UZAY ÇALIŞMALARI BLAISE PASCAL

0
251

Uzay, dünyanın atmosferinin dışında başlayan ve bütün cisimlerin içerisinde yer aldığı, ama bu cisimlerin dâhil olmadığı evrenin adıdır. İnsanoğlunun her zaman merak ettiği bir alan olması nedeniyle de yüzyıllardır, uzay üzerine çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar son yıllarda, teknolojinin getirdiği imkânlar ile daha da yoğunlaşmış ve belli oranda sonuç alınmıştır. 1609 yılında Galileo tarafından astronomide kullanılabilecek ilk teleskop üretilmiştir. Bu icat, uzay araştırmalarında çok önemli bir aşama kaydedilmesini sağlamıştır. Bununla birlikte, “uzay çalışmaları” olarak ilk somut adım, pek çok kişi tarafından 4 Ekim 1957 tarihinde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği tarafından uzaya gönderilen, Spütnik 1 isimli uydu kabul edilmektedir. Bu araç dünyada uzaya ulaşabilen ilk yapay uydu olmuştur.

Uzay çalışmaları, genel olarak ABD öncülüğünde yürütülen çalışmalardır. Bu çalışmalar ile uzayda bulunan doğal olayların araştırılması, bilgi edinilmesi, bilinmeyenin araştırılması, insanlığa yarar sağlayacak bir enerji veya kaynağın bulunması amaçlanmaktadır. Uzay çalışmaları doğrultusunda yapılan programlar iki bölüm halinde yürütülmektedir. Bunlardan ilki bilimsel araştırma temelli, ikincisi ise uygulama olarak gerçekleştirilen programlardır. Bilimsel zeminde teorik olarak yürütülen araştırmalarda, Güneş sisteminde bulunan gezegenlerinin hareketlerini izlemek ve onları gözlemlemek adına yapılan çalışmalar bulunmaktadır. Uygulama alanında ise, insanlık adına faydalı olan uyduların uzaya yollanması, orada hizmete açılmaları gerçekleştirilir. Ayrıca uzay üzerine araştırmalarda bulunulmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Uzay çalışmalarının pek çok farklı amacı bulunmaktadır. İlk çağda, dünyayı ve içinde bulunulan âlemi anlama, hatta yaratıcıyı bulmak amacı ile yapılan çalışmaların, yakın çağda farklılaştığı gözlenmiştir. Özellikle 20. yy ortasından itibaren ülkeler teknolojik gelişmelerden de yararlanarak uzay araştırmalarına hız vermişlerdir. Ayrıca uzayda bulunması muhtemel madenler, uzay çalışmalarına motivasyon kaynağı olmuş ve uzayda yaşam bulma düşüncesi, bu araştırmaların en önemli konularından biri haline gelmiştir.

İnsanlık yararına onlarca buluş gerçekleştirilen bu çalışmalar içerisinde, uzaya gönderilen araçlar çok önemli bir yer tutmaktadır. Teknolojik anlamda pek çok donanıma sahip olan bu araçlar, çok yüksek hızlara ulaşabilmektedir. Bununla birlikte istenilen şekilde yavaşlatılıp durdurulabilme ve farklı ortamlara (dünya ve uzay ) uyum sağlayabilme özellikleri mevcuttur. Uzay araçlarının içerisi astronotlar için yaşam alanına uygun olacak şekilde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile astronotlar bu araçların içerisinde uzun süreler hayatta kalabilmektedirler. Uzay araçları, gönderildikleri yerlerde yaptıkları inceleme sonucu elde edilen bulgu ve bilgileri dünyaya aktarabilmek için gerekli donanımlara sahip olarak üretilmektedir.

Ayrıca bu araçlar, gönderildikleri yere göre özel olarak üretilmektedirler. Çünkü uzayda bulunan her gök cisminin, sıcaklık ve soğukluk gibi barındırdıkları fiziksel özellikleri birbirinden farklıdır. Uzay çalışmaları içerisinde gözlemevleri de çok önemli bir yere sahiptir. Bu gözlemevlerinden, ABD’nin Kaliforniya eyaletinde bulunan Palamar Gözlemevi, Dünya’da mevcut gözlemevlerinin en büyüğüdür. Buradaki teleskobun çapı 5 m, yüksekliği 40 metredir. Bu gözlemevlerinde, uzaydaki gökcisimlerinin kütlesi, hacmi, ışığının şiddeti vb. incelenmektedir. Uygulamalı fiziğin geliştirdiği tayf (spektrum) analizi yöntemiyle, uzaydan gelen ışıklar aracılığıyla cisimlerin hangi elementlerden oluştuğu bilgisine ulaşmak mümkündür.

Uzayın keşfi için bugüne kadar birçok uzay programı oluşturulmuş ve uzay mekikleri ile uzun süren uzay seyahatleri gerçekleştirilmiştir. Bu program ve mekiklerden en bilinenleri US Space Shuttle, Soyuz SPacecraft’dır. Uzay çalışmalarının daha sağlıklı yürütülebilmesi için Uluslararası Uzay İstasyonu (SS) kurulması çalışmaları başlatılmış ve bu program kapsamında istasyonunun ilk kısmı 1998 yılında fırlatılmıştır. Uluslararası Uzay İstasyonu programı, beş katılımcı uzay kuruluşu tarafından oluşturulmuş ortak bir projedir. Bu kuruluşlar; ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, Rusya Federal Uzay Ajansı, Japonya Uzay Ajansı, Avrupa Uzay Ajansı ve Kanada Uzay Ajansıdır. Ayrıca Uluslararası Uzay İstasyonu, Dünya yörüngesinde bulunan en büyük yapay uydudur.

Günümüzde yapılan çalışmaların, gelecekte uzay istasyonlarının daha da arttırılması yönünde ilerlediği görülüyor. Çünkü insanoğlunun, gelecek yıllarda uzaya yerleşebilme düşüncesi gündemden hiç düşmeyen bir konu haline gelmiş durumda. Nitekim bunun için de çeşitli ülkeler, büyük yatırımların yapıldığı çalışmalar yürütüyorlar. Bugüne kadar gerçekleşmiş olan çalışmalara bakılırsa, belki de insanoğlu önümüzdeki 20 yıllık süreçte Ay ve Mars üzerinde yerleşmeye başlayabilir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here