HIV AIDS

0
2563

hiv_aids_2Merhabalar öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Merhabalar, ben Canberk Noyan aktivistim. Pozitif Yaşam Derneği Destek Merkezi koordinatörlüğünü yapıyor ve HIV ile yaşayan bireylerin desteklenmesi için çalışıyorum.

Peki Pozitif Yaşam Derneği’nden bize biraz bahsedebilir misiniz? Kuruluş amacınız nedir, ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
Öncelikle 1 Aralık Dünya AIDS gününü de içine alan yayın döneminizde derginizde HIV Enfeksiyonu’na yer ayırdığınız ve geniş bir kitlenin konudan haberdar olmasına vesile olduğunuz için kurumum adına teşekkür ederim. Derneğimiz 2005 yılında bir grup HIV ile yaşayan birey, aktivist, hekim ve konunun uzmanlarının bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Dernek kurulmadan önce HIV tanısı alan bireylerin birbirleriyle olan bağlantıları mail grubu üzerinden ilerlerken yaşanan sıkıntılar karşısında birlikte mücadele etmek için örgütlenen bir HIV + birey grubundan bahsedebiliriz başlangıç zamanlarında. Derneğimizin kuruluş amacı HIV tanısı almış bireylerin psiko-sosyal olarak desteklenmesi ve gerekli hallerde sağlık, hukuk, beslenme, psikoloji vb. alanlarda gerekli yardımı almalarını sağlamaktır. Bu kapsamda yapmış olduğu faaliyetlerde HIV tanısı alan bireylerin sürece adaptasyonu ve tanı travmalarını atlatmaları hedeflenirken bir sosyal ağ kurularak birbirleriyle iletişim halinde olmaları ve dayanışma zemini sağlanmaktadır.
Süreç içerisinde HIV alanında çalışan tek hasta derneği olarak yabancı ülke temsilcilikleri, BM ve ulusal kamu kurumlarında temsiliyet görevi üstlenmiş, Ulusal AIDS Komisyonu’nun bir parçası olmuştur.
Bir diğer amacımız – aslında bunun ilk amacı destekleyen bir yol olduğunu her fırsatta dile getiririz – toplumun HIV farkındalığını arttırarak, korunma ve test yaptırma bilincini yükseltmek, hastalığa dair yanlış bilgilerin ortadan kaldırılmasıyla HIV ile yaşayan bireylerin sosyal yaşamda ayrımcılığa uğramalarını engellemek. Enfeksiyona dair toplumsal algı ne denli gelişirse yeni tanı sayılarında ve ayrımcılığın yaygınlığında o denli azalma yaşanır.

HIV ve AIDS hakkında toplum olarak sizce ne kadar bilgiliyiz?
Aslında herhangi bir konu hakkında ne kadar bilgiliysek o kadar bilgiliyiz bu konu hakkında da. Ne yazık ki genel kültür ve okuryazarlık düzeyi düşük olan bir toplumuz. Dolayısıyla akademik bilgiye ulaşabilen birey sayısı oldukça az. Popüler kültür ve medya birincil bilgi kaynağı halinde. İş böyle olunca toplumun tüm kesimlerinde hüküm süren bir bilgi kirliliği hakim. Biraz daha spesifik anlatmak gerekirse örneğin bugün sokağa çıksak ve insanlara HIV / HIV Enfeksiyonu nedir diye sorsak on kişiden belki bir kişi bize doğru cevabı verecek geri kalan kısımsa bilmediğini söyleyecektir. Ay soruyu AIDS üzerinden sorarsak on kişiden onu da medyanın pazarladığı ve 1990’lı yıllara ait demode ve geçerli olmayan, damgalayıcı bilgileri bize verecektir.
Burada önemli nokta, bu bilgi kirliliğinin toplumun her kesimine sirayet etmiş olması. Yani hekimler ve tüm sağlık profesyonelleri, siyasiler, yerel yönetimler, kolluk çalışanları dâhil herkes eski ve yanlış bilgilere sahip. Yani uzmanlık alanı HIV olmayan bir hekimin ya da sağlık personelinin söylediklerine salt sağlık çalışanı olduğu için inanmak yanlış bilgilere sahip olmak ve yaymaya neden olacaktır.

HIV ve AIDS hakkında bize bilgi verebilir misiniz? Nasıl hastalıklardır ve aralarındaki fark nedir?
Öncelikle iki farklı hastalığı kıyaslayacakmışız havasını ortadan kaldırmak lazım. Bu iki kavramla iki farklı hastalıktan söz etmiyoruz. HIV korunmasız cinsel ilişki, kontrolsüz kan ve kan ürünleri kullanımı ve anneden bebeğe doğumda ya da anne sütüyle bulaşan, bunların dışında herhangi bir şekilde bulaşması mümkün olmayan bir enfeksiyondur. HIV’in vücuda girmesi ve yerleşmesiyle başlayan süreci HIV Enfeksiyonu olarak adlandırıyoruz. Bu enfeksiyon mevcut teknoloji ile sürekli tedavi edilebilir ve bireylerin normal yaşam sürelerini sağlıklı bir şekilde yaşayabildikleri bir enfeksiyondur. Çok uzun yıllar önce Dünya Sağlık Örgütü tarafından HIV Enfeksiyonu ölümcül hastalıklar listesinden çıkartılıp şeker ve tansiyon hastalıklarıyla birlikte kronik hastalıklar listesine alındı. Enfeksiyonun genel seyrine bakarsak vücuda girdikten sonra 10 – 17 yıl gibi uzun bir süre hiçbir belirti vermeden seyreder. Bu süreç içinde virüs insan bağışıklık sistemi içerisinde yer alan ve savunma mekanizmamızın en önemli yapı taşlarından biri olan Cd4 hücrelerini enfekte eder, içerisinde kendini çoğaltır ve hücreyi parçalayarak yeni hücreleri enfekte etmek üzere kana karışır. Bulgusuz dönemin sonunda bağışıklık sistemi almış olduğu hasarla koruyuculuk özelliğini kaybeder ve normal şartlar altında görülmesi beklenmeyen fırsatçı enfeksiyonlar baş göstermeye başlar. İşte bu enfeksiyonun ikinci aşaması olan AIDS evresidir. Buraya kadar olan anlatımdan ortaya çıktığı gibi AIDS ayrı bir hastalık değil, HIV Enfeksiyonunun ileri dönem bir evresi ya da tablosudur. Bugün medya vb diğer alanlarda HIV Enfeksiyonundan AIDS hastalığı ya da HIV ile yaşayan bireylerden AIDS’li, AIDS hastası olarak bahsetmek yapılan en büyük hatadır.
Bulgusuz dönem veya AIDS evresinde tanı almış olsun fark etmez bireyler düzenli HIV tedavisi olarak eski sağlıklı yaşamlarına geri dönerler ve normal yaşam sürelerini yaşarlar. HIV ile yaşayan bireyler tedavi oldukları sürece hiç kimse için bir tehlike arz etmeksizin sosyal yaşamın içinde negatif bireyler gibi aynı sağlık ve formda yaşamaya devam ederler.
HIV Enfeksiyonuna dair unutmamamız hatta kalın harflerle belirtmemiz gereken noktalar; HIV ölümcül bir hastalık değildir, HIV’in tedavisi vardır, HIV sosyal yaşam içerisindeki hiçbir eylemle ( sarılmak, aynı ortamda bulunmak, çalışmak, eğitim ve tedavi görmekle), ter, idrar, tükürük, gözyaşı, hapşırık ya da öksürükle havaya karışan vücut sıvıları, aynı tabak, çatal, bıçak, havlu, tuvalet kullanımıyla, sivrisinek ve haşere ısırmasıyla, prezervatif kullanılan cinsel ilişkilerle, öpüşmekle bulaşmaz. Dolayısıyla HIV ile yaşayan bir bireyi bize de bulaşır kaygısıyla dışlamak, işinden, okulundan etmek akla, bilime ve vicdana aykırı, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur.
HIV aşka ve evlenmeye engel değildir. Aşkın karşısında aciz bir virüs olan HIV, bireylerin birlikte bir gelecek hayal etmelerine mani değildir. HIV pozitif çiftler uygun yöntemlerle HIV negatif çocuk sahibi olarak sağlıklı aileler kurabilmektedirler.

HIV Enfeksiyonunun belirtileri hakkında bilgi verebilir misiniz? Ne gibi durumlarda şüphe duymalıyız ve bu enfeksiyon nasıl teşhis ediliyor?
Az önce de anlattığım gibi HIV vücuda girdikten sonra çok uzun yıllar bir belirti göstermez. Dolayısıyla enfeksiyona ait spesifik bir belirtiden söz edemeyiz. Bugün internette yer alan belirtiler HIV Enfeksiyonu’nun ilerlemesi sonucu ortaya çıkan fırsatçı enfeksiyonların belirtileridir aslında ve bulaştıktan çok uzun yıllar sonra ortaya çıkar.
HIV’den şüphelenebilmek için HIV açısından hangi davranışların riskli olduğunu bilmek gereklidir ilk önce. Cinselliğin bir tabu olduğu ülkemizde cinsel sağlık eğitimleri ne aile içinde ne de örgün öğretim içerisinde kendine yer bulamıyor. Gençler ergenlik döneminde cinsellikle karşılaştıklarında bu cinselliği nasıl sağlıklı kullanabileceklerine dair bilgiden yoksun olarak kulaktan duyma hikâyelerle cinsel deneyimler yaşamaya başlıyorlar. Peki, nedir risk? Prezervatif kullanılmayan her cinsel ilişki tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklar gibi HIV içinde en temel risktir. Kontrolsüz kan ve kan ürünleri kullanımı, damar içi uyuşturucu madde kullanan bireylerde ortak şırınga kullanımı diğer risk faktörleridir. Eğer bir kez dahi olsa korunmasız cinsel ilişkimiz varsa, kontrolsüz kan ve kan ürünü kullanıldığını biliyorsak, bel soğukluğu, frengi, genital siğil vb. başka cinsel yolla bulaşan hastalık geçirdiysek, verem tanısı aldıysak, tek eşli olmamıza rağmen eşimizin sadakatinden şüphe ediyorsak mutlaka, aktif cinsel yaşantımız varsa da yılda bir kere test yaptırmamız gerekiyor.
HIV çok basit bir kan testiyle teşhis edilen bir enfeksiyondur. Tüm Aile Sağlığı Merkezlerinde, kamu, özel ve üniversite hastanelerinde, özel laboratuvarlarda bu testi yaptırabilirsiniz. Kamu kurumlarında test SGK kapsamında ücretsiz olarak yapılmakta ve hasta mahremiyetine saygı gösterilmektedir. Özel kurumlarda ücret karşılığı birçok testin önerilmesine karşın bu yöntemlere oluk, oluk para harcamak yerine olası şüpheden 45 gün sonra kamu hastanelerinin enfeksiyon hastalıkları yada üroloji, dahiliye polikliniklerine başvurarak ücretsiz olarak ELIZA Anti-HIV testi yaptırabiliriz.

HIV Enfeksiyonu’ndan korunma yolları nelerdir?
Enfeksiyondan en etkili korunma yolu tüm cinsel ilişkilerimizde mutlaka prezervatif kullanmaktır. Kontrolsüz kan ve kan ürünlerinin kullanılmasına izin vermemek, bu ürünleri yalnızca temin etmekle görevli kurumdan temin etmek, damar içi uyuşturucu madde kullanımında ortak enjektör kullanmamak diğer korunma yollarıdır. Yine bir korunma yöntemi olmamakla birlikte HIV’le karşılaşma ihtimalini azalttığı için tek eşli olmak önemli başka bir detaydır.
HIV Enfeksiyonu adına yurt dışında hem eğitmek hem de bu konuda kendinizi geliştirmek adına birçok seminere katıldığınızı öğrendik. Bu seminerler hakkında bilgi almak isteriz.
Bu başlı başına bir söyleşi konusu aslında. Ancak kısaca şunu söyleyebiliriz Türkiye gibi yeni tanı sayılarının astronomik oranda arttığı ülkelerde HIV ile yaşayan bireylerin temsilcilerinin varlığı ve uluslararası temsiliyeti bölgedeki yayılımının dinamiklerinin araştırılması ve aktarılması, hak ihlallerinin duyurulması, damgalama araştırmalarının yapılması ve engellenmesi adına uluslararası kamuoyu yaratılması adına çok önemlidir. Derneğimiz ülkemizi 11 yıldır bu alanda uluslararası eğitim, seminer ve kongrelerde temsil etmekte, enfeksiyon hakkında son gelişmeleri birinci kaynaktan öğrenmekte ve ülkemizde yaşayan pozitif bireylerin seslerini dünyaya duyurmaktadır. Katılmış olduğumuz uluslararası etkinliklerin detaylarına ise internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımızdan ulaşmak herkes için mümkündür.

Sağlık adına birçok teknolojik gelişmeyi takip ediyor olmalısınız. En çok ilginizi çeken teknolojik gelişmeler nelerdir?
HIV ortaya çıktığından beri takip edilmesi çok güç bir hızda bilgi ve teknoloji değişimi yaşandı. Artık öyle bir çağda yaşıyoruz ki HIV Enfeksiyonu adına her hafta yeni bir çalışma yayınlanıyor ve enfeksiyonun bilinmeyen birçok özelliği ortaya çıkıyor. Sevindiricidir ki bilgi ve teknoloji arttıkça HIV’in kontrol edilebilirliği güçlendi ve yaşam kalitesi normale döndürüldü. Bugün tüm pozitif bireyler gibi bizlerinde en yakından takip ettiği bilimsel gelişmeler teknolojilerle üretilen yeni ilaçlar. Mevcut tedavi yöntemine entegre olan ve yan etkileri azaltılmış ilaçların yanı sıra hepimizin gözü artık HIV’i vücutta tamamen etkisiz hale getirecek kalıcı tedavi yönteminin ve ilaçların geliştirilmesinde. Bu alanda batıda birçok önemli araştırma var ve her geçen gün yeni sonuçlar açıklanıyor. Teknoloji kalıcı tedavi açısından umut dolu günler vadediyor.

Akınsoft’un bir ilki gerçekleştirip Türkiye’de robotların seri üretimine geçeceği ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Teknolojiyi kullanmaktan daha önemli olan bir nokta her zaman onu üretebilir olmaktır. Bu sebeple yerli imkânlarla gelişmiş robotların üretilmesi ve aktif kullanımı sunulması hepimiz açısından büyük sevinç kaynağı.
Kendi alanımız üzerinden biraz hayal kurmak gerekirse HIV Enfeksiyonu ile mücadelede aktif olarak kullanılabilecek robotların üretilmesi ve tüm dünyada yerini alması çok büyük bir gelişme olur. Bugün damgalanırım ya da ayrımcılığa uğrarım diye test yaptırmaktan çekinen bireylerin güven içinde gidebileceği robotik test merkezleri neden mümkün olmasın. Buyurun size yeni bir kapı. Fikri bizden geliştirmesi sizden.
Canberk Noyan
Pozitif Yaşam Derneği
Destek Merkezi Koordinatörü

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here