Tekno Haber AKINSOFT 05 Kasım 2016 (0) (2794)

Asrın Dehası BİRUNİ

biruni_1Yaşadığı döneme damgasını vurmuş dehası çağlar atlamış bir bilgindir Biruni. 973 yılında İran sınırları içinde bulunan Harezm’in merkezi Kas’ta doğmuştur. Asıl adı Ebu Reyhab B. Muhammed olan Biruni, çok küçük yaşlarda babasını kaybetmiştir. Eşinin ölümünden sonra yalnız kalan annesi Biruni’yi çok zor şartlar altında, yakacak satarak büyütmüştür. Biruni bunca zor şartlar altında büyümesine rağmen içindeki sorgulayan ruhu hiçi yitirmemiştir. Her zaman hayata merakla sarılmış yeni bilgiler edinmenin hırsıyla yanıp tutuşmuştur. Bilmek onun için adeta yemek içmek kadar insani ve olmazsa olmaz bir ihtiyaç olmuştur. Okul yaşına geldiğinde Harzemşahların himayesine alındı. Biruni Harzemşahların sarayında, saray adabı ve bilimle yoğrulmuş iyi bir eğitim aldı. Özellikle Harzemşahlar ailesinin bir ferdi olan Ebu Nasr Mansur, Biruni’nin iyi bir eğitim alması için çaba gösterdi. Onun zamanın önemli hocalarından olan İbni Irak ve Abdüssamed b. Hakim’den özel dersler almasını sağladı.
Biruni aldığı dersler, içindeki araştırmacı ruh ve bitip tükenmeyen hırsı ile henüz 17 yaşındayken eserler vermeye başladı. Fakat yaşanan savaş nedeniyle Mü’miniler’in Harzemşah topraklarını alması ve onları tarihten kazımalarıyla Biruni, Kas’ı terk etmek zorunda bırakıldı. İki yıl gibi bir süre doğduğu topraklardan uzak kalan Biruni döndüğünde çalışmalarına kaldığı yerden devam etti. Yaşadığı dönemin ünlü astronomlarıyla rasat çalışmaları yaptı. İlerleyen yaşlarında Gazneli Mahmut’un himayesine girerek burada projelerini sürdürdü. Gazneli Mahmut’un Hindistan seferine katılarak burada başdanışman ve hazine müsteşarı olarak görev aldı. Bir rivayete göre bu seferde karşılarına çıkan bir tüccar Gazneli Mahmut’a bir hikaye anlatmaya başladı. Bu tüccar uzak kuzey ülkelerini gezmiş görmüş biriydi. Gazneli Mahmut’a o ülkelerde üç ay gündüz üç ay gece yaşandığını söyledi. Gazneli Mahmut tüccarın kendisini kandırmaya çalıştığını düşünerek duruma çok sinirlendi. Tüccarın kendisini aptal zannedip akla hayale gelmeyecek hikayeler uydurduğunu düşünmüştü. Tüccar anlattıkları hakkında yeminler etmeye başlayınca Gazneli Mahmut ona “Bana anlattıklarını müneccimbaşıma da aynen anlatacaksın. O sanan inanır, seni doğrularsa ben de inanırım. Yalnız o sana inanmazsa seni çok ağır bir cezaya çarptırırım.’’ der. Gazneli Mahmut’un müneccimbaşı olarak adlandırdığı Biruni’dir. Biruni çok yer gezmiş ama kuzeydeki ülkeleri hiç ziyaret etmemişti ayrıca hiç o taraftan gelen biriyle de sohbet etmemiştir. Öyle ki kuzey ülkelerinin iklimi, coğrafyası ya da gece gündüz durumu hakkındaki bilgileri de hiç kimseden duymamıştır. Biruni hükümdarın makamına gelir ve tüccar anlatmaya başlar. Tüccar anlattıkça Biruni’nin gözlerinde bir ışık doğdu ve gülümsemeye başladı. Çünkü Biruni’nin hesaplarına göre kutuplara yaklaştıkça gece gündüz süreleri aylarca sürüyor olmalıydı. Biruni, tüccarı kendi ilminin bir kanıtı olarak kabul etti. Biruni’nin tüccarı dinlerken çok mutlu olmasına şaşıran Gazneli Mahmut, ona hemen fikrini sordu. Asrın dehası önce bir elma istedi ve başladı konuyu bu elma üzerinden Gazneli Mahmut’a anlatmaya. ‘’Hükümdarım, dünyamız bu elma gibi yuvarlak ve üstten alttan biraz da basık bir şekildedir. Hesaplarıma göre kendi çapında 23 dakika 27 saniyelik bir eğimle dönmektedir. Bu durumda kutupların belli dönemlerde güneşi görmemesi gerekir. Yani benim teorime göre bu tüccarın anlattıkları doğrudur.’’ der. Gazneli Mahmut, ‘’Sarayımın en değerli hazinesi’’ olarak adlandırdığı Biruni’nin sözlerine itimad eder ve tüccarı serbest bırakır.

Biruni Hindistan seferinde, Hintlilerden farklı ilimler öğrenme ve adetleri inceleme fırsatı yakalamıştır. Kendine özgü tasarladığı aletlerle cisimlerin özgül ağırlıklarını hesaplamaya çalıştı. Fakat Biruni’nin imza attığı en büyük başarılar astronomi ve coğrafya alanında oldu. Yıldızların dünyadan uzaklığını hesaplayabilecek metrelerce büyüklükte aletler geliştirdi.
Hindistan fethi sırasında Biruni dünyanın yarıçapını neredeyse gerçek ölçümlerle birebir olarak 6.324.66 kilometre olarak hesapladı. Biruni’nin 1000 yıl önce yaptığı ölçümde, günümüzde en hassas ölçümlerle en gelişmiş aletlerle hesaplanandan yalnızca 15 kilometre yanılması onun mükemmel dehasını gözler önüne seriyor. Dünyanın yuvarlak olduğunu tereddüte mahal kalmayacak şekilde açıklamış oldu. Kendince geliştirdiği araştırma ve öğrenme metodlarıyla Biruni tüm zamanların en büyük bilim insanları arasında hep yerini aldı. Biruni’nin yerçekimi hakkında da araştırmaları oldu. İngiliz Bilim İnsanı Newton’dan uzun yıllar önce dünyanın merkezinin cisimleri kendine çektiğini, bu yüzden dünya dönerken üzerindeki cisimlerin boşlukta savrulmadığını ileri sürdü. Adı Ay haritasında da geçen ünlü deha Biruni, Kopernik’ten tam 500 yıl önce Dünya çekirdeğinin çapını ölçerek Dünya’nın güneş etrafında döndüğünü ispatlamıştı.

Arapça dışında Farsça, İbranice, Rumca, Süryanice, Sanskritçe ve Yunanca’yı da öğrenerek kendini birçok alanda geliştirmişti Biruni. Bildiği farklı diller ona farklı bilgilerin kapılarını açarak ufkunun genişlemesini sağlamıştı. Astronomi başta olmak üzere tıp, fizik, matematik, tarih kronoloji, din gibi birçok alanda 196 adet yüzyıllarca insanlığa kaynak olan mükemmel eser vermiştir. Biruni’nin “El Kanun ElMesudifi’l Hey’e Ve’l Nücum’’ adlı astronomiyle alakalı eseri bugün tüm dünyada ilk astronomi ansiklopedisi olarak kabul edilmektedir. Biruni dünya ve evrenle alakalı ondan önce ileri sürülen tüm görüşleri çöpe atarak Kopernik’ten tam 500 yıl önce Dünya’nın kendi ekseni ve güneş etrafında döndüğünü kanıtlayıp tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Biruni’ye göre gece ve gündüzün değişmesine sebep olan Güneş olamazdı, hem kendi etrafında hem de güneşin etrafında gezegenlerle birlikte dönen Dünya idi. Hristiyan dünyası İncil’e uygun görüşlerin tam aksini iddia ettiği gerekçesiyle bu fikri asırlarca reddetti. Biruni’nin elinde bulunan imkanlardan fazlasına sahip olmalarına karşın bu fikrin yanında olanlarda, fikrin ispatını gerçekleştiremedi. Oysa Biruni elindeki kısıtlı alet ve imkanlarla günümüzde bile halen kabul gören evrensel bilgilere ulaştı. Asırlar sonra İslam bilginleri ve Biruni’nin icat ettiği rasat malzemeleri Batı’ya tanıtıldı. Batıda Hristiyanlar ilk rasathanelerini Türk İslam bilginlerinin icat ettiği aletlerle açtı. Uzun yıllar bilim dünyasında Biruni hep gizli kahraman olarak yer aldı. 20 yüzyıla gelindiğinde ismi Ay haritasına alındı.

Hayattaki en büyük emeli daha fazla araştırmak, bilmek ve öğrenmek olan yalnızca İslam dünyasında değil tüm dünyada devrinin en büyük dehası olarak adlandırılan Biruni 1049’da Gazne’de vefat etti.

Benzer Yazılar