AKINSOFT Genel Merkez AKINSOFT 18 Aralık 2017 (0) (1685)

Alfred Bernhard Nobel

Alfred Bernhard Nobel,  varlıklı bir aile soyundan gelen  mühendis Immanuel Nobel ile Andriette Ahlsell ‘in  üçüncü oğulları olarak, Ekim 1833 tarihinde Stockholm’de dünyaya gelmiştir. Babasının ticari malzemelerle yüklü gemisi battığı için, ailesi doğduğu yıl ciddi bir ekonomik krizin içindedir. Bu sebeple Nobel’in iki abisi de  eğitimlerini yarıda bırakmak ve  sokaklarda kibrit, kağıt, kalem gibi ucuz malzemeler satarak ailenin geçimine katkıda bulunmak durumunda dahi kalmışlardır. Oldukça yoksulluk içerisinde geçen ilk çocukluk dönemlerini Finlandiya  ve St. Peterburg’ta geçiren Nobel, vaktinin büyük bölümünü babasının küçük atölyesinde geçirir. Rus ordusu için silah üretmeye başlayan babası ile birlikte geçirdiği bu zaman dilimlerinin sonucu olarak  patlayıcılara olan merakı daha da  gelişir.  Bilhassa, Nitrogliserin’ i patlayıcı madde olarak kullanmanın farklı yollarını araştırır. 1964’te nihayet araştırmaları ilk somut verilerini vermeye başlar. Az miktarda da olsa nitrogliserin elde etmeyi başarır. Ancak Nobel’in patlayıcılara olan yoğun ilgisi, her şeyden önce,  ilk kendi özel yaşamında kötü sonuçlar doğurur.  Stockholm yakınlarındaki Heleneborg’da kurduğu küçük laboratuvarında bir deney esnasında aniden meydana gelen şiddetli patlama,  kız kardeşi Emil’in ölümüne neden olur. 1864 yılında olan bu patlamada, küçük kardeşi ile birlikte dört kişi daha hayatını kaybeder. Bu olay Nobel’i oldukça sarsar; fakat patlayıcılara olan ilgisini törpülemesine de engel olmaz. Stockholm şehri sınırları dahilinde çalışma yapması yasaklandığı için  çalışmalarına Malaren Gölü yakınlarında devam eder. 
1866 yılının baharında; yüzde 75 oranında nitrogliserini, yüzde 25 oranında emici bir toprak türü olan kieselguhr ile karıştırarak yeni bir patlayıcı maddenin mucidi olur. Nobel’in Güvenlik Barutu’nun, ya da daha bilindik adıyla “dinamit’in keşfi”, bir anda tüm dünyada sansasyon yaratır. Özellikle çalkantılı bir sürecin yaşanmakta olduğu Avrupa kıtasında  inanılmaz yankı bulan bu buluş, Nobel’in dünyasını bir anda baştan aşağıya değiştirir. Alfred Nobel, 1865 yılına gelindiğinde iki fabrika ve hatırı sayılır bir servetin tek sahibidir artık.  Başlangıçta para odaklı girişimlerden kaçınır ve yatırımlarının çok büyük bir bölümünü bilimsel gelişmelere ve  kendi araştırmalarına yapar. 1877 yılında  “Balistit” adını verdiği benzersiz bir barut tasarlar. 1879’ da,  Paris yakınlarındaki Servan’da bir laboratuvar kuran Nobel, buradaki çalışmaları sırasında, eşit miktarlarda nitrogliserin ile nitroselüloz karışımından dumansız barut adını verdiği, itici barutu bulur. Birkaç yıl sonra kordit adlı patlayıcı madde konusunda İngiliz hükümetine açmış olduğu dava aleyhine sonuçlanır. Fransa’ya karşı kurulan ittifakta İtalya’yı desteklemesinden ötürü, Fransa’daki düzenini İtalya, San Remo’ya taşımak durumunda kalır. Bir silah sanayicisi ve petrol devi olarak Tüm Avrupa ve Rusya’da silah sanayisini kuran Dünyanın servet sahibi sayılı iş adamlarından biri olmasına rağmen burada oldukça mütevazı bir yaşam sürdürür. 20 farklı ülkede 90 civarında silah fabrikası vardır; ancak  o artık çocukluğundan bu yana ilgi duyduğu edebiyat ve fen bilimleri alanına yönelmek istemektedir. Dünya genelinde kötü yıkımlara neden olan patlayıcı buluşlarının  kötü bilançosundan birçok kişi gibi o da  kendisini mesul tutar.  Öyle ki; silah sanayisinin dev ismi, dinamitin mucidi Nobel’in ölümünü bir gazete; ‘’Ölüm taciri öldü! (Le marchand de la mort est mort)’’ manşeti ile  duyurur. Alfred Nobel 10 Aralık 1896 tarihinde San Remo’da beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdiğinde, geride bıraktığı vasiyette bu sebeple ciddi tartışmaları beraberinde getirir. Çünkü ülkeler arası ilişkilerin ve  savaşların seyrini değiştiren Nobel’in vasiyetnamesi barış çağrısı yapmaktadır.Alfred Nobel’in 27 Kasım 1895’te Paris’te hazırlattığı vasiyetnamesinde şu istekler  yer almaktadır;“Ardımdan bıraktığım gayrimenkulümün ve servetimin tamamı aşağıdaki şekilde dağıtılacak : Kapital emniyeti bir şekilde bir fonda toplanmalıdır. Bu fonunun faizi her yıl insanlık için en büyük katkıda bulunmuş kişilere dağıtılmalıdır. Bu faiz 5 ana bölüme ayrılmalı ve aşağıdaki şekilde tevzi edilmelidir : Bir bölüm, FİZİK sahasında en büyük keşfi yapan fizikçiye verilmelidir. Bir bölüm, KİMYA sahasında en büyük keşfi yapan kimyacı verilmelidir. Bir bölüm, FİZYOLOJİ ya da TIP sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir bölüm, EDEBİYAT sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir. Bir bölüm, milletler arası BARIŞ ve KARDEŞLİK için en büyük çalışmayı yapan fizikçiye verilmelidir. Fizik ve kimya konusundaki keşifler İsveç Bilim Konseyi’nce değerlendirilmelidir. Edebiyat ve Barış konusunda ödüller, Norveç Parlamentosu tarafından seçilen 5 kişilik bir komite (kurul) tarafından değerlendirilmelidir. En büyük ve kesin arzum, ödülleri adaylara dağıtılırken kesinlikle milliyet ayrımı gözetilmemesidir. En önemli ödülü alacak kişi bir İskandinavyalı da olabilir, olmayabilir de.” Başta beş dalda verilen ödüllere, 1968 yılında İsveç Bankası Alfred Nobel anısına bir de “İktisat ödülü” ekler ve 6 ana bölümde insanlığa hizmet etmiş kişilere her yıl 10 Aralık tarihinden Nobel Barış Ödülü takdim edilir. Kuşkusuz Dünyanın en prestijli ödüllerinden biri kabul edilen  Nobel Barış Ödülü 1891 yılından bu yana önemli başarılara imza atmış, barışa hizmet etmiş kişileri onurlandırmaktadır. Peki  Alfred  Nobel sahiden kimdir?  Dinamitin kaşifi olarak bir ölüm taciri midir? Zorba insanoğlunun eline bir silah daha veren, bu yolla itibar  ve para kazanan  zengin bir iş adamı mıdır? Buluşları vesilesiyle  dünyanın resmini baştan sona kanla boyamanın pişmanlığını tüm ömrü boyunca taşıyan bir dünya küskünü müdür?  Yoksa talihsiz bir barış elçisi midir? Alfred Nobel’in kimliğini oluşturan tüm bu niteliklerin birbirine tezat durumunu kendi ifadeleri ile aktaralım ve son değerlendirmeyi size bırakalım:    “İnsanlığa hizmet etmek adına ‘’Dinamiti bulan adamı -beni- barış dostu olarak görenler benimle alay edeceklerdir… Varsın öyle olsun. Madem insan aklını dinlemiyor öyleyse o kadar korkunç bir öldürme aracı bulunmalı ki, insanlık korku ve korunma içgüdüsü ile barışı seçsin.”  

Benzer Yazılar