Mevlana Üniversitesi Mevlana Sosyal Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Şadi AYDIN ile Mevlana’yı anmak ve anlamak…

0
2905

mevlana1
Şadi Bey Merhaba, röportaj talebimizi geri çevirmediğiniz için teşekkür ederiz. Öncelikle bize biraz kendinizden ve Mevlana Üniversitesi Sosyal Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezindeki görevlerinizden bahsedebilir misiniz?

Bendeniz yaklaşık 20 yıldır akademik camianın içindeyim. 40 yıllık hayatımda hep hakikati aradım. Bazen hakikate çok yakın bazen de çok uzak olduğumu hissettim. Ama hep aradım. O’nun aramakla bulunmayacağını biliyorum ancak O’nu bulanlar sadece arayanlardır. Arayanlardan birisi olarak Konya’ya 2011 yazında geldim. Mevlana Üniversitesi, Mevlana Sosyal Araştırmalar Merkezi (MEVSAM) müdürü olarak vazifeye başladım. Daha önce yurt içi ve dışında birçok eğitim kurumunda çalıştım. Hz. Mevlana’ya hizmet etmenin bir şeref olduğunu bilerek onun düşünce, fikir ve görüşlerine hizmet etmeye başladım. Üniversitemiz ve merkezimiz yeni kurulmasına rağmen Mevlana ile ilgili çok mühim işlerin altına imza attı. Onlarca konferans, seminer ve panelin yanında çok önemli kitaplar neşretti. Hem de birkaç dilde; Türkçe, İngilizce, Arapça, Rusça, Korece, Boşnakça, Türkmence.. Yeryüzünde “Mevlana ve Barış” konulu ilk çalışmayı merkezimiz uzmanı kıymetli dostum Doç. Dr. Elvir Music Boşnak dilinde neşretti. Bununla birlikte Mevleviliğin en mühim eserlerinden Hz. Sultan Veled’in Divanı’nı birkaç ay önce Farsça’dan Türkçe’ye tercüme ettik. Mevlana ve Mevlevilik tarihi ile ilgili çok müthiş eserler üzerinde çalışıyoruz. Bu konuda yapılacak çok iş var.

Vefatının üzerinden neredeyse 750 yıl geçmiş olmasına rağmen eserleri ve manevi varlığıyla yaşamaya devam eden ve yüzlerce yıl önce söylediği sözlerle adeta şimdi söylenmişçesine yolumuza ışık tutan Mevlana’nın hayatını sizden dinleyebilir miyiz biraz ?

Zahiren Mevlana’nın babası Bahauddin Veled’in Harezmşah ile anlaşamaması neticesinde Mevlana ailesi çok sevdikleri ülkelerinden Hac maksadıyla ayrılmışlardır. Onlar oradan ayrıldıkları vakit Anadolu adeta bir sulh adacığı idi. Birçok âlim ve düşünür farklı coğrafyalardan Anadolu’ya akın etmişti. Mevlana ve ailesi Harezm’den ayrıldıklarında kendisi oldukça genç idi. Ancak harika bir kabiliyet ve istidat sahibi idi. Uygun bir zemin ve toprak arıyordu meyve vermek için. İşte Anadolu ona uygun vasatı sunmuştu. Mevlana’yı bir kültür nakledicisi olarak da görebiliriz. Harezm ve Horasan’ı Anadolu’ya nakleden bir kültür ve fikir insanı. Bahauddin Veled’den sonra Hz. Mevlana’ya babasının talebesi Seyyid Burhaneddin Muhakkık-ı Tirmizî rehberlik etmiştir. Hz. Mevlana’nın hayatını iki döneme ayırmak mümkündür. Hz. Şems-i Tebrizî’den önceki ve sonraki dönem. Şems’ten önceki dönemde Mevlana’nın hayatı oldukça durağan sayılırdı. Evden medreseye medreseden eve gidip gelen bir zahir âlimi. Neredeyse hiçbir taşkınlık ve coşkunluğu bulunmayan bir deniz. Lakin Hz. Şems’ten sonra med-ceziri hiç eksik olmayan bir okyanus gibidir. Eserlerinin en mühimi olan Divan-ı Kebir ve Mesnevi Şems’ten sonraki döneme aittir. Hususen Divan-ı Kebir bütünüyle bir coşkunluk eseridir. Mevlana gibi büyük şahsiyetler zaman ve mekânla sınırlı değillerdir. Dolayısıyla hayatları ve sözleri hakikatin tefsiridir. Bunun içindir ki hal ve kelamları her zaman için güzel, etkileyici ve sihirlidir. Bugün dünyanın bütün coğrafyalarında onun eserleri okunuyor ve ona büyük bir hayranlık duyuluyor.

mevlana3Peki sizce bir Mevlevi’nin yaşantısı ve ahlakı nasıl olmalı?

Günümüzde sadık ve samimi Mevlevî oldukça nadirdir. Maalesef Mevlevilik tarikatı diğer tarikatlar gibi devam etmemektedir. Folklor havası ve görsellik Mevleviliğe hâkim gibi görünüyor. İnsanlar şahsi gayretleriyle Mevlevi olabilirler mi bilemiyorum fakat bugün Mevlevilik tarikatı için bir otoriteden bahsetmek mümkün değildir. Kanımca modern insan sadece kadim Mevlevi kültürünü öğrenerek benimseyip içselleştirerek, eserleri mütalaa ederek Mevleviliği içinde duyup hissedebilir. Mevlevilik halk içinde Hak ile olabilmektir. Kâinatın ahengini duyabilmek ve onu yaratana ve yarattıklarına vefalı ve saygılı olabilmektir. Mevleviliğin insana, hayvana, bitkiye, eşyaya ve çevreye karşı duyarlılığı çok hassastır. Kısacası Mevlevilik, her yönüyle incelik, zarafet ve edeptir. Tıpkı ney ve rebabın ince ve zarif tınısı gibi.

Mevlevilik bir hayat felsefesidir. Öyleyse Mevlana bir İslam filozofu mudur sizce?

Mevlevilik bir yaşam tarzıdır. Hayata bakışı nezaket ve zarafetle anlamlı hale getirir. Mevleviliğin bir hayat felsefesi olduğu söylenebilir fakat Mevlana için filozof tabirini kullanmak onu ifade de çok eksik kalır. Hz. Mevlana öncelikle bir İslam âlimidir. Tefsir, hadis, fıkıh, kelam vb. ilimlerde rüçhaniyeti vardır. Dolayısıyla o bir âlim-i külldür. Âlim, muallim, edib, müfessir, fakih, muhaddis, mütekellimdir. Allah’ın bu topraklara bağışladığı mükemmel bir rehberdir.

Mevlana sevgi ve hoşgörü anlamında insanlığa yol gösteren alimlerin başında gelir. Peki, Günümüzde Mevlana’nın insanlığa sundukları ne kadar anlaşılmaktadır?

O yüce insanı anlamak için önce okumak gerekir. Okuyan bir toplum değiliz. Zaten onu aslından değil çevirilerinden okuyoruz. Malumunuz Hz. Mevlana’nın bütün eserleri Farsça’dır. Bugün onu aslından okuyup anlayabilecek insanımızın sayısı çok sınırlıdır. Durum üzücü ancak gerçek bu.

Mevlevilik denince ilk akla gelenlerden sema ve semazen ne demektir? Semazen olabilmek için nasıl bir eğitimden geçmek gerekiyor?

Sema; duymak, işitmek, hissetmek demektir. Yani Allah’ı varlıkta duymak ve hissetmektir. Sema, bu duyuş ve hissediş neticesinde beş duyunun kendine olan hâkimiyeti kaybetmesi ve vücudun cezbeye gelerek harekete geçmesidir. Sema eden kimseye semazen denir. Semazen olabilmek için önce Mevleviliğe talip olmak gerekir. Yani önce Mevlevilik sonra semazenlik. Şimdiki zamanlarda meydanlarda dönen birçok kimseyi görüyoruz ki Mevlevilik adına hiçbir şey okumamış, o kültürden bî-haber, ancak dönüyor. İşte onunki sema değil sadece dönmektir. Mevlevi dergâhlarında bulunan veya bu dergâhlara devam eden dervişler kendi yeteneklerine göre farklı sanatları öğrenir ve icra ederlerdi: Kitabet, edebiyat, hat, tezhip, musiki, İslami ilimler vs. Bütün bunlarla birlikte semanın öğrenilmesi belli nizam ve kaidelere bağlı olarak ilgili dedenin gözetiminde birkaç aylık bir eğitimle kolayca mümkün olabilirdi.

Mevlana “Bu Dünya’da herkes bir şey olmaya çalışırken, sen hiç ol” sözleriyle bize ne anlatmak ister?

Bir şey olmaya çalışmak, bir şeye sahip olmaya gayret etmenin en birinci vasıtası benliktir. Olmak ve sahip olmak için benliğe yani nefse ihtiyaç vardır. Ancak kendi benliğimiz dışında da bir sürü benlik olmaya ve sahip olmaya çalışır çabalar. İşte çatışma, vuruşma ve kavganın sebebi budur. Bundandır ki çatışmasız ve savaşsız bir mülk ve dünya için Hz. Mevlana bizi hiçliğe ve hiç olmaya davet eder.

Son olarak yaptığı teknolojik çalışmalarla adından sıkça söz ettiren AKINSOFT hakkındaki görüşlerinizi almak ister ve bu keyifli sohbet için tekrar teşekkür ederiz.

AKINSOFT Konya’mızın önemli bilişim ve teknoloji şirketlerinden biri. Piyasaya sunduğu yazılım programları dolayısıyla adından sıkça bahsettiriyor. Bütün insanlığın işlerini kolaylaştırmaya yönelik önemli faaliyetler gösteriyor. Üretime, istihdama ve ekonomiye ciddi katkıda bulunuyor. Yirmi yılını başarıyla geride bırakmış yerli şirketimize başarılar diliyorum. Hayırlar fethola..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here