‘’Uzay Madenciliği’’ kavramı bugün günlük hayatımızda pek sık karşılaştığımız bir terim değil. Fakat dünyada bugün ülkeler arasında gitgide kızışan uzay yarışı mevcut.

0
374

Günlük hayatta kullandığımız, günümüz modern endüstrisini besleyen her teknolojinin yapı taşını oluşturan, cep telefonu, bilgisayar, televizyon gibi araçlarımızın çalışmasını sağlayan madenler; gümüş, manganez, demir, kobalt, platin, tungsten, renyum, altın, paladyum, radyum vb. elementler… Hepsi dünyaya çarpan asteroid yağmurları ile gelmiş ve yer kabuğunun soğumasıyla oluşmuşlardır. Şu anda dünyamızın etrafında geniş bir asteroid kuşağı mevcut. Bu asteroid kuşağı her yıl büyüyüp kalınlaşmakta. Pek çok asteroidin dünyaya çok fazla yakınlaştığı da gözlenmektedir. Şu anda bilim insanları önümüzdeki 50-60 yıl içerisinde tükenecek olan dünya maden kaynaklarına alternatif bulmak için gözünü uzaya dikmiş durumda.

 

‘’Uzay Madenciliği’’ kavramı bugün günlük hayatımızda pek sık karşılaştığımız bir terim değil. Fakat dünyada bugün ülkeler arasında gitgide kızışan uzay yarışı mevcut. Bu nedenle çok yakın gelecekte bu kavram, günlük hayatımızda sıradan bir şeymiş gibi yerini alacak. Örneğin; 8 Aralık 2015 yılında ABD Senatosu, uzayda madencilik yapılmasını uygun gören yasayı oylayarak meclisten geçirdi. Erişimi kolay kaynaklar hızla tükenirken madencilik, giderek daha riskli ve daha çok yatırım isteyen bir alan haline geldi. Çevre güzelliklerinin madencilik sebebiyle katledilmesi sık sık duyduğumuz haberlerden biri oldu. Hammaddeye olan talep arttıkça kolay ulaşılabilir madenler bakımından zengin doğal yaşam alanları hedef alınıyor. Asteroidlerde ise bu hammaddeler, güneş sisteminin ilk oluşumundan bu yana el değmemiş halde durmaktadır. Örneğin; 33 kilometre uzunluğunda 13 kilometre genişliğinde olan 79,2 trilyon ton kütlesindeki 433 Eros asteroidinde, tahminlere göre dünyadan şimdiye kadar çıkarılan daha fazla altın ve platin vardır. Üstelik yine Eros’ta bulunan magnezyum, alüminyum, silikon, potasyum ve demir gibi hammaddelerin, dünyadaki ekonomiyi alt üst edecek kadar çok olduğu düşünülmektedir. Sadece 1 kilometre çapındaki bir metalik asteroidin bile hammadde olarak günümüzdeki değeri, trilyon dolarlar ile ifade edilmektedir.

 

Her geçen gün değerli hammadde çıkarmak ve işlemek giderek zorlaşırken, sayısı oldukça az olan bazı yatırımcılar uzaya göz dikerek, asteroidleri birer servet olarak görmeye başladı. Bugün uzaya 3 kişilik bir Soyuz aracı fırlatmanın maliyeti 100 milyon doları bulabiliyor. Yatırımcılar için daha yüksek maliyetli araçlarla uzaydan maden kazıp dünyaya taşımak henüz pek ekonomik gözükmesede, Lüksemburg gibi oldukça büyük ve güçlü bir ekonomiye sahip bir ülke, ekonomisini istikrarlı tutmak için sürekli yeni ve akılcı hamleler yaparak uzay madenciliği yapmaya hazırlanan şirketlere yatırım yapmış durumda. Lüksemburg’da, ABD gibi uzay madenciliği için ülkede yeni bir yasal altyapı oluşturmaya hazırlanıyor. Lüksemburg Uzay Madenciliği Programına, Avrupa Uzay Ajansı Başkanı Jean Jacques Dordain danışmanlık yapıyor. ABD’de birçok şirkete bu konuda yatırım yapmış durumda olan Dordain, bu konuda Lüksemburg’un bayraktarlık yapmasından mutlu olduğunu belirterek, Avrupalı şirketleri bu konuda yatırım yapmaya davet ediyor.

 

Bugüne kadar bir asteroidden dünyaya sadece bir kez materyal getirilebildi. Japonya Uzay Ajansı’nın Hayabusa aracı 2010 yılında 25143 Itokowa Asteroidinden dünyaya bir parça toz ulaştırabildi. Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)’nin ziyaret etmeyi planladığı metal zengini astereoid 16 Pysche’nin, en az 10 kentilyon (10 bin katrilyon) değerinde olduğu belirtiliyor. Bu 200 kilometre genişliğindeki astereoid, dünya ekonomisinden daha değerli durumda. Zira dünya ekonomisinin toplam değeri sadece 73,7 trilyon dolar. NASA; nikel, demir, altın, platin, renyum, iridyum gibi değerli maddelere ev sahipliği yapan asteroide göndereceği aracı, oradaki değerli maddelerle dünyaya nasıl geri getireceği konusunda çalışma yapmış değil. NASA ayrıca, 2023 yılında başlatılması planlanan projesini 2022 yılına çekti. Söz konusu araç, her şey yolunda giderse 2026’da hedefine ulaşacak. NASA’nın bu projedeki lider bilim insanı Lindy Elkins Tanton şunları söylüyor: “En azından tamamen metal bir yüzeydeki krater izinin neye benzediğini yakından görme şansımız olacak. Söz konusu göktaşının, yok olan küçük bir gezegenin metal çekirdeği olduğunu düşünüyoruz.”

 

Çıkarılacak madenin kalitesi, masraflar ve maden çıkarmak için gerekli ekipman, net olarak bilinmiyor. Ekonomik analizlere göre asteroidten çıkarılacak madenin dünyaya getirilmesi için harcanan masraf pazar fiyatını karşılamıyor. Uzay kargo masrafının çok olması yüzünden de şu anda yatırımcıların pek ilgisini çekmiyor. 16 Pysche asteroidinin 1,7*1019 kilogram nikel-demir içerdiğine inanılıyor. Bu miktar dünyanın üretim ihtiyacını birkaç milyon yıl karşılayabilir. Fakat ekonomistler uzaydan getirilecek bu değerli metallerin, fiyatları çok düşüreceği görüşünde.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here