Karadeniz Müziğinin Huzur Veren Sesi RESUL DİNDAR

Liza Çiçeğimi de alarak katıldığım AKINSOFT Ailesine, bu bilişim yolculuğunda başarılar dilerim.

resul_dindarKarmate’nin çoğulluğundan bireyselliğe uzanan inançlı bir müzik serüveni… Bu yolculuktan bahsedebilir misiniz?
Karmate bir oluşumdu, ben kendi adıma, inançlarım, hedeflerim, gönlüm ve yürüdüğüm yol adına orada misyonumu tamamladığımı düşündüm. Bazı fikir ayrılıkları, huzurun eksilmesi, 8 kişinin bir arada müzik yapabilmesi ve duygu paylaşabilmesi durumlarındaki aksaklıklardan dolayı sadece ben değil 4 müzisyen arkadaşım ile birlikte ayrıldık Karmate grubundan. Daha kendim olabileceğim, yüreğimle adımlar attığımda 8 kişinin değil de, yanlışıyla doğrusuyla kendi sorumluluğumu yürütebileceğim bir yol istedim. Benim değirmenim, benim karmatem artık kendi özgürlüğünde, gönlümün özünden geldiğince dönmeliydi. Buna inandım. Huzurum olsun, müziğim yüreğimce ses olsun istedim. Benim için karmate bir grubun ismi değil sadece, bir yaşam biçimi, hayat felsefesidir anlayabilene, yaşayabilene… Şimdi ki huzurumla daha doğru, daha doğal aktarabileceğim bendeki karmatenin etkisini…

1982’nin Artvin’i… Karadeniz’in doğasında büyüyüp yetişme masalınızı anlatır mısınız?
Artvin-Hopa doğumluyum. Yaşamımın büyük bir kısmını memleketimde geçirdim. Yaklaşık dört yıl süreyle şarkılarımı, beslendiğim topraklarda icra ettim. 2008 yılının Temmuz ayında “Karmate” grubunun kuruculuğunu ve grubun solistliğini üstlendim. Karmate grubu müzik yolculuğu boyunca “Nani” ve ” ” adlarıyla iki albüm çıkardık. 2012’de Karmate grubundan ayrılıp, kendi inandığım gönlümün doğrultusundaki müzik yolculuğuma devam etme kararı aldım ve ardından “Divane” albümüyle yolculuğumun ilk emeğini paylaşmış olmanın huzurunu ve mutluluğunu yaşadım… Yine yakın zamanda çıkacak olan ikinci solo albümüm “Dalgalan Karadeniz” ile yoluma devam etmekteyim.

Yaptığınız müzik her ne kadar ”etkin” olarak nitelendirilse de; siz icra ettiğiniz müziği nasıl tarif ediyorsunuz?resul_dindar_konser-(11)
Müzik, bir yaşam biçimi, nefes almanın melodik bir yansıması benim için. Sadece sahnelerde, albümlerde değil her alanda, her tür ve her şekilde var olandır. Nerde ve nasıl olduğu önemli değil… Mesela bir tını yakalar yüreğimi, o ezgiye kapılır giderim. Yağmurun yapraklara düşerken çıkardığı sesler, dahası doğayı takip ederken hissettiklerim müziğin temelidir benim nazarımda. Yaşamımla büyüyen içimdeki ruhtur müzik.

Sizce Karadeniz müziğinin karakteri ve endemik olmasının sebebi nedir?
Karadeniz doğasının yansıması olduğunu düşünüyorum endemik olarak değerlendirilebilmesini… Özgün ezgileri, ağıtları, destanları, horonları aslı itibariyle aktarıldığında tüm coğrafyaların yüreğini sızlatan ortak bir dil oluşuyor mutlaka.

Kartonette yer alan “Düne yakın, bugünün farkında, yarının başındayım.” cümlesi, bir hayat felsefesi mi yoksa yalnızca albüme yön veren bir armoni mi?
Hissederek ve dahası yaşayarak dillendirdiğim bir sözdür. Yönümü, yolculuğumu tanımlayan bu üç aşamanın hayatımda ve müziğimde birlikte hareket etmesi de diyebiliriz. Aynı hassasiyetle sevdiğimiz, hüzünlendiğimiz, keyiflendiğimiz türküler gibi bu bakış açımın da farkında olduklarını ummak istiyorum.resul_dindar3

Kemençe, tulum, Fuat Saka ve Kazım Koyuncu… Karadeniz müziğinin insanların hayatında farklı bir yer edinmesinin sebebi nedir?
Müziğin birleştiriciliği, bütünleştiriciliği ve evrensel dili hakim kılışı bizler için bir şanstır. Bu şansı iyiye dair; umuda, barışa ve emeğe yol olarak değerlendirebilmekse, yürekli olan tüm müzik insanlarının içinde duyduğu bir sorumluluk olması gerekiyor. En azından öyle olduğunu umut etmek istiyorum, bu yolda yürürken sesimizin daha gür çıkabilmesi için… Küreselleşme süreci maalesef müziğimizi ve kültürlerimizi de farkında olmadan yozlaştırıyor. Kolay tüketime, üretmeden sahip olma arzusuna sürüklüyor. Bizlerin amacı yüzyıllık türkülerimizi, ağıtlarımızı, destanlarımızı, horonlarımızı yapısını bozmadan, yüreğimizden geldiğince yeni yüzyıla aktarmak olduğu için ve bu samimiyeti dinleyici hissettiği için seviliyor sanırım Karadeniz müziği… Aynı zamanda yaşamsal bir sorumluluk bu, hissedebildiğim için mutluyum.

Karadeniz’in organik doğasından ayrılıp, İstanbul’da yaşamaya başlamak zor olsa gerek… İstanbul’a ayak uydurmakta zorlandığınız oluyor mu?
Benim yaşama dair edindiğim duruş “Bulunduğun yere göre değişme, bulunduğun yeri değiştir.” anlayışı olduğu için, Karadeniz’den uzakta da olsam içimde yaşattığım Karadeniz’i günlük yaşamımda zaten hissediyorum, aktarıyorum ve ilişkilerime yansıtıyorum. Uzakları yakın etmeye çalışıyorum işte türkülerle, çok darlanınca “Yağarsa yağmur yağar ben zaten islanmişim…” diyorum, hafifletiyorum. Karmaşık bir durum varsa üretimlerim de biriktirdiklerimle doğru orantılı olarak gelişiyor zaten.

Katılmış olduğunuz AKINSOFT 10. Bonus Dönemi Ödül Takdim ve Tatil Organizasyonu hakkında neler söylemek istersiniz?
Oldukça keyif aldığım bir ekip çalışmasının içerisinde, müziği hep birlikte hissetmek ve farklı ezgilerle de yaşamak mutluluk vericiydi. Dilerim farklı şehirlerde de buluşuruz yeniden… Kültürümüzü gurbette anmak ve anlamak için…

Bu organizasyon sonrasında yazılım, bilişim ve robotik çalışmalara karşı ilginizde değişmeler gözlemlediniz mi?
İlgili olduğum bir alan zaten. Mutlaka artış gösterecektir sizin ekipten aldığım bilgilerle 🙂

Son olarak hayranlarınıza ne söylemek istersiniz?
Aynı gönülden hissettiğimiz ezgiler kadar sonsuzlar ve iyi ki varlar. Yürünecek yolumuz uzun, umudumuz ve yarınımız bir olsun. Sevdamız ve huzurumuz daim olsun isterim.
Yeni albümümde de kocaman bir aile olmak dileğiyle…
“Gönlüm kocaman bir deniz
Dalgalan Karadeniz…”

Benzer Yazılar