ZAMAN NEDEN HEP İLERİ DOĞRU AKAR?

0
684

Kavramsal olarak zaman tanımlanabilir mi? Yoksa sonradan mı icat edilmiştir? Einstein’in belirttiği gibi göreli midir, yoksa Newton’un dediği gibi homojen, sıralı bir şekilde akan bir kavram mıdır? Zamana soyut, net ve mutlak bir tanım getirmek zordur.

Zamanı;

  • Saatlerle ölçülen şey,
  • Gelmekte olan gelecek,
  • Hiçbir şey olmadığı sırada olan/geçen şey,
  • Olayların birbirini takip süreci,
  • Her şeyin bir anda olup bitmemesi için doğanın icat ettiği bir kolaylık olarak birçok şekilde tanımlayabiliriz. Saatimizin yaptığı döngülerle zamanı ölçeriz.

İngiliz astronom Arthur Eddington, 1927 yılında zamanın ‘’asimetrik’’ veya ‘’tek yönlü’’ oluşu görüşünden bahsederek ‘’zaman oku’’ kavramını ortaya atmıştır. Zaman oku dediğimiz kavramın ‘’entropi’’ ile çok derinlemesine bir bağlantısı vardır. Önce entropiyi basit bir örnekle açıklayacak olursak; elimizdeki yumurtayı yere düşürürsek, yumurtanın kabuğu kırılarak paramparça olmuş bir şekilde etrafa dağılacaktır. İşte entropi de bunu ifade eder. Bir şey düzenden düzensizliğe ya da az düzenli bir halden daha düzensiz bir hale geçme eğilimindedir. Yumurta elimizdeyken bir bütün halindedir ve kabuğun içi bir nevi düşük entropili durumdadır. Sonraki haline göre kabuk, belli bir düzen içindedir ancak, yere çarpıp kırılmasından sonra bütün parçalar başka yönlere saçılmış ve yumurtanın sarısıyla birlikte akı da daha düzensiz bir hale gelmiştir. Zamanın daima ileri aktığı bir evrende entropi de daima artar. Başka bir örneği ise; evimizde gün içinde bir şey yapmadığımızı düşündüğümüzde bile eşyalar dağılma eğilimine girerek entropiyi sürekli artırır. Tüm canlılar doğar, büyür, gelişir ve ölür. Bunun sebebi de; sürekli artan entropidir. Dolayısıyla zamanı ileri doğru ittiren şey de bu entropidir. Zaman oku ise; zamanın geçmiş ile gelecek arasındaki yönünü belirtmekte kullanılan bir kavramdır. Masanın üzerine bırakılan sıcak bir bardak su, zamanla soğur. Bu entropinin, yani düzensizliğin sürekli artmasıyla oluşan zamanın termodinamik okudur. Bu ok termodinamiğin ikinci yasası, “düzenli hallere kıyasla çok daha düzensiz hal var olduğu” gerçeğine dayanır. Zamanın; geçtiğini hissettiğimiz, geleceği değil de geçmişi anımsadığımız birde psikolojik oku vardır. Bu okla dün ve bugün kavramları arasındaki farkı anlarız. Geçmişe yolculuk çok kolaydır. Gece başımızı kaldırıp, yıldızlara baktığımızda aslında evrenin geçmişine bakmış oluruz. Güneş ışıkları bile bize, 8 dakikada ulaşırken, yıldızlardan gelen parıltı milyonlarca yıl önce yola çıkmıştır. Ya da aynanın karşısına geçtiğimizde aslında bir nevi kendi geçmişimize bakıyor oluruz. Çok ama çok kısa bir süre önceki halimiz olsa da geçmiş geçmiştir. Hayal edilen geçmişe yolculuk bunlar olmasada, geleceğe yolculuğu teorik olarak bile mümkün kılan bir metod yoktur. Zamanın son oku ise; evrenbilimsel oktur. Bu da evrenin büzülmeyip genişlediği zaman yönüdür.

Zaman, tam olarak nedeni bilinmeksizin hep ileri doğru akarken, entropinin mi zamana yön verdiği yoksa zamanın mı entropiye yön verdiği sorusu akıllara gelir. Belki ikisi de birbirinden bağımsız şekilde paralel yönde ilerliyor olabilir. Henüz bu kritik sorulara net bir cevap bulunabilmiş değildir. Peki, zamanın bir başlangıcı varsa sonu da var mıdır? Bu soruya astronomlar; ‘’evet olabilir’’ yanıtını veriyorlar. Bir teoriye göre sonunda kozmosa karadelikler (black hole) egemen olacak, var olan her şey galaksimizdeki kara delikler tarafından yutulacak ve sonra onlar da buharlaşacak, geriye uzayda orada burada dönüp dolaşan küçücük parçacıklar kalacak. Hiçbir şeyin olmadığı bir evrende zamanın varlığı hayal olacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here