Konya İl Sağlık Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hasan KÜÇÜKKENDİRCİ ile Organ Bağışının önemini konuştuk

Konya kamuoyunda belirtildiği gibi ‘Sağlık üssü’ oldu mu?
Son yıllarda yapılan sağlık yatırımları sayesinde Konya’nın adeta ‘Sağlık Üssü’ne dönüştüğü bir gerçektir. Konya Numune Hastanesi ve Konya Diş Hastanesi inşaatlarımız hızla devam etmektedir. Akşehir, Ereğli, Karapınar, Seydişehir, Ilgın, Beyşehir ve Çumra Devlet hastanesi inşaatlarımızın da tamamlanması ile birlikte Konya sağlık alanında pek çok şehrin gıpta ile bakacağı ve örnek alacağı bir sağlık şehrine dönüşmüş olacaktır. Karatay İlçesi’nde yapılacak olan Karatay Bölge Hastanesi ihalesi de kısa bir süre içerisinde neticelendirilecek ve orada da çalışmalar başlayacaktır.

112 Acil Servis çalışmaları hakkında da bize bilgi verebilir misiniz?
112 Acil Servis’e gelen ihbarlarla ilgili olarak en kısa sürede olay yerine ambulansın ulaşması için özverili bir çalışma yapılmaktadır. Tabi olay yerine en kısa sürede varmak için yeterli altyapının oluşturulması lazım. Biz göreve geldiğimiz günden itibaren bunun için yoğun bir çaba sarf ettik. Gelinen noktayı rakamlarla açıklamak yerinde olacaktır. 2002 yılında Konya’da acil servis istasyon sayımız 14 iken biz bugün itibari ile bu sayıyı 60’a çıkardık. Yani 10 yıl önce 130 bin kişiye 1 istasyon düşerken şimdi bu sayı 30 bin kişiye 1 istasyon şekline gelmiştir. İstasyon sayımızla birlikte ambulans sayımızın da hızla artması vatandaş memnuniyetini de artırmıştır.

112 Acil Servis’te son yıllarda hava ambulansının da sıkça kullanıldığına şahit oluyoruz. Şehrimizde hava ambulansının kullanılma oranı nedir? Hangi durumlarda hava ambulansı devreye girmektedir?
Ambulans helikopterimiz sayesinde çok sayıda vatandaşımız hayata tutunmuştur. Hava ambulansı ile ilimizin en ücra köşesindeki acil yardım vakalarına en kısa sürede ulaşmak mümkün hale gelmiştir. 2012 yılında 195 vakaya ambulans helikopterimiz ile müdahalede bulunulmuştur. Hava ambulanslarında taşınan hastaların yüzde 44’ünü kalp rahatsızlıkları, yüzde 23’ünü çarpmalara bağlı travmalar, yüzde 12’sini nörolojik hastalıklar, yüzde 6’sını yeni doğanlar, yüzde 5’ini solunum yetmezliği ve yüzde 10’unu diğer rahatsızlıklar oluşturmaktadır.

Organ nakli yapmak isteyen birinin izlemesi gereken yolu kısaca anlatır mısınız?
Doku ve Organ nakli konusunda bağışta bulunmak isteyenlerin en büyük tereddüttü “Acaba ben ölmeden organlarımı alırlar mı? ”düşüncesidir. Organları alınacak kişi tıbben ölmüş olandır. Bu süreçte anestezi, nöroloji, beyin cerrahi ve kalp hastalıkları uzmanlarından oluşan bir ekip “beyin ölümü” kararını verir ve kişiye tıbben yapılacak tüm müdahaleler yapılmadan organ bağışı konusu gündeme gelemez. Ayrıca beyin ölümü kararını verecek ekiple organ naklini yapacak ekip farklı doktorlardan oluşmaktadır. Yasaya göre 18 yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının bir bölümünü veya tamamını bağışlayabilir. Kişiler istedikleri zaman bağıştan vazgeçebilirler.
18 ve üstünde bir yaşta olup akli dengesi yerinde olan kişiler hastanelere veya sağlık müdürlüklerine başvurarak organlarını bağışladığına dair bir belgeyi, iki tanık önünde doldurup, doku ve organ bağışı kartı alabilir. Ayrıca organ bağışınızı yakınlarınıza bildirmeniz önemlidir. Cebinizden bağış kartı çıksa bile o acılı anda yakınlarınız karşı çıktığı takdirde organ nakli söz konusu olamaz.

‘HER BAĞIŞ, YENİ BİR HAYATTIR’
3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası nedeniyle açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hasan Küçükkendirci; “Kişilerin sağlığı yerinde olmayınca yiyecek ekmeğin, giyecek kıyafetin hiçbir anlamı olmayacaktır. Yapacağınız organ bağışlarıyla insanlarımızın hayata dönmesini sağlayabilirsiniz” dedi.
Organ bağışının kişilerin yapabileceği en kutsal ve en anlamlı bağış olduğunun altını çizen Küçükkendirci; “Organ bağışı kişilerin yapabileceği en kutsal en anlamlı bağıştır. Yapılan bir başka bağışla başkalarına aş, iş, barınacak yer ve kıyafet temin edebilirsiniz ama asla onları yeniden hayata döndürecek; çarpan bir kalp, nefes alan bir akciğer, görmesini sağlayacak bir kornea ya da pankreas, karaciğer, böbrek, sağlayamazsınız” dedi.
Ülkemizde “Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi”nin 2001 yılında kurulduğunu ve o günden bu yana ciddi mesafeler kat ettiğini vurgulayan Küçükkendirci; “Sistemin amacı, adil bir dağılım ile bilimsel kurallar ve tıbbi etik anlayış çerçevesinde, organ ve dokularda uygun olanı mümkün olan en kısa sürede en uygun hasta ve koordinasyon merkezlerine teslim etmektir” şeklinde konuştu.
Kurulan bu sistemin kaynağını canlıdan veya kadavradan (ölüden) alınan organ ve dokular oluşturmaktadır diyen Küçükkendirci; “Ülkemizde yapılan organ nakillerine bakıldığında; sayısı ve tıbbi olarak başarısı en yüksek ülkelerden biriyiz. Ancak temin edilen organların sayısı incelendiğinde canlıdan alınan organ sayılarının yüksekliği dikkat çekicidir. Hem biz sağlık çalışanlarının hem de halkımızın organ bekleyen hastalara karşı olan görevi, kaybettikleri sağlıklarını yerine koyabilmek için organ bağışının artması ve toplum bilincinin yükseltilmesidir” dedi.
Her yıl organ nakli için sırada beklerken binlerce vatandaşın hayatını kaybettiğine de vurgu yapan Küçükkendirci; “Her yıl organ beklerken hayatını kaybeden yaklaşık 6.000 vatandaşımızın olduğu unutulmamalıdır. Kasım 2013 itibariyle bekleme listelerinde 20.827 Böbrek, 393 Kalp, 2.045 Karaciğer, 39 Akciğer, 235 Pankreas bekleyen 23.304 hasta olduğu bunun yanında 4.848 Kornea bekleyen vatandaşımızın olduğunu, hiç aklımızdan çıkarmamalı ve bu bilinçle hareket etmeliyiz” dedi.
“2012 yılında ilimizdeki nakil merkezlerinde 14 Böbrek, 7 Karaciğer, 40 Kornea. 2013 yılında ise 12 Böbrek, 8 Karaciğer, 62 Kornea nakli gerçekleştirilmiştir. Bu durum ilimizdeki Nakil Merkezlerinin, 112 Acil Hizmetlerinin, Yoğun Bakım Hizmetleri ve Organ Nakil Koordinasyon hizmetlerin başarısının göstergesidir.” diyen Küçükkendirci; “Unutulmamalıdır ki bizim ve yakınlarımızın bağışladığı organlar, bir başkasının yakınını, evladını, ya da ana babasını kurtaracak onları hayata bağlayacaktır. Organ bağışına engel değil vesile olalım. Her bağış, yeni bir hayattır.” diyerek sözlerini tamamladı.

Hasan KÜÇÜKKENDİRCİ Kimdir?
1968 yılında Konya’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Konya’da tamamladı. 1991 yılında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1991 yılında o zamanki adıyla SSK Zindankale Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Dispanseri’nde hekim olarak göreve başladı. Aynı yerde 1997-1998 yılları arasında Başhekimlik görevinde bulundu. 2003 yılından beri de Sağlık Müdürlüğüne atanıncaya değin Zindankale Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde Başhekimlik görevini sürdürdü.
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı alanında, “Ortaokul çağı çocuklarında depresyon prevelansı (sıklığı)” konulu tezi vererek 2000 yılında Doktora eğitimini tamamladı. 2013 Yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda Yrd. Doç. Dr. ünvanı aldı. Evli ve bir çocuk babası. Orta düzeyde İngilizce biliyor.

Benzer Yazılar