İNSANLIĞIN GELECEĞİ: YENİLENEBİLİR ENERJİ

0
258

Yenilenebilir enerji, gücünü doğal kaynaklardan özellikle de güneşten alan ve hiç tükenmeyeceği düşünülen, çevreye emisyon yaymayan enerji çeşitlerini ifade etmektedir. Diğer enerji kaynaklarının bir sonu ve sınırı var iken yenilenebilir enerjilerde böyle bir durum söz konusu değildir. Bu yönüyle insanlığın geleceğini etkileyecek en önemli konuların başında, yenilenebilir enerji ve enerji kaynakları gelmektedir. Bu nedenle, yenilenebilir enerji teknolojilerine dünya çapında yapılan yatırım miktarı 2004’de 45 milyar dolar iken, bugün gelinen noktada yaklaşık 300 milyar dolar seviyelerine ulaşmış durumdadır.

Günümüzde çoğu ülkede enerji kaynağı için ağırlıklı olarak kömür, petrol, doğalgaz kullanılmaktadır. Fosil yakıtlar olarak adlandırılan bu kaynaklar yenilenebilir kaynaklar olmadığı gibi doğaya da olumsuz etki etmektedirler. Bu kaynaklar hem sınırlıdır hem de rezervleri azaldıkça maliyetleri artacaktır. Daha da önemlisi, üretimlerinin devam etmesi ile doğanın zarar görmesi de devam edecek, insanlığın geleceği her geçen gün artan bir oranla tehdit altında olacaktır. Bu durumun aksine yenilenebilir enerji ise, doğal enerji kaynaklarından elde edildiği için enerji üretim maliyetlerini düşürmekte ve ayrıca, çevreye olan zararlarının minimum seviyelerde olması nedeniyle de insanlığın geleceğine olumlu bir katkı yapmaktadır. Çünkü yenilenebilir enerjilerin büyük çoğunluğunun kaynağı direkt ya da dolaylı olarak güneştir.

Güneş Enerjisi: Yenilenebilir enerji kaynaklarının içerisinde en önemlisidir. Isınmak ve aydınlanmak için yaşam alanlarında doğrudan kullanılırken, başta elektrik üretimi olmak üzere, ticari ve endüstriyel amaçlarla da kullanılmaktadır.

Rüzgâr Enerjisi: Dünyanın ısınmasındaki farklılıklar sonucu rüzgârlar oluşmaktadır. Oluşan bu rüzgârlardaki enerji özel bölgelerde konuşlandırılmış rüzgâr türbinleri vasıtasıyla yakalanmaktadır. Rüzgâr enerjisi hem ucuz hem de çevreyi kirletmeyen bir enerji kaynağıdır.

Hidroelektrik Enerjisi: Su gücünden yararlanılarak elde edilen enerji türüdür. Ucuz, temiz ve yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Özel olarak oluşturulmuş alanlarla akarsuların gücünden yararlanılır. Yüksekten düşen ve hızla akan suların türbinleri çalıştırması sonucu elektrik üretilmektedir.
Biyokütle Enerjisi: Yağmur ve karla beraber güneş ısı ve ışığı da bitkilerin büyümesini sağlar. Bu bitkileri oluşturan organik maddeler biyokütle olarak bilinir. Biyokütle enerjisi, biyokütle atıklarının yakılarak veya farklı işlemlerden geçirilerek kullanılması sonucunda elde edilen enerji türüdür. Literatürde “biyomass” olarak adlandırılan biyokütle enerjisi, elektrik üretmek için kullanılabilmektedir.
Hidrojen Enerjisi: Su gibi organik bileşenlerin çoğunda bulunan hidrojen, doğada en fazla bulunan element olarak bilinmektedir. Fakat doğal halde gaz olarak bulunmaz. Hidrojen bilinen tüm yakıtlar arasında en yüksek enerji içeriğine sahiptir. 1 kg hidrojen 2,1 kg doğal gaz veya 2,8 kg petrolün sahip olduğu enerjiye sahiptir. Isı ve patlama enerjisi gerektiren her alanda kullanımı temiz ve kolay olan hidrojenin yakıt olarak kullanıldığı enerji sistemlerinde, su buharı dışında çevreyi kirletici ve sera etkisini artırıcı hiçbir gaz ve zararlı kimyasal madde üretimi söz konusu değildir. Hidrojen, petrol yakıtlarına göre ortalama %33 daha verimli bir yakıttır.
Dalga Enerjisi: Okyanus ve denizlerde rüzgârlar sonucu oluşan dalga hareketlerinden elde edilen bir yenilenebilir enerji çeşididir. Özellikle elektrik üretiminde kullanılan dalga enerjisinin farklı çeşitleri vardır. En önemlilerinden biri; Ay, Güneş ve Dünyanın çekim gücü ile merkezkaç kuvvetleri arasındaki etkileşim sonucunda meydana gelen metcezir ile deniz ve özellikle okyanuslarda görülen yüksek seviyeli dalgaların oluşturduğu enerjidir. Meydana gelen bu enerji ile okyanus ve denizlerden elektrik elde etmek mümkündür.
Jeotermal Enerji: Jeotermal enerji yeraltında bulunan yüksek sıcaklık ve basınca sahip ısı enerjisi demektir. Yer kabuğunun derinliklerinde bulunan sıcaklığın oluşturduğu, çeşitli kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazlardan elde edilir. Buhar türbinleri vasıtasıyla elektrik üretimi sağlanan jeotermal enerji, temiz enerji kaynaklarından olup doğaya verdiği zarar yok denecek kadar azdır.

Neden Yenilenebilir Enerji?

Yenilenebilir enerjiler doğaya ve insanlara sağladığı faydalar nedeniyle çok önemlidir. Bu enerjiler çevreyi, fosil enerji kaynaklarından çok daha az etkilemektedir. Çünkü fosil yakıtlarda olduğu gibi içlerinde doğayı kirletecek elementler yoktur. Kaynağının devamlılığı ve sürekli yenilenmesi nedeniyle de insanlık için büyük önem arz etmektedir. Yenilenebilir enerjinin en önemli faydalarından bir diğeri ise ekonomik hayata olan etkisidir. Günümüz toplumlarının çoğunda ihtiyaç duyulan enerji, fosil yakıtlardan ve yüksek maliyetli dış alımlardan karşılanmaktadır. Bu durum, bütçelerinin önemli bir bölümünü enerji alımına ayıran ülkeler için de problem oluşturmaktadır. Fakat yenilenebilir enerji yatırımları, sadece gerekli tesislerin kurulması ile sağlanmakta, ham madde alımı olmaması nedeniyle de devletlerin ekonomilerine önemli bir rahatlık sağlamaktadır. Yenilenebilir enerji üretim ve temininde kullanılan teknolojilerin her geçen gün gelişmesi ile bu alanda yatırım sahibi çoğu ülkenin, ürettikleri enerji ve kullandıkları teknolojileri ihraç etmeleri, bu ülkelerin ticari açıklarını kapatmalarında da önemli rol oynamaktadır. Ayrıca yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımlar, yapıldığı yerde kalması sebebiyle bölge ekonomileri için sürekli bir enerji kaynağı oluşturmaktadır.

Enerji verimliliği, bir işi gerçekleştirmek için mevcut kullanılandan daha az bir enerji kullanmak demektir. Enerjinin daha verimli kullanımı da, insanların ve ülkelerin enerji kaynaklarına daha az para ödemesi anlamına gelmektedir. Bu da fazladan harcanan paraların üretim, eğitim ve diğer hizmet yatırımlarına kullanılmasını mümkün kılmaktadır. ‘Bir ülke ancak çok fazla enerji kullanarak gelişebilir’ inancının aksine bugün, enerjiyi verimli kullanarak da gelişen ülke ve ekonomilerin sayısı azımsanmayacak seviyededir. Bu noktada; evler, iş yerleri, kamu binaları ve ortak yaşam alanları gibi hayatın her alanında, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği sağlayan teknolojileri kullanmayı tercih etmek, çevre korunmasına katkı sağlayacak ve uzun süreli kullanımlarda çok daha fazla tasarruf edilmesi mümkün olacaktır. Dünyanın enerji ihtiyacının her yıl yaklaşık olarak %4-5 oranında arttığı günümüzde buna karşılık, bu ihtiyacı karşılamakta olan fosil yakıt rezervi ise çok daha hızlı bir oranda tükenmektedir. İnsanlığın mevcut enerji kullanımı değerlendirilerek yapılan tahminler, en iyi ihtimalle 2030 yılında, petrol rezervlerinin büyük ölçüde tükeneceği ve ihtiyacı karşılayamayacağı yönündedir. Kömür için yaklaşık 80-100 yıl, doğalgaz için yaklaşık 100-120 yıllık bir kullanım süresi öngörülmektedir. Ayrıca fosil yakıtların kullanımı, dünya ortalama sıcaklığını da son bin yılın en yüksek değerlerine ulaştırmış, yoğun hava kirliliğinin yanı sıra milyonlarca dolar zarara yol açan doğal afetlerin gözle görülür biçimde artmasına sebep olmuştur.

1970’lerin başında dünya genelinde yaşanan krizlerden sonra petrol fiyatlarında görülen artış, bazı ülkelerin yabancı petrole olan bağımlılıklarını azaltma girişimlerinde etkili olurken birçok ülkede ise bu krizler, dışa bağımlılığın azalması yerine artarak devamına neden olmuştur. Yaşanan bu her iki durum, ülkelerin mevcut enerji politikalarının üzerinde etkili olarak bu politikaların değişimine yol açmıştır. Öyle ki; tüm bu yaşananlar ve değişen politikalar, dünya algılarına yeni bir boyut kazandırmış ve uluslararası anlaşmaların oluşumuna zemin hazırlamıştır. Bu noktada, 11 Aralık 1997 tarihinde Japonya’nın Kyoto kentinde düzenlenen bir zirvede, sera etkisi yaratan gazların salınımını sınırlamayı ve azaltmayı hedefleyen uluslararası bir anlaşma olan, “Kyoto Protokolü” hazırlanmıştır. Bu protokole imza atmış olan tüm devletler, mevcut enerji politikalarında yenilikler yapmayı ve sera etkisi yaratan gazların salınımını sınırlayarak azaltmayı kabul etmişlerdir. Son yıllarda dikkat çeken ve önemi artarak devam eden diğer konu ise; enerjinin, ihtiyaç olmasının yanında büyük bir uluslararası bağımsızlık göstergesi haline gelmiş olmasıdır. Dünya genelinde hemen her ülkenin uyguladığı politikalarda, enerji başrolü oynamakta ve devletlerin ‘bağımsızlığı’ artık kendi enerjisini karşılayabilme potansiyeli ile belirlenmektedir.

Bu nedenlerle, küresel ısınma ve sera etkisi konularının, insanlığın geleceğini tehdit ettiği günümüzde, yenilenebilir enerjiye önem verilmeli, araştırma ve yatırımların bu yönde yapılması bir zorunluluk olarak değerlendirilmelidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here