DİJİTAL NESİL: ALFA KUŞAĞI

0
387

‘Anne beni anlamıyorsun!’

Bu, günümüzde ergenlik dönemine girmiş bir bireyin değil; 4 yaşındaki bir çocuğun yakarışı. 4 yaşındaki bir çocuk, tahminen 30 yaşını bile geçmemiş annesine ne anlatıyor olabilir ki annesi onu anlamıyor ya da anlayamıyor?

Alfa Kuşağı tanımadan önce, kuşak kelimesinin tanımına ve Alfa Kuşağın evvelindeki sürece değinmek gerekir. Kuşak; TDK’daki anlamı ile ‘Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısı ile birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu, yaklaşık 25 – 30 yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği, göbek, nesil, batın, jenerasyon’ olarak açıklanmaktadır. Bulunduğumuz zamanda pek çok kuşak, farklı özellikleriyle bir arada yaşadıkları için ‘Kuşak Çatışması’ dediğimiz durum yaşanıyor. Aynı dönemde yaşamış kişiler; bulundukları dönemin ekonomik, teknolojik ve kültürel şartlarına göre yetiştikleri için birbirlerini anlayabilmeleri son derece doğaldır. Ancak insanların, kendilerinden 30 yıl önce veya 30 yıl sonra doğmuş kişiler ile ‘aynı dili’ konuşabilmeleri bir hayli zordur.

X, Y ve Z Kuşakları

X kuşağı; 1965 – 1979 yılları arasında doğmuş bireylerin tümünü kapsar. Ekonomi ve petrol krizlerini bizzat yaşamış nesildir. Çocukluk çağlarında çamaşır makinesi, buzdolabı, kasetçalar ve televizyon ile tanışmış; gelişen teknoloji ile birlikte özellikle iş yaşamlarında bilgisayarı mecburen kullanmışlardır. Çalışkan, toplum düzenine uyumlu, sağduyulu bireylerdir. Maaşlı ve iş garantisi olan mesleklerde çalışmayı tercih ederler. Gelecek kaygıları vardır ancak geleceklerini garanti altına almak için çeşitli sistemlere de başvurmuşlardır. İletişim yöntemi olarak ise e-mail ve cep telefonlarını tercih ederler.

Y kuşağı; 1980-2000 yılları arasında doğan, ‘Milenyum Kuşağı, İndigo Çocuklar’ gibi isimlerle anılan bireylerdir. Genel yapıları ise; çekirdek ailede yetişmiş ve bu sebeple ilgi odağında kalmış, hayattan beklentileri yüksek, kendini beğenmiş ve girişimcidirler. 5 – 6 yaşlarında büyük bir çoğunluğu bilgisayar ile tanışmışlardır. Sosyal medya ile iç içe olan bu nesil; interneti, akıllı telefonları, mesaj uygulamalarını ve bilgisayar oyunlarını etkili bir şekilde kullanır. Çok fazla çalışmaktan hoşlanmazlar ancak çoğunluğu üniversite mezunu olduğu için girdikleri işte hemen yükselmeyi hedeflerler. İsteklerinin bir an önce gerçekleşmesini isteyen ve X kuşağına göre daha sabırsız olan bu nesil, sürekli gelecek kaygısı içerisindedir.

Z kuşağı ise; 2001 yılından itibaren doğmuş ve muhtemelen 2020 yılına kadar doğacak olan bireyleri kapsayan nesildir. Eğitimleri devam ettiği için henüz iş hayatının içerisinde değiller. İçinde bulundukları toplumsal hayatın getirileri ve ailelerinin korumacı tutumları nedeniyle sokak oyunlarına yabancı olarak büyüdüler. Bunun yerine akıllı telefon ve tabletler neredeyse tek oyun gereçleri oldu. Fiziksel olarak yalnız olsalar da her an birbirleri ile iletişim halinde olabiliyorlar. İlginç bir şekilde aynı anda birden çok işi yürütebiliyor ama bunun yanında dikkat dağınıklığı da yaşıyorlar. Klasik eğitim sistemi onlar için hiç uygun değil. Türkiye nüfusunun henüz % 18’ini oluşturan ve sayılarının daha da artacağı bilinen Z kuşağı için eğitim sisteminde köklü değişikliklerin yapılması şart. İnternet bağımlılığı kavramı da en çok bu nesil için kullanılıyor.

Uzaylı olabileceklerini düşüneceğimiz Alfa Kuşağı

X Kuşağı, Y Kuşağı, Z Kuşağı derken Latin alfabesinde harfleri tükettik. Hızlı bir şekilde hayatımıza yeni bir kuşak ismi dahil oldu. Tüm dünyada ismi her geçen gün daha da çok konuşulmaya başlanan ve henüz alım gücüne dahi sahip olmadıkları halde, dünyayı ele geçirmiş oldukları söylenen bu yeni kuşağın ismi; Alfa Kuşağı olarak adlandırılıyor. Peki, hangi özelliklere sahipler? Geleceğimizi şekillendirecek olan bu kuşağı yakından tanıyalım.

Avustralyalı nüfus bilimci Mark McCrindle, 2010’dan itibaren doğmuş olan çocukları Alfa Kuşağı olarak tanımlıyor. Alfa Kuşağı için, tam anlamıyla doğduklarından itibaren teknoloji ile iç içe olan bireyler diyebiliriz. 2025 yılında nüfusu 2,5 milyarı bulacağı tahmin edilen bu nesil, her hafta 2,5 milyon birey eklenerek çoğalıyor. Bugün en yaşlısının 8 yaşında olduğu bu çocuklar, dokunma teknolojisi ile donatılmış akıllı ürünleri kullanıyorlar ve dokunmanın verdiği yakınlık nedeniyle teknolojiyi, ihtiyaç dahilinde kullanılacak bir şey olarak değil; hayatlarının bir parçası olarak görüyorlar. X ve Y kuşaklarının, çocukluk dönemlerinde karşılaştığı ilk teknolojik gelişmeler Alfa Kuşağına hikaye gibi geliyor. Mevcut teknolojiyi öteden beri hep var olmuş olarak gören bu kuşak temsilcilerine, kendilerinden önceki nesillerin teknolojik gelişmeler karşısında bocalaması, neredeyse aşağılanacak ya da alay edilecek bir mesele gibi görünüyor. Eğitim kurumları ve eğitimcilerin, bu kuşak temsilcilerinin eğitimi konusunda oldukça yetersiz kaldığı da bir gerçek. Z kuşağında oldukça azalmış olan aile ve akraba bağları, Alfa Kuşağında neredeyse yok niteliğinde. Doğadan, bitkilerden, hayvanlardan uzak olan bu kuşağın bireylerinin yeme-içme alışkanlıkları, karbonhidrat ağırlıklı ve oldukça sağlıksız. Paylaşmaktan nefret edip benmerkezci davranırlar ve bütün siyasi, askeri, mesleki statüleri reddetmeyi tercih ederler.

Bütün bu olumsuz görünen davranış ve yaşam biçiminin yanı sıra, onlar birçok özellikleriyle muhteşem varlıklar olarak hayatımıza dahil olmuş durumdalar. Teknolojinin tüm getirilerinden faydalanan ve çevrelerindeki insanları da buna adapte etmeye çalışan bu kuşak temsilcileri, henüz teknolojiye tam anlamıyla alışamamış olan ebeveynleri de teknolojiyi kullanma mecburiyetine sürüklüyor. Hafızalarında gereksiz bilgilere yer vermiyor, bunun yerine ihtiyaçları olan her bilgiyi internet yardımıyla, sadece anlık olarak öğreniyorlar. Makineleri insanlara tercih ederler, tüm iletişimleri makineler aracılığı ile gerçekleştirirler. İnternet bağımlılıklarından ötürü fiziksel beceri gösteremediklerine inanılan bu nesil; bilinenin aksine daha becerikli ve daha akıllı. Ancak geniş çaplı düşünemezler ve kültürel değerleri ihmal ederler. Yabancı dil öğrenmeyi gereksiz bulurlar. Çünkü anında çeviri yapabilen; giyilebilir, hatta beyne monte edilebilir aparatlarla, yakın gelecekte yabancı dil öğrenmeye ihtiyaç kalmayacağını düşünüyorlar. Ölümü; tıpkı bir makinenin uzuvlarında yaşanan bir arıza olarak görüyorlar. Bu sebeple, gelişen teknolojinin uzuvlarımızda oluşan hasarları düzeltebileceğine ve böylelikle hiçbir zaman ölmeyeceklerine inanan bir nesil geliyor diyebiliriz.

X, Y ve Z Kuşağı olarak, Alfa Kuşağı Karşısında Yetersiziz

Doğdukları andan itibaren teknolojinin içinde olan bir nesil ile doğduktan 20 yıl sonra teknolojiyle tanışan bir nesil elbette aynı şartlara sahip olmayacak ve dolayısıyla kuşak çatışmaları yaşanacaktır. Yeniliklere adapte olmak onlar için sıradan bir durum iken, ebeveynler için biraz zaman alabiliyor. Artık bir çocuğun tablet, akıllı telefon ya da bilgisayarı etkin bir şekilde kullanabilmesine şaşırmamak ve olağanüstü bir olay olarak görmemek gerekir. Çünkü bu, onlar için son derece doğal bir durum; fazladan zeka göstergesi değil. Zaten tüm teknolojik yenilikler standart ölçüde zekaya sahip bireyler için tasarlanıyor. Bu durumda Alfa Kuşağı ile bir arada yaşayabilme konusunda bize düşen; onlara ayak uydurmaya çalışmak ve bulundukları neslin özelliklerine göre davranış sergilediklerini her daim göz önünde bulundurarak onları yargılamaktan kaçınmak. Onlar kendilerini yetiştirip şekillendiriyor, ihtiyaçları olan her şeyi öğreniyorlar. Bize göre gerekli olan bir şeyi öğrenmeyi reddediyorlarsa, bunu tamamen gereksiz gördükleri için reddediyorlar; sıkıcı veya zor buldukları için değil. Tabi ki yönelimlerini değerlendirmek ve eğitimlerine gerekli önemi vermek gerekiyor fakat onlar genellikle, ne olmak ya da nasıl yaşamak istediklerine kendileri karar veriyor. Paniğe kapılmayın, onları yargılayıp sorgulamayın ve Alfa Kuşağı sürecinde doğmuş biriyle yaşamayı öğrenin. Geleceğimiz onlara emanet…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here