İkonium Keçe Atölyesi

Bize biraz kendinizden ve İkonium’daki görevinizden bahsedebilir misiniz?
İsmim Rabia Girgiç 18 sene önce Arjantin’den Konya’ya geldim. Halı ve kilim alıp, bu işi öğrenip, memleketimde satacaktım. Bir arkadaşımla birlikte geldiğim Konya’da Keçe Ustası Mehmet Bey ile tanıştım. Bizi bir atölyeye götürdü ve burada el becerim sayesinde desen çizmeye başladım. Çocukluğumdan beri el maharetim vardı fakat hangi alanda kullanacağımı bilmiyordum. O küçük atölyede desen çizmeye başlayınca bu işi yapmam gerektiğini anladım ve çok hoşuma gitti. 3 ay için geldiğim Konya’da ilk gelişimde 6 ay kaldım. 6 ay sonunda Arjantin’e döndüm fakat orada mutlu değildim. Aileme Türkiye’ye gitmek ve Konya’ya yerleşmek istediğimi anlattım. Nerede mutlu olacaksam orda olmam gerektiği konusunda ailemden de destek alınca, 1995 senesinde Konya’ya gelerek yerleştim. Tek tanıdığım olan Mehmet Beyin yanında çalışmaya başladım ve senelerdir bu işe gönülden bağlanarak birlikte farklı çalışmalara imza attık.

Keçe nasıl yapılır nerelerde kullanılır kısaca anlatır mısınız?
Keçe yapımında koyun yünü kullanıyoruz. Yünleri ithal ya da yerli araştırıp en uygun malzemeyi seçiyoruz. Bu atölyemizin dışında bir yerimiz daha var burada yünler doğal boya ile bizim kontrolümüzde boyanıyor yıkanıp tarandıktan sonra bu atölyeye geliyor. Bu yünleri kullanarak çeşitli ürünler yapıyoruz.
Düz bir keçe parça yapabilmek için pamuklu bir kumaş üzerine yün lifini istenilen kalınlıkta yayarak zemin hazırlıyoruz. Hazırladığımız parçayı sabunlu (zeytinyağlı sabun) su ile ıslatarak plastik hasır kalıp içerisine koyup rulo yaparak sarıyoruz. 1 saat boyunca tepiyoruz. Tepme işlemi eskiden ayakla yapılırmış, şimdi işi biraz kolaylaştırıp makina ile bu işi yapıyoruz. 1 saat tepme işleminden sonra kalıptan çıkarıyoruz. Pamuklu kumaş üstte kalacak şekilde masanın üzerine koyuyoruz. İstediğimiz bir deseni renkli yünleri kullanarak sabunlu su ile yerleştiriyoruz. Bütün desen bittikten sonra tekrar hasır kalıp içerisinde 1 saat daha tepiyoruz. Kalıptan çıkardıktan sonra elde pişirme işlemini yapıyoruz. Elde keçeleşene kadar pişirmeye devam ediyoruz. Bunun belli bir süresi yok, yapan usta elindeki tam oldu diyene kadar bu işlem devam ediyor. Bittiğinde başlangıç ölçüsünden neredeyse yarıya ölçü düşüyor. En son çamaşır makinesinde yıkıyoruz ve düz bir zeminde sererek kurutuyoruz, istersek ütülenebilir.

Unutulmaya yüz tutmuş bir sanatı icra ediyorsunuz? Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Evet unutulmaya yüz tutmuş ama son zamanlarda hatırlanıyor. İlgilenenler ve meraklıları artmaya başladı. Özellikle yerli, yabancı turistler çok fazla ilgi gösteriyor. Ürünlerin nasıl yapıldığını gördüklerinde daha çok etkileniyorlar. Bu ilgi de bizi mutlu ediyor. Böyle güzel sanatlar unutulmamalı ve sürdürülmeli diye düşünüyorum.

Sektörünüz Türkiye’de hak ettiği ilgiyi görüyor mu?
Eskiden keçe yere sermek için daha büyük ebatlarda yapılmaktaydı. Şu anda daha modern ve küçük parçalar yapıyoruz. Bunun başlıca sebebi temizliğinin kolay yapılabiliyor olması. Geleneksel teknik ile farklı materyaller kullanarak keçeyi geliştirmeye çalışıyoruz. İpekli, pamuklu kumaşlarla yünü birleştirerek ortaya yeni ürünler koyuyoruz. Özellikle Sikke (Semazen başlığı), ipek üzerine keçe şallar, atkı, yelek, ceket, şapka, çanta, pano, toka gibi ürünler yapıyoruz. Keçeden yapabileceklerimizi deniyoruz. Yaptığımız bütün ürünlerin çamaşır makinesinde yün programında herhangi bir deterjanla yıkanabiliyor olması ve ürünlerin de aksesuar amaçlı olması ilgiyi artırıyor. Fakat geleneksel sanatlara çok az değer verildiğinden ilgi beklediğimizden ve olması gerekenden daha az. Bu durum da bizleri üzüyor.


Konya’da bu alanda faaliyet gösteren nadir mekanlardan biri olarak bu konuda neler söylemek istersiniz?
Keçe bir Türk kültürü, eskiden birçok alanda kullanılırken sanayileşmenin etkisiyle eski önemini yitiriyor. Konya bu sanatı devam ettiren sayılı yerlerden bir tanesidir. Eskiden daha çok ihtiyaç için kullanılırken şu anda daha dekoratif ve aksesuar olarak uygulanıyor.

Geleneksel bir iş yaparken teknolojiyi de kullanıyor musunuz?
Elbette teknolojiden faydalanıyoruz. Geleneksel teknik ile farklı materyaller kullanarak keçeyi geliştirmeye çalışıyoruz. İpekli, pamuklu kumaşlarla yünü birleştirerek ortaya yeni ürünler koyuyoruz. Keçe yaparken kullandığımız tepme işlemi, eskiden ayakla yapılırmış, şimdi işi biraz kolaylaştırıp makina ile yapıyoruz. Bu ve bunun gibi birçok örnek verebiliriz. Sadece yapımı aşamasında kullanmıyoruz teknolojiyi. Pazarlama ve satış içinde teknolojiden faydalanıyoruz. İnternet üzerinden ürünlerimizi sergileyerek, satışını gerçekleştirebiliyoruz. Teknoloji sayesinde de bir çok farklı ülkeye, ürünlerimizi tanıtma imkanı buluyoruz. Bu açıdan teknoloji bizim için çok önemli.

İleriye yönelik hedefleriniz neler? Yeni projeleriniz var mı?
İleriye yönelik çalışmalarımız şu anda reel anlamda yok ama bu işi ve ürünleri insanlara sevdirmeye yönelik çalışmaları sürdürüyoruz.

Rabia Girgiç Kimdir?
Keçe ustası Rabia Girgiç, 1963 yılında Arjantin’de doğmuştur. 1994 yılında turist olarak Mevlana’yı ziyaret amacıyla geldiği Konya’da Mehmet Girgiç ile tanışarak keçe ile buluşmuştur. Başlangıçta Mehmet beye halı, kilim ve keçe ile çalışmalarında yardım etmektedir. Daha sonra bu işe gönül vererek öğrenmiş, kendisini geliştirmeyi başarmıştır. Mehmet beyin dedesinden kalma bu mesleği geleneksel yönleriyle öğrenmiş, atölyede çalışan; Büşra Karakaya (El Sanatları-Yüksek Lisans), Ferya Gül (Halkla İlişkiler ve Tanıtım-Yüksek Lisans), Gonca Gül Ok (El Sanatları Öğretmeni) ile birlikte yeni fikirler ortaya koymaktadır.

 

Benzer Yazılar