KUSURLARA DEĞER KATAN SANAT: KİNTSUGİ

0
276

‘Yaşanan her şeyin değerli olduğu’ düşüncesini yansıtan, altınla tamir sanatı…

Aile yadigârı olan ve uzun sürelerdir gözünüz gibi baktığınız vazonun bir kaza sonucu kırıldığını düşünün. Ya da sizin için çok değerli olan bir porselenin veya herhangi bir eşyanın düşerek parçalara ayrıldığını hayal edin. Çok can sıkıcı ve hayli üzücü bir durum olsa gerek. Peki, böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızda ne yaparsınız? İşte böylesi durumlara Japonlar, yüz yıllar öncesinden bir çözüm yöntemi bulmuşlar. Üstelik de bu yöntemi bir sanat haline getirmişler. Bu sanatın adı Kintsugi…

Kintsugi kelimesi Japoncadan dilimize, “altınla birleştirme veya tamir etme” ya da “altınla yamama” olarak çevrilir. Diğer adıyla kintsukuroi olarak bilinen Kintsugi, günümüzden yaklaşık 600 yıl öncesine dayanan bir Japon tamir sanatıdır. Temeli, bir Antik Japon Felsefesi olan Wabi-Sabi’ye dayanır. Bu felsefe; sade, maddeye değil maneviyata değer veren ve doğayla uyumlu anlamına gelen ‘wabi’ ile eskimiş, solmuş, zamanın izlerini taşıyan anlamına gelen ‘sabi’ kelimelerinin bir araya gelerek, yeni bir anlam oluşturduğu ‘kusurlu güzellik’ olarak tanımlanmaktadır. Wabi-Sabi; doğal olana, yaşanmışlığa, kutsal bilgi ve deneyimlere, duygusal olgunluğa, cisimlerin görünüşlerine dair bütünleyici bir yaklaşım içeren derin bir felsefedir.

Doğadaki hiçbir şeyin tamamlanmadığı ve her şeyin hareket halinde olduğu anlayışını temel alan bu felsefeye dayanan Kintsugi, aslında doğada hiçbir şeyin kırılmadığı düşüncesini yansıtır. Öyle ki bu teknik ile kırılan eşyalar, yeniden bir araya getirilir ve onlara yeni bir yaşam kazandırılır. Bu tekniği kullanan usta eller, kırılmış olan porselen, seramik türü hemen her eşyayı altın ve gümüş kullanarak birleştirir. Kırılan objelere kaybettikleri fonksiyonlarını kazandıran bu birleştirme tekniği ile değerli olan eşyalar muhafaza edilmiş olmakla kalmayıp ayrıca, zamanın ruhunu yansıtan özgün sanat eserleri ortaya çıkarılır.

Kintsugi sanatının ortaya çıkış nedeni de oldukça ilgi çeken bir konu. Çeşitli kaynaklarda geçen yaygın görüşe göre bu sanat, 15. yüzyılda yaşamış olan Japon komutanlardan Ashikaga Yoshimasa için çok değerli olan Çin yapımı bir çaydanlığın kırılmasıyla başlar. Komutan, çaydanlığının Çin’e gönderilerek tamir edilmesi için talimat verir. Metal tellerle birbirine tutturularak tamiri tamamlanan ve geri getirilen çaydanlığın görünümü komutanın hiç hoşuna gitmez. Bu metal teller yerine altın kullanılmasını isteyen komutan bu defa çaydanlığın, Japonya’nın en iyi ustalarına iletilmesini ister. Japon ustaların altın kullanarak çaydanlığı tamir etmeleri ve aynı zamanda da onu zarif bir görünüme kavuşturma gayretleri, Kintsugi tekniğinin oluşumunu sağlar. Bütün bu gayretler sonucu onarımı tamamlanan çaydanlık, başta Komutan Ashikaga Yoshimasa olmak üzere hemen herkesin beğenisini kazanır. O andan itibaren de Kintsugi tekniğinin uygulaması giderek yaygınlaşır ve günümüze kadar ulaşan bir sanat oluşur.

Dayanak noktasını, ‘eskiyen veya kırılan eşyalardaki güzelliği görmek’ şeklinde de tanımlanan Wabi-Sabi felsefesinin oluşturduğu Kintsugi; kırılmanın esasında bir yok olma değil aksine, yeni bir varoluş biçimi olduğunu yansıtan sanattır. Dolayısıyla, gerçekleşmiş olan kırılmaların eşyalar üzerindeki izleri bu sanat ile giderilmez ya da gizlenmez, aksine daha da vurgulanır. Çünkü temel aldığı Wabi-Sabi felsefesi, yaşamın hiçbir unsurunu kusur olarak görmez ve bu nedenledir ki yaşam, tüm unsurlarıyla anlamlıdır. İşte bu noktada Doğu ve Batı medeniyetlerinin bir farkı daha ortaya çıkar. Doğu, yaşanmışlığı ve ‘kusuru’ kutsarken, Batı simetriyi ve kusursuzluğu arar.

Yüz yıllardır varlığını sürdürmüş olan Kintsugi, günümüzde de uygulanan ve meraklıları tarafından ilgi ile takip edilen bir sanat durumunda. Tekniğin ortaya çıktığı ilk yıllarda olduğu gibi, kırılan eşyalar özel bir alaşımla birleştiriliyor. Altın, gümüş ya da platinin vernik ile karıştırılmasıyla oluşturulan bu özel alaşım sayesinde, kırılmış olan seramik veya porselen eşyalar yeniden birleştirilerek birbirinden güzel sanat eserleri ortaya çıkarılıyor. Hatta son dönemlerde bu sanata o kadar çok ilgi duyanlar var ki, sağlam halde bulunan eşyaları bilinçli bir şekilde kırıp bu yöntemi kullanarak yeniden birleştirenler dahi var. Popülerliği sayesinde, bu sanat yöntemi kullanılarak tamir edilmiş eşyalar artık ticari bir meta haline de gelmiş durumda. Öyle ki, bu teknik ile onarılmış ürünlerin satıldığı mağazalar olduğu gibi yapımında kullanılan teknik malzemelerin satıldığı birçok mağaza ve internet sitesi de mevcut.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here