Yapımcı, Senarist, Yönetmen BİROL GÜVEN ile Röportaj

0
277

Hacettepe Üniversitesi İngilizce bölümü mezunusunuz. TV sektörüne geçişiniz nasıl oldu? Bu geçiş sürecine kimlerin etkisi oldu?

Amatörce hikâyeler yazıyordum. Bir tesadüf ya da tevafuk sonucu Gani Müjde ile tanıştım ve kendimi TV sektöründe buldum.

“Ayrılsak da Beraberiz”, “Çocuklar Duymasın” gibi çok başarılı işlere imza attınız ve tabii ki “Seksenler” geldi. Bu başarıyı ve dizilerin halk tarafından beğenilmesini nasıl buluyorsunuz?

Güzel bir duygu. Sıradan insanın, sıradan hikâyelerini anlatmaya çalışıyorum ve bu hikâyeler sıradan insana çok hoş geliyor. İnsanlar empati kuruyor, kendisini TV de görüyor. Benim yaptığım değişiklik sıradan kahramanları ekrana çıkarmak oldu.

“Seksenler” bir dönem dizisi. Diğer yapımlara kıyasla dönem dizilerinin zorlukları hakkında neler söylersiniz?

Seksenler bir dönem dizisi, ama seyircinin bildiği, bizzat yaşadığı bir dönem. Yani seyircinin uzman olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Dolayısıyla tabii ki zor. Herkesin uzman olduğu bir dönemi anlatırken de hata yapma şansınız yok.

“Mandıra Filozofu” büyük beğeni kazandı. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Modern hayat insanlara ölümü unutturdu, Mandıra Filozofu hatırlattı. Ölümü hatırlayan insanların hayatı güzelleşir. Mandıra Filozofu da insanların hayatlarını daha güzel yaşamasına ve şükretmesine vesile oldu.

Filmlerin ardından “The School of Mandıra Filozofu” kitabı geldi. Sizi yazmaya iten şey neydi?

Söylemek istediğim çok şey var. Her söylemek istediğim şey için film çekemem. Çünkü çok pahalı. Kitap da çok etkili bir mecra. Ben tüm mecraları kullanıyorum. Ayrıca kitap en özgür olduğum alan, diğerleri prodüksiyon imkanlarıyla sınırlı.

Pek, imkânları bir tarafa bırakırsak, sizce yazmak mı yoksa çekmek mi? Hangisi daha lezzetli?

Tabii ki yazmak.

Ülkemizde dizi-film sektörünün durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Dünyadaki diğer ülkelere kıyasla ne durumdayız?

Amerika’dan sonra Dünyanın en çok dizi ihraç eden 2. ülkesiyiz. 140 ülkede 600 milyondan fazla insan tarafından takip ediliyor, ama sadece dramalar. Komedilerimizi ihraç edemiyoruz. Çünkü insanlar dünyanın her yerinde aynı şeylere ağlıyor, ama farklı şeylere gülüyorlar.

Bu noktada Türk izleyicilerine neler söylersiniz?

Ben onlara bir şey söyleyebilecek konumda değilim. Sadece onların dediklerini duymaya çalışırım.

Dönem dönem ara vermiş olsa da “Çocuklar Duymasın” ekranlarda en çok izlenenler arasında. İzleyiciyle buluştuğu 2002’den günümüze neler değişti?

Dünya ve ülkemiz ne kadar değiştiyse Çocuklar Duymasın da o kadar değişti. Çünkü Çocuklar Duymasın, hayat kadar gerçek bir dizi. Onunla birlikte değişir ve bu değişim hiç bitmez. 2030 yılında da aynen hayata uyum sağlayarak devam eder.

AKINROBOTICS tarafından üretilen robot ADA GH5 6 Mayıs’ta yayınlanan bölümde diziye konuk oldu. Robot oyuncu fikri neden ve nasıl gelişti?

Robotların hayatımıza gireceği artık kesin. Kaçınılmaz bir gelecek bu. Bir şey bu kadar kaçınılmazsa sinemasal mecralarda yer alması da kaçınılmazdır. Ben robotların Türk TV sektöründeki varlığının gecikmiş olduğunu düşünüyorum. Daha önce girmeliydi.

Bilimsel ve Teknolojik gelişmeleri takip eder misiniz? İlginiz?

Kendime geç fütürist diyorum. Gelecekle ilgili dizi yazabilmek için son 2 yıldır yoğun olarak okuyor ve takip ediyorum. Benim için yeni bir alan; ama çabuk öğreniyorum.

Konya’ da açılan Dünyanın İlk İnsansı Robot üretim Fabrikası AKINROBOTICS için neler söylersiniz? Sizce gelecekte hayatımızda robotların yeri ne olacak?

Türkiye’de robotik teknolojilere yeteri kadar yatırım yapılmadığını biliyorum. AKINROBOTICS bu anlamda hem ilk hem de öncü. İnşallah daha sonra yeni kurumlar da katılır bu çalışmalara.

Son olarak INOVAX okurlarına neler söylemek istersiniz?

Akıllı şehirlerin, akıllı evlerin, akıllı cihazların olduğu bir dünyada; gelecekte oyunun dışında kalmamak için hepimiz akıllı insanlar olmak zorundayız. Geleceğe daha sıkı hazırlanmamız lazım.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here