KATLEDİLEN DEHA ALAN MATHISON TURING

0
1127

20. Yüzyılın en önemli matematikçisi, kriptoloğu ve bilgisayar bilimlerinin kurucusu sayılan Alan Mathison Turing, 23 Haziran 1912 yılında İngiltere’nin başkenti Londra’da doğdu. Turing’in babası Julius Mathison Turing Hindistan’ın Orissa şehrinin Chatrapur kasabasında İngiliz Kolonisinde devlet memuruydu. Annesi Sara burada hamile kalınca ailesi Alan’ı İngiltere’de dünyaya getirmek için Londra’ya gelerek Maide Vale’de bir eve yerleştiler. Babası İngiltere’de ki görevine devam etmek için Alan’ı çocukluk yıllarında abisi John’la Hasting’teki arkadaşına bırakarak, Guildford, İngiltere ve Hindistan arasında sürekli seyahat etti.

Daha çok küçük yaşlarda deha belirtileri gösteren Turing’i ailesi 6 yaşında St. Michaels’e kaydettirdi. 14 yaşındayken Dorset’te ünlü ve çok pahalı olan Özel Sherborne Okuluna girdi. Bu okula gitmek için o kadar hevesliydi ki, İngiltere’de genel greve denk gelen trenlerin tüm ülkede işlemediği o günde, Southhampton’dan okula 60 milden fazla olan yolu bisikletle gitti. Matematik ve bilime doğal eğilimi olan Turing, Sherborne’daki klasik Antik Yunanca ve Latince üzerine olan eğitime adapte olamadı. Sürekli öğretmenleri ve okul müdürü ile tartışmaya giriyordu. Bunun üzerine okul müdürü ailesine şöyle yazdı: ‘’Umarım iki okul arasında bilgisiz kalmaz. Eğer özel okulda kalacaksa özel okulun eğitimini almayı kabul etmeli; eğer sadece kendini bilime adamış bir bilim adamı olacaksa, vaktini bu özel okulda boşuna harcıyor.’’ Buna rağmen matematiğe olan yeteneğini ve eğilimini daha konuları öğrenmeden, zor problemleri çözerek gösteriyordu. 16 yaşına geldiğinde Einstein’ın çalışmalarını kavramakla kalmayıp Newton’un hareket savlarını herhangi bir ders kitabı kullanmadan kendi kendine çalışarak ortaya çıkarmıştır. Sherborne’da öğrenci iken bir üst sınıfında olan Cristopher Morcom’la yakın arkadaşlık ilişkisi kurmuştur. Daha sonra bu ilişki aşka dönüşmüştür. Fakat Morcom, tüberküloz nedeniyle mezun olmasına az bir süre kala yaşamını yitirmiştir. Morcom’u kaybeden Turing, dini inancını kaybederek ateist olmuştur. 1931 yılından 1934 yılına kadar Cambridge Kings Kolejine gitti. 1935 yılında üniversite diplomasını alır almaz, ‘merkezi limit teoremi’ üzerine yazdığı tez dolayısıyla akademik üye seçildi. Eylül 1936’dan Temmuz 1938’a kadar Princeton Üniversitesi, İleri Etüdler Enstitüsü’nde, Alonzo Church ile çalıştı. Soyut matematik çalışmalarının yanında kriptoloji üzerine de çalışmalar yaptı ve ayrıca dört aşamalı elektro-mekanik ikili çarpma makinesinin üç aşamasını tamamlayıp bitirdi. Haziran 1938’de tezini verip Princeton’dan Felsefe Doktoru unvanını kazandı. Ayrıca yine bu dönemde Hükümet Kod ve Şifre Okulunda (GCCS) İngiliz şifre kod kırma organizasyonunda yarı zamanlı çalışmaktaydı.

İngiltere’nin savaşa dahil olmasıyla birlikte Turing, askeri hizmet için GCCS’nin savaş zamanı ünlü olan Bletchley Park’ta görevlendirildi. Nazi Almanyası tarafından gizli mesajların şifrelenmesi ve tekrar çözülmesi amacıyla kullanılan bir şifre makinesi olan ‘’Enigma’’ yı kırmak için çalışmalar yapan ekipte görev aldı. Ekibiyle birlikte ‘’Colossus’’ adını verdikleri makineyi tasarladılar. Colossus hızlı ve verimli bir şekilde Enigma’nın kodunu çözdü. Colossus dünyanın ilk kısmen programlanabilen dijital elektronik bilgisayarıydı. Almanların şifresinin kırılması üzerine Turing, İkinci Dünya Savaşında kahraman ilan edildi. Bazı tarihçiler Alman Enigma kod sisteminin deşifre olmasıyla Avrupa’da savaşın iki yıl daha önce bittiğini ileri sürer. Sık rastlanılan yanlış bir kanı ise, Turing’in Colossus’un dizaynında anahtar şahıs olduğuydu fakat bu doğru değildi. Ayrıca kriptolog olarak çalıştığı dönemde iş arkadaşı Joan Clarke’a evlilik teklif etti. Turing’in eşcinsel olduğunu öğrenen Clarke nişanı bozdu. 1945’te Ulusal Fizik Laboratuvarında ACE (Otomatik Bilgisayar Motoru) tasarımında çalıştı. 1946 yılında ilk program hafızalı bilgisayarın detaylı dizaynının makalesini sundu. ACE, uygulamalı proje olmasına rağmen, 1947’nin sonlarında kendi istediği bir alanda çalışmak üzere Cambridge’e döndü.

Turing, savaş sonrasında özellikle bilgisayar ve yapay zekâ mantığı üzerine çalışmalar yaptı. Manchester Üniversitesinde Bilgisayar Laboratuvarına vekil yönetici oldu. İlk gerçek bilgisayarlardan biri olan Manchester Mark 1 yazılımı üzerine çalıştı. Bu süre zarfında ‘’Bilgisayar Mekanizması ve Zekâ’’da (Mind, Ekim 1950)Turing, yapay zekâya işaret etti. ‘’Turing Makinesi ‘’ denilen algoritma ile bilgisayarın kavramsal temelini atmıştır. Şu anda ‘’Turing Testi’’ olarak bilinen, bir makine için zeki denilebilme standardını saptama girişimi olan bir deney ileri sürdü. Eğer soru soran kişiyi, diyalog içerisinde olduğunun bir insan olduğu konusunda kandırabilirse bir bilgisayar için düşünmenin söz konusu olabileceğiydi. Ayrıca meslektaşı ve sınıf arkadaşı D.G. Champernowne ile santranç programı tasarladılar. Programı gerçekleştirmeye yetecek kadar bir bilgisayarı güçlendirerek, Turing Bilgisayarını taklit ettiği her bir hamlesi yaklaşık yarım saat oyun oynadı. Oyun kaybedildi. Her ne kadar programın oyunu kazandığı ileri sürülse de, Turing’in meslektaşı Alick Glennie’ye karşı program oyunu kaybetmiştir.

Özel hayatı sıkıntılı geçen Turing’in homoseksüel olması o dönem İngiltere’de yasa dışıydı. Akıl hastalığı gibi dikkate alınan homoseksüellik cezai yaptırımı olan suç sınıfına giriyordu. Ocak 1952’de Turing 19 yaşındaki Alan Murray ile tanıştı ve birkaç defa Turing’in evine giderek onunla kaldı. Alan Murray birkaç hafta sonra bir arkadaşı ile Turing’in evini soydu. Polise hırsızlığı ihbar eden Turing’in, Alan Murray’in yakalanmasıyla birlikte homoseksüel ilişkisi ortaya çıkmıştır. Bunun gerçek olduğunu itiraf eden Turing ve Murray müstehcen uygunsuzluktan suçlanıp mahkemeye verildiler. Turing’e mahkûmiyet ve durumuna bağlı olarak libidosunu azaltmak için devam eden hormonal tedavisi ile göz hapsi arasında bir tercih sunuldu. Hapisten kaçmak için, bir yıl içinde kendini hadım edecek östrojen hormonu iğnelerini kabul etti. Sovyetler adına casusluk yaptığı iddiaları da mevcut olan Turing, 8 Haziran 1954 yılında Manchester’daki evinde temizlikçisi tarafından ölü bulundu. Yatağının kenarında bıraktığı yarısı yenilmiş siyanürlü elmayı yemek suretiyle siyanür zehirlenmesinden öldüğü açıklandı. Elma siyanür testine tabii tutulmadı ve cesedine otopsi yapılmadı. Ölümü intihar olarak değerlendirildi. Fakat İngiliz MI5 (gizli istihbarat) tarafından suikaste kurban gittiği kuvvetli bir ihtimal olarak görülmektedir.

Elmayı ısırarak hayatına son vermesi ile büyük bir dünya markasına ilham kaynağı olduğu rivayet edilir. Şirket bunu her ne kadar kabul etmese de, bu şehir efsanesi gerçek olarak kabul görmektedir. Günümüzde bilgisayar dünyasının Nobel ödülü kabul edilen, Bilgisayar Mekanizmaları Birliği tarafından 1966’dan beri verilen ‘’Turing Ödülü’’ bilgisayar camiasında teknik makaleler yazan bir kişiye her yıl verilmeye devam ediyor.

Anısına heykeller yapılmış, İngiltere’de önemli tarihsel kişilerin orada yaşadıklarına işaret etmek için, Manchester’da yaşayıp öldüğü evinin önüne ‘mavi plaka’ konulmuştur. Başta İngiltere olmak üzere, dünyanın çeşitli yerlerinde özellikle üniversitelerde onun anısına çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Turing’in ölümünden 50 yıl sonra İngiliz Başbakanı Gordon Brown, Turing’e yapılanların korkunç olduğunu kabul ederek, şunları söylemiştir: ‘’Turing o zamanın yasalarıyla yargılandı. Zamanı tersine çeviremeyiz. Gördüğü muamele tabii ki hiç adil değildi. Fakat yaşadıkları için, tüm olanlar için çok üzgün olduğumu söyleme fırsatımızın olmasından memnunum.’’

Doğumunun 100. yılı anısına 2012 yılı ‘’Alan Turing Yılı’’ olarak ilan edilmiştir. Ayrıca 2013 yılında Kraliçe II. Elizabeth, ölümünün ardından Turing’e kraliyet affı bahşedip, eşsiz başarılarını onurlandırmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here