AKINSOFT Genel Merkez AKINSOFT 18 Aralık 2017 (0) (1911)

Marie Curie

Tarihte Nobel Ödülü’nü almış ilk kadın bilim insanı olarak da bilinen Dünyaca ünlü Polonya asıllı kimyager ve fizikçi olan Marie Curie, Polonya denildiğinde akla gelen ilk isimlerdendir.
1870 yıllarının bir yaz sabahında, yaşlı bir çingene önde giden arkadaşlarına yetişmek için zıplayarak giden sevimli bir kız çocuğunu durdurmuştu. Yaşlı kadın “elini ver bana “ dedi. Çocuk elini korkusuzca yaşlı çingeneye uzattı ve parlayan gözleriyle kadına baktı. Çingene kadın kırışık elindeki küçük eli sıkıca tutmuştu ve gözleri parlıyordu. “ Tanrım.. sen çok parlak olacaksın, küçük kız, şu çizgilere bakın, ne çizgiler bunlar” demişti.
Yaşlı çingenenin kehaneti, Madam Curie için söylenen, ancak hiç bir bilimselliği olmayan ilk sözlerdi.
Doğum ismi Maria Salomea Skłodowska olan Marie Curie 7 Kasım 1867’de Polonya’nın Varşova Şehrinde dünyaya gelmiştir. Annesi Bronislawa Sklodowski yatılı kız yurdu müdürü, babası Wladislaw Sklodowski ise Varşova lisesinde matematik ve fizik öğretmeniydi. Joseph adında bir erkek, Bronya, Hela ve Sofia adında 3 kız kardeşi vardı. Sofia 1876 yılının Ocak ayında tifüs hastalığından ölürken, bundan 2 yıl sonra annesi verem sebebiyle öldü. Varşova o dönemlerde Rus yönetimi altındaydı. Ülkede ki baskıcı eğitim sistemi sebebiyle kadınların üniversite okuyabilmek ya da teknik eğitim alabilmek için yurtdışına çıkıp eğitim görmeleri gerekiyordu. Kardeşi Bronya tıp eğitimini tamamlayıp çalışmaya başladıktan sonra Marie Curie’ye matematik ve fizik eğitimi alması için maddi destek sağladı. 1891 yılında Paris’te ablasının yanında eğitime başlayana kadar, Varşova’da Endüstri ve Tarım Müzesi’ nde gizlice eğitim veren Polonya okulunda eğitim aldı. Paris’te 3 Kasım 1891’de eğitimine başladı ve bir buçuk yılın ardından okul birincisi olarak fizik derecesi aldı. 1894 yılında ise ikinci derecesi olan matematiği de bitirdi. Polonyalı bilim insanları arasında yer almadan önceki hedefi ise öğretmenlik diplomasını alarak Varşova’ya yerleşmekti.
1894 yılında Polonyalı bir bilim insanı vasıtasıyla kardeşi Jacques ile piezoelektriği keşfeden Pierre Curie ile tanıştı. Pierre Curie, Endüstriyel Fizik ve Kimya Okulu laboratuvarının başkanıydı. Pierre Curie ile tanışmasının ardından ortak bilimsel çalışmalarıyla yaşadıkları birliktelik 1895 yılının Temmuz ayında evlilik ile sonuçlandı ve Marie Curie eşinin soyadını aldı.
Marie Curie 1896 yılında öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra, dönemin en fazla bilinen bilim insanlarından Becquerel’in yaptığı çalışmaları Marie Curie’ye iletmesi sonrasında, uranyum tuzlarının yaydığı radyoaktivite olarak adlandıracak ışın hakkında detaylı araştırmalara başladı. Pierre Curie ile birlikte yaptıkları çalışmalarda Uranyum maden filizinde Uranyumdan başka bir elementin olduğunu ispat etmek için uranyum filizlerini arındırmaya başladılar. Bu arındırma işlemi 2 yıl kadar sürdü. Süzme işleminin ardından çok az miktarda da olsa Bizmut ortaya çıkardılar. Fakat Marie Curie ortaya çıkardıkları Bizmut’un içinde de başka bir elementin olduğunu düşünüyordu ve çalışmalarına devam ettiler. 1898 yılına ise Marie Curie ve eşi Pierre Curie Polonyum ismini verdikleri elementi bulduklarını açıkladılar. Ancak tam olarak istedikleri gibi sorunu çözememişlerdi. Çünkü polonyumun çıkarılmasının ardında kalan çökelti çok daha güçlü idi. Marie Curie için bunun anlamı; daha yapacak çok daha fazla işin olmasıydı. Çok fazla miktarda mineral, asit ve başka kimyasallarla yaptıkları çalışmalar sonunda sadece 100 miligram radyum tuzu elde edebildiler. Sonunda zoru başarmış ve dünyanın ilk radyum tuzunu da elde etmişlerdi. Uzun seneler süren süzme ve arındırma işlemi çalışmalarıyla en sonunda istedikleri sonuca ulaşabildiler ve ışın etkinliği yüksek olan radyum elementini buldular. Bu çalışmaları 1898’de başladı ve gece gündüz çalışan Curie çiftinin dört yılını aldı. Üniversite, onlara bir laboratuvar tahsis etmediği için bahçede ve çatısı akan odunlukta çalıştılar. Radyumu keşfetmelerinin ardından çevrelerindeki kişiler, ısrarla buluşlarını kendilerine satmalarını isteseler de Curie çifti bunu kabul edip satma yoluna gitmedi.

Marie Curie geceleri ışık saçan radyoaktif maddeleri; “ürkek bir perinin ışığı gibi” diye tanımlıyor ve cebinde taşıyordu. Nihayetinde oluşacak tıbbi sonuçları görmek için Pierre kendi kolunu on saat radyuma maruz bırakıp şunları gözlemledi: “İnsan kesinlikle hiçbir şey hissetmiyor, ama on beş gün sonra üst deride iyileşmesi çok zor bir kırmızılık beliriyor ve dokununca acıyor.” Radyumun; maruz kalındığında çok tehlikeli olduğuna dair uyarılara ve hatta laboratuvardaki hayvanlarının ölümüne neden olmasına rağmen şunları söylüyordu: “Yaramdan memnunum. Karım da benim kadar mutlu.”
Marie Curie 1904 yılında doktorasını tamamlayarak Fransa’da bilim alanında doktora unvanı alan ilk kadın oldu. Aynı yıl bir elementin radyoaktif işlemlerden sonra başka bir elemente dönüşebileceğini gösteren araştırmalarından dolayı, Pierre Curie ve hocası Becquerel ile paylaştığı Nobel Fizik Ödülü’nü alarak, tarihte Nobel Ödülü alan ilk kadın oldu. Marie Curie özellikle radyoaktivite konusunda yapmış olduğu çalışmalarla birlikte iki farklı alanda Nobel Ödülü almayı hak eden tek bilim insanıdır.
1904 yılında eşi Pierre Sorbonne’da öğretmenliğe, Marie de Sevr’deki bir kızlar okulunda fizik öğretmenliği yapmaya başladı. O sıralar Marie ve Pierre, radyasyondan kaynaklanan hastalıklar geçirmeye başladılar. Araştırmacılar Radyumun sağlam dokuya zarar verdiğini ve aynı zamanda radyumun kötü dokulara uygulanarak tedavide kullanılabileceği fikrini de ortaya attılar. Amerikalı mucit Alexander Graham Bell, kanserin tedavisi için tümöre radyum verilmesini önermişti.
Pierre Curie 19 Nisan 1906’da bir at arabasının çarpması sonucu öldü. Pierre’nin ölümünün ardından Marie, eşinin Sorbonne’daki öğretmenlik görevini sürdürdü ve 1908’de Sorbonne’daki ilk kadın profesör oldu.
1911 yılında radyum ve polonyumun bulunması ve araştırılmasındaki rolünden ötürü Nobel Kimya Ödülü’ne layık görüldü. Böylelikle tarihte iki Nobel ödülüne sahip ilk kişi oldu. Hâlâ iki Nobel ödülüne sahip olan tek kadındır. Nobel ödülünü almak için Stokholm’e giden Marie Curie törende yaptığı konuşmada eşi Pierre Curie’nin katkılarının az olmadığını da belirterek, radyoaktivitenin atomun bir özelliği olduğu fikrinin kendi çalışması olduğunu söyledi. Başarılarından dolayı kişisel saldırılara maruz kaldı. Tamamı erkeklerden oluşan Fransız Bilim Akademisi’ne üyeliği bir oyla reddedildi. Bununla birlikte Pierre’nin yakın arkadaşı olan Paul Langevin ile aşk ilişkisi olduğuna dair asılsız haberler söylenmeye başladı. Evli ve Pierre Curie’nin yakın dostu olan Paul Langevin ile Marie arasında söylenenler gazetelere yansıdı.
Bu tarz haberlerle anılmaya başlaması sebebiyle Marie Curie’nin ikinci Nobel Ödülünü alması bile arka plana atıldı. Fransa’ya geri dönen Marie Curie, huzursuz geçen yılın etkisi ile depresyona girdi.
1914 yılında Paris Üniversitesi’nde radyum Enstitüsü’nün kurulmasıyla Marie Curie ilk müdür olarak atandı. Birinci Dünya Savaşı sırasında taşınabilir röntgen cihazları yaparak ve bu çalışmalarını kızı Irene ile birlikte genç kadınlara anlatarak radyumun tıptaki önemine dikkat çekti. Savaş sırasında radyoloji ekipmanlarının kullanım şeklini tedavi uzmanlarına anlatırken yüksek miktarda radyoaktif ışına maruz kaldı.
Eşinin ölümünün ardından kendisini sadece çalışmaya veren Marie Curie Varşova’daki Radyum Enstitüsü’nde müdürlük görevini sürdürürken Başkan Herber Hoover’ın kendisine verdiği 50.000 dolar ödülle Varşova’da yeni kurulan laboratuvara radyum aldı.
Çalışmalarından dolayı hayatı boyunca radyoaktif maddelerle iç içe olduğu için vücudu büyük zarar gördü ve Fransa’nın Savoy şehrinde kan kanseri sonucu hayatını kaybetmiştir. Bu yüzden ona “bilim için ölen kadın.” denildi. Radyoaktivite çalışmalarından dolayı, radyoaktivite birimine “Curie” denilmektedir.
Ölümünün ardından Sceaux’taki aile mezarlığına gömülmüş fakat 20 Nisan 1995’te Fransa’nın ulusal anıt mezarı olan Pantheon’a kocasıyla birlikte mezarları taşınmıştır. Radyoaktif test tüplerini cebinde taşıdığı, masasının çekmecesini bu tüplerin muhafaza yeri olarak kullandığı bilinir. Marie Curie’nin not defterleri radyasyona o kadar çok maruz kalmıştır ki, radyoaktif koruma altında tutulup kurşun kaplı bölmelerde incelenebilmektedir.
Marie’nin büyük kızı Irene, bilimsel çalışmalara annesiyle birlikte devam etmiştir. Marie Curie’nin öğrencilerinden biri olan Frederic Joliot ile evlendiler ve evliliklerinden sonra soyadlarını Joliot-Curie olarak değiştirmişlerdir. 1935 yılında bu çift de Nobel Kimya Ödülü almıştır. Küçük kızı Eve Curie ise ailenin diğer üyelerinden farklı olarak sosyal bilimler alanını seçerek gazetecilik, yazarlık yapmıştır. Aynı zamanda piyanist olan Eve 2007 yılında 102 yaşında hayata gözlerini yumdu.Marie Curie Fransa’da çok sayıda çalışma yapmış olmasına rağmen dönemin hükümeti önceleri yeteri kadar ciddiye almadı. Sebebi ise kadın olmasıydı. Fakat başarıları yurtdışında kabul görmeye başladıktan sonra ve bilim alanında en iyilerden biri olduğu ortaya çıkmasının ardından Fransa hükümeti de onun çalışmalarını ve başarılarını tanımaya başladı. Marie Curie yalnızca kendi yaşadığı dönemin değil, günümüzde bile bilim tarihinin en tesirli isimlerinden biri olma özelliğine sahiptir.
“İnsanları olgun ve ahlaklı biri haline getirmeden daha iyi bir dünya beklemeyiniz. Bunun için her birimiz önce kendimizden başlayarak sorumluluğumuzda onların eğitimi için çalışmalıyız. Ancak bunun da yöntemlerini öğrenmek, yapılacak ilk iştir.” sözü ile de eğitimin insan hayatında ne kadar büyük bir önemi olduğunu, insanları içerisinde bulunduğu karanlık ortamdan kurtarabilme yolunun doğru eğitimin verilmesi olduğunu vurgulamıştır.
Dünya tarihinin bilimsel anlamda günümüz seviyesine ulaşmasında ivme kazandıran huzurlu bir hayat sürme şansı varken kendini bilime adayan ve sağlığını feda edip zor koşullarda çalışan bu kadına bir teşekkür borcumuz vardır.

Benzer Yazılar