BEYTİ ENGİN

0
1120

INOVAX okurları için kendinizi tanıtır mısınız? Tiyatro, seslendirme sanatı, sinema ve dizilere geçisiniz nasıl başladı?
Oyunculuk ile ilk tanışmam ilkokul yıllarıma dayanıyor. Okuma bayramında üzerimde tavşan kostümü ile 7 yaşında kendimi sahnede bulmuştum. Sonrasında ortaokul yıllarında Edirne Halk Eğitim Merkezi tiyatro kurslarına başladım, bir yandan da Dost Fm isimli bir radyoda çalışıyordum. Yıllar içerisinde tiyatrodan ve mikrofondan kopamaz bir hale geldim. Ardından liseden sonra sınavına girip kazanamadığım konservatuvarların akabinde, İstanbul’da 1 yıl Dialog isimli bir kursa gidip, bir yandan da seslendirme yapıp, sonraki yıl Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarını kazandım. Okul bittikten sonra da Televizyon ve Sinema sektörü ile tanıştım.A

Seslendirme sanatı, tiyatro, sinema ve dizi oyunculuğu arasında içinde olmaktan en çok mutlu olduğunuz sanat dalı hangisidir?
Aynı soruyu 1 ay önce sorsanız, cevabım e) hiçbiri olurdu. Bugün ise, uzun zamandır beni en çok mutlu eden şey hiçbiri değil, sadece eğitmenlik. Öncesinde tabii ki tiyatroydu; ama tiyatro ile ilgili yaşadığım bir travma sonucunda sahnede olmaktan duyduğum sevgi ve keyif yerini korku ve endişeye bırakmıştı. Ancak şu an provasında olduğum Hababam Sınıfı; oynuyor olduğumuz mekân, yönetmenim, sahne önü ve arkası tüm arkadaşlarım sayesinde korku ve endişeden kurtulup tekrar sevgi ve keyfe döndüm. Sahnede olmaktan niye bu kadar keyif aldığımı ve bunu ne kadar sevdiğimi hatırladım. Ve burun farkıyla daha mutlu olduğumu düşündüğüm meslek dalı yine “Tiyatro Oyunculuğu” oldu. Eğitimcilikse çok sağlam bir yarış çıkardı ve burun farkıyla ikinci oldu.

Şimdiye kadar hangi oyunlar ve rollerde oynadınız? Tiyatro ve dizi oyunculuğu arasında bir fark var mı?
Bunu benim hatırlamam çok zor kesin bir şeyler atlarım. Bence ilk soruyu Google benden daha iyi yanıtlar. İkinci soruya gelince, eğer ikisi arasındaki farkı envantere döküyor olsaydık toplamda bir a4 sayfası boyutunun yüzde 90’ını aralarındaki benzerlikler oluştururdu kalan yüzde 10’luk kısımsa sadece kamera önü oyunculuğa ait maddelerden oluşurdu. Bunlar aslında fark değil sadece kamera önü oyunculuğa ait olan şeylerden oluşuyor. Mesela bazıları; mikro ifadeler, az prova, tek şans, karakter ve duygu devamlılığı diyebiliriz. Birçok oyuncunun tüm bunları bilinçli ya da bilinçsizce biliyor ve uyguluyorken “ikisi de aynı, ne var yani?” diyor olması bana günümüzde “dünya düzdür” diyenler gibi geliyor.

Türkiye’de tiyatroya karşı son yıllarda ilgi biraz daha arttı mı? Ülkemizdeki sahne sanatları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Özel tiyatroların artması ve küçük çapta alternatif birçok salon oluşmasının bunda katkısı büyük, en azından İstanbul’da böyle. Her seyirci kendi keyfine ve zevkine göre gitmek istediği oyunu izlemeye başladı ve bu bulaşıcı bir etki yaratıp tekrar seyircinin tekrar tiyatroya yönelmesine sebep oldu. Ülkemiz sanatın her alanında çok önemli ve değerli sanatçılara sahip ama onların el üstünde tutulması gerekiyorken ayaklar altında eziliyorlar.

Çok güzel ses tonunuz var şiir okurken konsantrasyonu bozmadan, karşı tarafa hissettirerek okumak çok önemli. Ne gibi püf noktaları var, nasıl başarıyorsunuz bu kadar doğal olmayı?
Teşekkür ederim. Her şiir benim için bir tek kişilik oyun gibi, sadece duygusuna odaklanarak önümdeki metni oynamaya çalışıyorum, çoğu tonlama ya da nida o akış içerisinde geliyor. Yani odaklandığım şey güzel şiir okumak değil, önümdeki metni hızlı deşifre ederek güzel oynuyor olabilmek. Dinleyici ya da seyirci de bunu seviyor çünkü her şey o ana ait. Çünkü yarın yine aynı şiiri okuyacaksam bile asla o geceki gibi okuyamam. Ancak yarın oynayacağım şiir bugünkünün iyi bir taklidi olabilir sadece.

Pozitif atölyeden biraz bahseder misiniz?
Pozitif Atölye ve Eğitmenlik yukarıdaki soruda da cevapladığım gibi son zamanlarda beni en mutlu eden şey. Birilerinin hayatına dokunuyor olmayı seviyorum belki de. Şu an kendi eğitmenlerimden biri ile çalışıyorum ve ne şanslıyım diyorum ve eğitmenime bakınca içimden iyi ki sizin öğrenciniz oldum deyip gülümsüyorum. Bu his her eğitmene duyulmaz hatta günümüz eğitim sistemi içerisinde böyle bir eğitmen bulmak aslında çok meşakkatli bir iş. Belki de böyle bir eğitmen olmak ve hatta daha ileri gidip böyle eğitmenler yetiştirmek istiyorum. Ortağım Filiz Kaya bir psikolog. Uzun yıllardır, öğrencilik dönemimizden beri kendimizi çok sevdiğimiz işlerimizden koparabildiğimiz dönemlerde üzerine çalışıyor olduğumuz bir teknik var. Tabi ki bu bir süre buluşup üzerinde çalıştığımız sonrasında yine uzunca bir süre kendimizi deli gibi işe vererek yıllarca görüşmediğimiz bir zaman dilimi. Bu neredeyse 10 yıl süren dönemin sonunda, 2015 yılında benim bir telefonumla hemen buluşup 15 gün içerisinde açtık Pozitif Atölye’yi. Tek derdimiz “yanlış verilen oyunculuk eğitimine yeni bir yol getirebilir miyiz?” sorusuydu. Bu sebeple verdiğimiz eğitimi ölçmeye ve sürekli geliştirmeye karar verdik. Üçüncü senemizdeyiz, 100’den fazla öğrencimiz oldu, sürekli geliştirerek oluşturduğumuz sistem şu anda olgunluk dönemine ulaştı. Bunu da derslerde ve workshoplarda kullandığımız sunumların uzun zamandır
değişmemesinden ölçebiliyoruz. Bu sene ilk defa bir “Konservatuvara Hazırlık Sınıfı” açıyoruz, Mart ayında başlayacak ve üç ay sürecek bir hazırlık atölyesi. Kaygı Yönetimi, Odaklanma, Rahatlama, Hedef Belirleme, Sektöre Dair Bir Yönetmen ve Bir Menajer ile söyleşi gibi oyunculuk eğitimleri dahilinde çok rastlamadığımız derslerimiz ve tabi ki oyunculuk eğitiminin vazgeçilmezlerinden olan, Metin Çözümleme, Karakter Çözümleme, Zihinde Canlandırma ve Sahne derslerimiz var.

Yeni projeleriniz nelerdir? Sinema, tiyatro ve dizilerde sizi görebilecek miyiz? Karakter tercihiniz var mı?
Hababam Sınıfı başlıyor, hem yukarıda bahsettiğim sahnede olmaktan aldığım sevgi ve keyfi geri döndürmesi hem de, sağlam bir eğitim yergisini tekrar seyirci ile buluşturmanın bir eğitmen olarak bana iyi geldiğini hissettirmesi açısından benim için çok değerli bir iş. Rıfat Ilgaz’ın nasıl büyük ve görkemli bir deha olduğu gerçeği ile tekrar çarpışacaksınız. 3 Şubat’tan itibaren BKM sahnesinde izleyebilirsiniz. Nisan ayında da çok güzel bir kadroyla çektiğimiz Şahin Irmak’ın yazıp Hakan Algül’ün yönettiği “Düğüm Salonu” isimli filmimiz vizyonda olacak.

Sosyal medya ile aranız nasıl?
Bir ara çok meraklıydım ama kimsenin aslında kendisi olmadığı bir dünya fikri beni giderek rahatsız etti. Şimdi sadece gazete okur gibi Twitter’ a bakıyorum.

Konya’da AKINSOFT tarafından açılan Dünyanın İlk İnsansı Robot Fabrikası AKINROBOTICS hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?
AKINSOFT’un yaptığı iş gerçekten çok etkileyici; ancak yapay zekânın biraz korkulması gereken bir icat olduğunu da düşünüyorum.

Son olarak INOVAX okurlarımıza neler söylemek istersiniz?
Size ve tüm INOVAX okurlarına fikirlerime vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here