Dergi Özel Yazıları AKINSOFT 16 Ağustos 2018 (0) (1743)

Öte Gezegenler

Tüm bu gezegenlerde yaşam olmasa bile, kendi güneş sistemimize dair yanıtlar bulabilmemiz mümkün. Bu yanıtları bilim insanlarına sunacak olanlar ise genç gezegensel sistemler…

İnsanoğlu dünyada var olduğundan bu yana, kendisinden tutun da, yaşadığı evrene kadar her zaman bir araştırmanın içerisinde olmuştur. Bu araştırma tutkusunun kaynağını, insanın yaratılışında bulunan merak duygusu oluşturmaktadır. Bu merak duygusunun önemli bir kısmı ise, boyutları ve içinde barındırdıkları bilinmezlerle dolu olan uzaya dair olmuştur.

Dünya üzerindeki insanların yarısından fazlası dünya dışında da yaşamın olabileceğini kendi hayal güçleri vasıtasıyla düşünmüş olabilir. Bir kısmı ise izlediği bir bilim-kurgu filminden ya da okumuş olduğu bir kitaptan etkilenmiş olabilir.

Uzayda yaşam var mı, yok mu?

Bu soru, insanlığın varoluşundan bu yana milyonlarca kişi tarafından sorulmuştur.

Nasa Güneş Fiziği (Heliyofizik) Araştırmalar Başkanı Jeffrey Newmark ise bu soruya şu şekilde yanıt veriyor: “Bu kesinlikle ‘Uzayda yaşam var mı’ diye bir soru değil. Bu ‘Uzayda yaşamı ne zaman bulacağız?’ sorusu.”

İnsanlığın bilinmeze karşı duyduğu bu merak sayesinde, yaşadığımız gezegen olan Dünya’nın da yer aldığı uzay boşluğu, uzun yıllardan beri gözlemlenmiş ve yeni bilgiler edinilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmalar esnasında başta Mars olmak üzere pek çok gezegen hakkında araştırma yapan bilim insanları, yeni gezegenlerin yanı sıra ayrıca pek çok yeni “ötegezegen” bulmuşlardır.

Peki, ötegezegen olarak adlandırılan bu gezegenler nedir nerededir?

Ötegezegenler, güneş sisteminin dışında yer alan gezegenlerdir ve güneş dışı gezegenler olarak da adlandırılabilirler.

İlk ötegezegen, 1992’de astrofizikçiler Aleksandra Wolszczanve ve Dale Frail tarafından 3 gezegenin bulunmasıyla başladı. 1995 yılında Cenevreli gökbilimciler Michel Mayer ve Didier Queloz, 51 pegasi adlı bir yıldızın çevresinde dolanan ilk ötegezegeni keşfetti. Bu gezegenin yörünge dönemi 4 gün, yıldızına uzaklığı Güneş-Merkür uzaklığından sekiz kat daha yakındır.

Günümüze gelindiğinde ise bu çalışmalar, teknoloji harikası uzay teleskoplarıyla yapılmaktadır. Bu uzay teleskopları, Dünyadan uzayın gözlemlenmesi ve araştırmaların sürdürülmesi noktasında son derece önemlidir. Dünyadan milyarlarca kilometre uzaklıktaki gezegenleri bile gözlemleyen NASA’nın Spitzer Uzay Teleskobu ve dünyada bulunan gözlemevleri kullanılarak Trappist-1 adlı bir sistem keşfedilmiştir. Bir cüce yıldızın yörüngesinde dönen bu sistemde 7 ötegezegen gözlemlendi. Bu 7 gezegenden ise yalnızca 2’sinin yaşanabilir bölgede olduğu tespit edildi. Keşfedilen bu ötegezegenler D ve E harfleri ile isimlendirilmektedir. D gezegeni Dünyamıza yaklaşık 23,6 ışık yılı uzaklıktadır. Dünya’ya benzerlik endeksi 0,83 olarak belirlenmiştir ve şu ana kadar keşfedilen gezegenlerden dünyaya en çok benzeyenidir. Dünya kütlesinin 3,8 katıdır. Yüzey sıcaklığı 13 santigrattır. Bilim insanları E gezegeninde ise yaşam olabileceği yönünde görüşlere sahip fakat buradaki ortalama sıcaklık Antarktika’dakine yakındır.

Kepler -438b

Bu gezegen NASA tarafından Dünya’nın ikizi olarak tanıtılmıştır. Dünya benzerlik göstergesine göre 0,88 ESI değerine sahiptir. (Mars’ın 0.697, Merkür’ün 0.596, Venüs’ün ise 0.444). Dünya’dan 470 ışık yılı uzaklıktadır. Fakat hızı saatte 8500 kilometre olan şiddetli rüzgârların olduğu bu gezegende bir yaşam düşünülmemektedir.

Ross128b

Mars’a yeni yuvamız gözüyle bakan insanlık, bu gezegeni de alternatif olarak düşünmektedir. Tutarlı bir yörüngeye sahip olan ve yıldızına yakın olmasına rağmen, atmosferinin olduğu tahmin edilen Ross128b’de bu nedenle, yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebileceği düşünülmektedir.

Proxima b

Güneş sistemimizin dışında neredeyse hemen her gün yeni bir sistem keşfediliyor fakat bu gezegenlere ulaşılması günümüz teknolojisiyle pek mümkün değil. Ancak Proxima b, 4 ışık yılı uzaklıkta olması nedeniyle diğerlerinden farklı bir konumda. Dünya’dan biraz daha büyük ve inanılmaz derecede kısa olan Proxima b, 11,2 günlük bir yıla sahip, Gezegende su olup olmadığı noktasında bilim insanları ikiye bölünmüş durumda. Burada genellikle kayalıkların olduğu yönünde kuvvetli görüşler var.

Wolf 1061c

Yaşam barındırabilecek suyun yer alabileceği sıcak ve yaşanabilir bölgede yer alan bu gezegen, bize 14 ışık yılı uzaklıkta ve Dünya’dan 4 kat daha büyük.

Bu sebeple Wolf 1061c gezegenindeki sıcaklıklar daha düşük seyredebilir ve hatta gezegen, akıcı suyun bulunduğu bir küre de olabilir.

Tüm bu gezegenlerde yaşam olmasa bile, kendi güneş sistemimize dair yanıtlar bulabilmemiz mümkün. Bu yanıtları bilim insanlarına sunacak olanlar ise genç gezegensel sistemlerdir. Teknolojinin de gelişmesi ile birlikte uzay araştırmaları her geçen gün hız kazanıyor ve insanoğlu uzayda bir yaşam belirtisi bulabilmek için çalışmalarını sürdürüyor.

Benzer Yazılar