Tekno Haber AKINSOFT 18 Mayıs 2016 (0) (3772)

MİMAR SİNAN

akinsoft_inovax_mimar_sinanOsmanlı İmparatorluğu’nun birçok anlamda dünya tarihine damgasını vurduğu yükselme döneminin en ünlü şahsiyetlerindendir Mimar Sinan. Aslen Kayseri’nin Ağırnas köyündendir fakat çocuk yaşta Yavuz Sultan Selim zamanında devşirilerek İstanbul’a getirilmiştir. Genç, zeki ve dinamik kişiliğiyle dikkat çeken Sinan, aldığı eğitimler arasından kendisine mimarlığı seçmiş ve bu alanda uzmanlaşmak istemiştir. Devrinin önemli mimarları yanında han, çeşme, türbe yapımlarında bulunmuş, yıllarca farklı yapıların inşaatlarında çalışmıştır. Asıl uzmanlık alanı askeri yapılar olan Mimar Sinan, farklı birçok alanda şaheser sayılabilecek eserler vermiş ve Osmanlı tarihine damgasını vurmuştur.

Kayserili Mimar Sinan, tarih sahnesinde ilk kez Mohaç Meydan Muharebe’sinde duyurmuştur adını. Mohaç Meydan Muharebesi’nde Kanuni Sultan Süleyman’a on üç günde Prut Nehri üzerine inşa etmeye söz verdiği köprüyü, tam da söylediği vakitte bitirerek Osmanlı’nın savaşı kazanıp Macaristan’ı almasında büyük rol oynamıştır. Sinan köprünün yapımında kullandığı farklı teknik ve sınırlı imkanlarla vaktinde bitirdiği iş ile dehasını ortaya koymuştur. Mimar Sinan bu başarısından sonra Kanuni tarafından mimarbaşılığa getirildi. Mimar Sinan katıldığı birçok seferde Suriye, İran, Irak, Mısır; Balkanlar, Viyana, Güney Avrupa gibi yerleri görerek buralardaki mimari eserleri inceleme şansını yakaladı. Beyazıd Camii’nin ustası devrin en meşhur mimarlarından olan Mimar Hayrettin ile tanıştı ve onun eserlerini inceledi. Mimar Sinan nasıl ustalaştığını kendi ağzından Sai Çelebi’ye yazdırdığı Tezküret’ül Bünyan’da şöyle anlatıyor: ‘’Ben, Tanrı’nın bu değersiz kulu, Sultan Selim Han’ın gülbahçesini andıran saltanat yıllarında devşirildim. Kayseri sancağından erkek çocuğu devşirilmesi o devirde olmuştur. Acemioğlanlar’ın kurallarına uygun yolları izleyerek, dülgerliğe kendi isteğimle girdim. Ustalarımın yanında sürekli çalışıp, mesleğimde ilerlemeyi amaçladım. Yükselmek ve kendimi göstermek için fırsat gözledim. Bu sıradaki en büyük arzum ülkeleri gezip görgümü artırmaktı.’’ Sinan’ın mimarbaşı olmadan önce verdiği Halep’teki Hüsreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesi dikkat çeken eserleri arasındadır.

Mimar Sinan yaşadığı süre içerisinde ve başmimarlığında birçok esere imzasını atmıştır. Cami, medrese, su kemeri, mescit, kervansaray, türbe, köprü, darüşifa ve saray yapmıştır. Eserlerinin sayısı hala bir kesinlik kazanmış değildir. Çıraklık eserim diye adlandırdığı Şehzade Camii’ni İstanbul’un Fatih ilçesinde inşaa etmiştir. Camii, Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Saruhan Sancak Beyi iken 22 yaşında ölen oğlu Mehmed adına yaptırılmıştır. Mimar Sinan’ın üç abide sayılacak eserinin ilk ayağı olan Şehzade Camii’nin yapımına 1544’te başlanarak cami 1548’de tamamlanmıştır. Bir rivayete göre, 90’lı yıllarda camide yapılan restorasyon sırasında bir inşaat mühendisi, kemerlerin içine gizlenmiş cam şişe içerisinde bir mektup bulur. Osmanlıca olan bu mektup, kemerlerin yaklaşık 400 sene içinde çürümüş olacağı ve yenilenmek isteyeceği için, yapıyı yenilemeye çalışan ekibe bir yol gösterme niteliğinde Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Sinan mektubunda yapıda kullandıkları taşları Anadolu’nun neresinden getirdiklerinden kemerin inşaasının en ince ayrıntısına kadar birçok faydalı bilgiye yer vermiş. Mimar Sinan’ın restorasyon sırasında gelecek neslin zorlanacağını düşünmesi 400 yıl dayanacak bir not bırakması eserlerine verdiği önemin ve onların nesilden nesile aktarılması için duyduğu sorumluluğun yanında bilge kişiliğinin de bir göstergesidir.

Kalfalık eserim dediği Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. 1550-1557 yılları arasında Kanuni Sultan Süleyman adına yapılmıştır. İstanbul’da yaşanan birçok büyük deprem nedeniyle Mimar Sinan, caminin yapımında temelin 1 yıl oturmasını istemiştir. Bunu işiten İran Şahı, Osmanlı’nın maddi sıkıntıya düştüğünü düşünerek Kanuni Sultan Süleyman’a bir sandık dolusu mücevher gönderir. Bu duruma çok sinirlenen Sultan Süleyman, Sinan’ı huzuruna çağırarak mücevherleri camiinin temelinde kullanmasını emreder. Mimar Sinan mücevherleri 3 şerefli minarelerden doğuya bakan minarede kullanır. Camiinin çevresinde hastane, medrese, hamam, kütüphane, aşevi gibi birçok yapı bulunuyor. Mimar Sinan Süleymaniye Camii’ne dört adet minare yapmıştır. Bunun sebebi ise Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’un fethinden sonra 4. padişah olmasıdır. Süleymaniye Camii’nin en önemli özelliği akustiğidir. Büyük usta camiide tüm seslerin her yerden duyulması ve akustiğin mükemmel olması için caminin çevresine ve içinde bazı yerlere boş küpler yerleştirmiştir. Yapının ihtişamı ve büyüklüğü nedeniyle aydınlatılması da çok kolay olmamıştır. Mimar Sinan, binlerce kandil ve mumla aydınlanan camiinin duvarlarının is kaplamaması için en üste bir is odası yapmış ve camiinin tüm islerinin burada toplanmasını sağlanmıştır. Mimar Sinan o odada toplanan islerle kaliteli mürekkep üretmiştir.

Ve Koca Sinan’ın ustalık eseri Edirne Selimiye Camii! Mimar Sinan’ın 80 yaşında yaptığı görkemli bu şaheserde daha önce hiçbir yapısında kullanmadığı farklı teknikler kullanmıştır. Sinan, inşaata başlamadan önce yapıda kullanacağı tüm malzemeyi, yapıyı inşa edeceği alana yerleştirmiş ve alanın yapıyı taşıyıp taşımayacağını görmek için iki yıl beklemiştir. Sinan bu teknikle aynı zamanda zeminin oturmasını da sağlamıştır. Bu şekilde yapı bittikten sonra oluşabilecek kayma ve çatlamaları önlemeye çalışmıştır. Konumu itibariyle Edirne’nin her yerinden görülebilen adeta sefere giden askerleri uğurlayıp, seferden dönüşlerinde karşılayan bir yapıya sahiptir. İnce ve zarif 4 minareye sahip büyük kubbesiyle görkemli Camii, iç tasarımında kullanılan ve döneminin en iyi örnekleri olan taş, mermer, ahşap, sedef ve özellikle çini motifleri ve ince işçilikleri ile kubbe ve kemerlerindeki kalem işleri, mermer döşemeli avlusu ve yapıyla bağlantılı el yazması kütüphanesi, eğitim kurumları, dış avlusu ve arastaşı ile mimarlık sanatının zirve noktasını temsil etmektedir. Edirne Selimiye Camii, 2000 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilmesinin ardından 2011 yılında Dünya Mirası olarak tescillenmiştir.

Mimar Sinan’ın bilinen 84 cami, 53 mescid, 57 medrese, 7 darülkurra, 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 5 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 saray, 8 mahzen, 48 hamam olmak üzere toplam 364 adet kayıtlı eseri bulunmaktadır. Sinan eserlerini çağının ötesine ulaştırabilmek için, yapılarının her ayrıntısıyla titizlikle ilgilenmiştir. Mimar Sinan’ın eserlerinde hiçbir ayrıntı tesadüfe bırakılmamış, her şey ince ince hesaplanmıştır. Koca Sinan, yapılarını hissiyatla değil bilimsel, matematiksel temeller üzerine inşaa etmiş ve bu sayede asırlar sonrasına eserler bırakmıştır. Günümüz teknolojisiyle bile henüz Sinan’ın eserlerinde kullandığı teknik tam olarak çözümlenebilmiş değildir. Özellikle küresel ve pramidal yapılarının dünya üzerinde bir örneği daha yoktur. Mimar Sinan, eserlerinde drenaj adı verilen bir kanalizasyon sistemi de kullanmıştır. Sinan, drenaj sistemini kullanırken, yapının temellerinin sulardan ve nemden korunarak uzun yıllar dayanıklı kalmasını hedeflemiştir. Ayrıca yapının içindeki rutubet ve nemi dışarı atarak soğuk ve sıcak hava dengelerini sağlayan hava kanalları kullanmış. Drenajda bunların dışında; yazın suyun ve toprağın ısınmasıyla oluşan buharın, eserin temellerine ve içine işlememesi için tahliye kanalları yapmıştır. Buharı ve rutubeti tahliye etmek için drenaj kanallarına bağlı olarak uygulamıştır.

Yaşadığı dönemde Avrupa’da Rönesans yaşanırken ve onlarca Avrupalı mimar günümüzde deha kabul edilirken Sinan tarih sahnesine çıkmış ve Osmanlı’da verdiği fevkalade eserlerle mimari bir deha olarak yerini almıştır. Mimar Sinan ölümünden bir süre önce, öldükten sonra defnedileceği türbeyi de kendisi yapmıştır. Türbe Süleymaniye Camii karşısına inşaa edilmiştir. Sinan ölümünün ardından, ön tarafta som mermerden yapılmış bir sebil ve sebilin arkasında 6 sütunlu, üstü kapalı ve yanları açık küçük, sade türbeye defnedilmiştir.

Benzer Yazılar