik teknolojileri alanındaki çalışmalarımızın ilk meyvelerini toplamaya başladık. Protatipini çıkardığımız PNCR-1 ve AKINCI-1 isimli robotların Türk ve Dünya basınında büyük ilgi görmesi, ileride çıkaracağımız yapay zekaya sahip robotların, insan yaşamında nelere fayda sağlayacağının göstergesi olmuştur. İnancımız Türkiye’nin bir gün teknoloji ile anılması yönündedir ve aslında çalışmalarımız bu inanç çerçevesinde ilerlemektedir. Gelecekte teknolojinin etkinliğini düşünürsek, çocuklarımıza güzel bir gelecek bırakmak için onlara yapacağımız en güzel yatırımlardan biri de teknolojinin doğru kullanılmasını öğretmek olduğunu anlayabiliriz. Evet biz AKINSOFT olarak ülkemiz adına üzerimize düşeni yapıyoruz. Ancak çocuklar için örneğin; internet, sadece oyun oynama, sosyal paylaşım sitelerinde gezinme olarak biliniyor ve pek çok çocuk sadece bu amaçları güderek bilgisayar başına geçiyor. Okullarda internetin asıl kullanım amacına yönelik eğitimlerin verilmemesi, anne ve babaların internette çocuklarına girme dedikleri sitelere kendilerinin girmeleri, onların bu yaklaşımlarına en büyük etken. Bir çocuğun pek çok kişilik özelliğinde anne-babasının veya eğitim alma şeklinin etkisini düşünürsek, teknolojiye yaklaşımını da aynı ölçüde değerlendirdiğini anlayabiliriz. Bundan onlarca yıl sonra bir gün, çocuğunuzun büyüdüğünü ancak zamanında teknolojiyi doğru kullanamadığı için ülkemizin gelişmediğini düşünün. Şu an geride kaldığı için sürekli savaş baskısıyla yaşayan veya gelişmiş ülkelerin sömürüsünde olan ülkelerden bir farkımız kalmayacak, gerekli bilinci vermezsek. Bu noktada teknolojiyi kabul etmek ve elimizden geleni yapmak kalıyor geriye. Tüm konuyu özetleyen bir sözle tamamlamak istiyorum yazımı. ‘Günümüzde toplumları yönetmek bilgiyi yönetmektir. Bilgiyi yönetmek de ancak teknoloji ile mümkündür.’ Özgür AKIN

Benzer Yazılar