Söz Uçar Fotoğraf Kalır


Selçuk Üni. İletişim Fakültesi Fotoğrafçılık ve Grafik Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Metin Kasım ile Fotoğrafçılık üzerine söyleşi

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Kastamonu’nun Tosya ilçesinde doğdum. İlk ve ortaöğrenimimi Tosya’da tamamladım. 1985 yılında yetenek sınavı ile kazandığım TRT Gençlik Korosu çalışmalarıma 1992’ye kadar devam ettim. Bu dönemde Emel Sayın, Ahmet Özhan, Zekai Tunca, Bülent Ersoy gibi birçok ünlü sanatçıya TRT konserlerinde vokalistlik yaptım. 1986’da girdiğim Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’nu 1990’da bitirdim. Bu okulda Mümtaz Soysal, Ahmet Taner Kışlalı ve daha birçok duayenden dersler aldım. Zorlu bir eğitim olmasına rağmen, hocalarımdan çok şey öğrendiğimi düşündüğüm için iyi ki de orada okumuşum diyorum. 1990-1991 arası 1.5 yıl Ankara Büyükşehir Belediyesi Radyosu’nda yayın yönetmeni olarak çalıştıktan sonra, bitirdiğim Fakülteye radyo ve televizyon bölümü uzmanı olarak girdim. 4.5 yıl Ankara İletişim’de görev yaptıktan sonra, S.Ü. İletişim Fakültesi Dekanı Nurettin Güz’ün teklifi üzerine 1996 yılında Selçuk İletişim’e Öğretim Görevlisi olarak geçtim. Radyo ve fotoğraf derslerinin yanı sıra Radyo Üniversite’nin de koordinatörlüğünü yürüttüm. 2007’de Yrd.Doç., 2012’de ise Doçent kadrosuna atandım. 2007 yılından bu yana da Fotoğrafçılık ve Grafik A.B.D. Başkanlığını yürütüyorum.

Fotoğraf çekmeye nasıl başladınız?

Üniversite 2. sınıftayken fotoğraf çekip para kazanayım istedim. Zenit marka bir Rus makinesi aldım. Makineye film taktırmak için fotoğrafçıya gittiğimde fotoğrafçının “okullular bu işi bilmiyorlar” tarzında eleştirileri ile karşılaştım. Oysa dersini bile almamıştım henüz. O gün karar vermiştim. Ben fotoğrafı öğrenecektim, hatta bu işin kitabını yazacaktım. Hayatımda üç şey için bunu yapamazsın dediler. Çocukluğumda saz çalmak istedim, beceremezsin dediler. İlk isyanım bu söze idi; ilkokulda mandolinle başladım enstruman çalmaya. Bugün evimde 6 çeşit enstrümanım var ve hepsini de çalıyorum. İkinci isyanım aileme idi: Lise 1’de sınıfta kaldığım zaman ağabeyim, ablam ve babam “bu çocuk okumaz” dediler. “Eğer ben de Metin isem, okuyup hepinizin başına hoca olacağım.” dedim. Şimdi üniversitede hocayım. Üçüncü isyanım fotoğrafçıya idi. “Mektepliler bu işi yapamıyorlar” dedi: Bugün üniversitede fotoğrafın dersini veriyorum ve bu konuda yazılmış 2 adet kitabım var. Keşke insanlar daha çok şeyi yapamayacağımı söyleselerdi belki bugün daha çok şey yapmış olacaktım.

Öğrencilik yıllarınız nasıl geçti?

Ankara Üniversitesi’nde öğrenci iken 2. Sınıftan itibaren ticari amaçlı fotoğraf çekmeye başlamıştım. Ders yükü ve fotoğrafın yanısıra hafta sonları da Ankara Radyosu’na koro çalışmaları için giderdim. Dönemin ünlü sanatçıları Ahmet Özhan, Zekai Tunca, Bülent Ersoy gibi sanatçılarının TV konserlerinde vokalistlik yapardım. Türkiye’nin tek TV kanallı döneminde ben ayda 1-2 defa televizyona çıkardım. Okuldaki hocalarım ve arkadaşlarım beni orada görürlerdi. Hem televizyona çıkan hem kampüste fotoğraf çeken tanınmış bir sima idim. Bu faaliyetler yanında konser, tiyatro gibi sosyal faaliyetleri de kaçırmamaya gayret ederdim. Üniversite hayatım boyunca boşta geçen zamanım hiç olmadı benim. Hep bir yerlere, bir şeylere yetişmek için koştururdum. Bu koşturmalarım hiçbir şekilde boşa gitmedi. Birçok işi daha ben istemeden bana teklif ettiler. İlk işim Belediye Radyosu, ikinci işim Ankara İletişim ve üçüncü işim Selçuk İletişim’e hep teklif alarak başladım.

İletişim Fakültesi Grafik ve Fotoğrafçılık Ana Bilim Dalı hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Fotoğrafçılık ve Grafik Anabilim Dalı, Radyo Televizyon Sinema Bölümü içerisinde bir bilim dalı. Bina sıkıntısı nedeniyle müstakil bir bölüm kuramıyoruz. Fakültemizdeki Gazetecilik, Halkla İlişkiler, Reklam ve Radyo Televizyon Sinema bölümlerinin hepsinde hem teorik hem uygulamalı olarak fotoğrafçılık eğitimi veriyoruz. Şehir içi ve şehirlerarası fotoğraf gezileri ve söyleşileri düzenliyoruz, sergiler yapıyoruz. Türkiye’deki İletişimler içinde en başarılı fakültelerden biriyiz. İletişimciler arası yarışmalarda 5 yıl üst üste Türkiye’nin en çok ödül alan fakültesi olduk. Önceden Selçuk Üniversitesi nerede diye sorarlardı gittiğimiz yerlerde şimdi ise aranan marka olduğumuzu herkes biliyor.

metin_kasim_2İyi bir fotoğrafçı nasıl olmalıdır?

İyi bir fotoğrafçı ilk önce hayatı, kendisini ve etrafını sevmeli. Baktığını görmeli. Güzelliğe gıptayla bakabilmeli ve paylaşabilmeli. Çirkinlikleri ise ortadan kaldırabilmek için çaba sarfetmeli. Öyle fotoğraflar vardır ki bir dünya savaşı başlatabilir. Ya da öyle fotoğraflar vardır ki bir dünya savaşını bitirebilir. Görüntülerin dikkatle seçilmesi gerekir. Fotoğraf görmek ve göstermektir. Baktığını göremeyen birçok insan fotoğraf eğitimi sayesinde görmeyi öğrenir. Çünkü söz uçar fotoğraf kalır. Fotoğrafın kelime anlamı da zaten ışık yazı demektir.

Fotoğrafçının yazdığı şey aslında tarihtir. Fotoğrafçı bunun bilincinde olmalıdır.

Fotoğrafçılık anlamında ileriye dönük hedefleriniz neler? Bunun için çalışmalarınız var mı?

2010 yılında Avrupa Birliği’nin de destek verdiği uluslararası ortak bir proje yaptık. Kültürler arası karşılaştırmaları içeren bir projeydi. Bu uluslararası proje kapsamında ben de bir fotoğraf sergisi açtım. 2010 yılında 1 yıl Almanya’ da bulundum. Orada kültürler arası farklılıkları gözlemledim ve fotoğrafladım. Sanıldığı gibi medeniyetin kalbi sadece Avrupa’ da atmıyor. Biz onlara göre medeniyetin sınırlarını aşmışız. Bunları gördüğüm, şahit olduğum için söylüyorum. İlerleyen dönemlerde çeşitli ülkeler ile Türkiye arasındaki kültürel farklılıkları fotoğrafla anlatan projeler yapmak istiyorum. Şu an sponsor bulamadığımız için yeni sergiler açamıyorum. İnsanlar sanata yatırım yapmıyor ne yazık ki. Maalesef birçok insan bana maddi anlamda ne getirisi olur diye düşünüyor.

Teknolojiyi en iyi kullanan biri olarak AKINSOFT hakkında neler söylemek istersiniz?

Son yıllarda Türkiye’ de teknoloji büyük bir atak yaptı. Ve AKINSOFT ben de varım diyerek varlığını güçlü bir şekilde hissettiriyor. Kendini kanıtlayan bir firma. Konya’ da ilk ve teklerden… İşini iyi, ciddi ve donanımlı yapıyor. Dünya çapında bir marka olma yolunda ilerliyor. Büyük firmalar büyük 3 şehirden çıkar düşüncesini AKINSOFT yıktı. Anadolu’dan da böyle firmaların çıktığını gördük ve görmeye devam edeceğiz. Buna inancım tam. Yönetim Kurulu Başkanınız Özgür AKIN’ın inanılmaz bir kapasitesi var. Özgür Bey inanmış, işini sevmiş, genç, idealist ve başarılı bir insan. Böyle işadamlarıyla gurur duyuyorum. Teknolojiyi tüketmeyip, üretimini yapan insanlara saygım sonsuzdur. Bu insanlara teşekkürlerimi sunuyorum. Başarılarınızın devamını diliyorum.

Benzer Yazılar