İş Dünyasına Yansımaları ve Toplumsal Etkileri ile Yapay Zeka

0
87

İş Dünyasına Yansımaları ve Toplumsal Etkileri ile Yapay Zeka

Bir nesil sonra insanlar artık ticaretle, üretimle, dağıtımla, hiçbir şeyle uğraşmayacak. Yapay zeka, insanları otomatik analiz ederek neye ihtiyacının olduğunu çıkarıyor olacak.

Zekayı, ‘veriyi işleme kabiliyeti’ diye ele almak gerekir ki, yapay zekaya daha iyi atıf yapabilelim. Bugün ulaştığımız noktada artık modern bilgisayarlar henüz yorumlama kabiliyeti olmadan dahi insana kıyasla çok daha güzel veri işleyebiliyor. Bireylerin ya da kitlelerin ihtiyaçları nedir, ürünün kalitesi veya eksik yanları neler, hangi tip durumlarda hangi sorunlarla karşı karşıya geliyoruz? Bu sorular çoğaltıldıkça sadece analiz etmek de yetmemeye başladı. Bazı durumlarda yorum da katmak gerekiyor ki bu ihtiyaçla birlikte de yapay zeka kavramı ortaya çıkmaya başladı. Artık makineler yorum yapıyor, toplanan verileri bir araya getirerek ortak bir veri sentezlemesi oluşturuyor ve bunları öğrenerek insandan çok daha hızlı bir şekilde öngörü de bulunabiliyor. Peki bu bize neyi gösteriyor? Artık yapay zekaların toplumsal yönetim alanında yer almasını… Evet, şu an dünyada bunlar konuşuluyor, tartışılıyor. Şüphesiz bu projelerin üzerine gidilmeli, sonuna kadar destekliyorum. Sosyal medya üzerinden de zaten sürekli yayınlıyorum. Hatta Twitter’ımda; “önümüzdeki yerel seçimlere şehrinizin belediye başkanı yapay zeka olsun mu?” Mesajı sabitlenmiş bir şekilde duruyor.
Ben bu mesajı yayınladıktan birkaç ay sonra Japonya’da bir belediye için direkt aday değil de başkan yardımcısı şeklinde bir adaylık süreci başlatıldığını gördük. Çok güzel ve sevindirici bir gelişmeydi. İnsanlar; “Belediye başkanının görevini yapay zeka nasıl yapabilir?” şeklinde düşünüyor. Şimdi biraz daha örnekleyelim; belediye başkanı ne yapar? Belediye başkanı, girdileri gözden geçirir, yatırımları planlar ve bu planlamaları yaparken de hitap ettiği insan kitlesini dinlemek zorundadır. Nasıl dinleyebilir? “Bu şehrin neye ihtiyacı var?” sorusu aslında bir belediye başkanının en çok cevap aradığı sorudur. Şimdi, bunu bir insan mı daha kolay yapabilir, yoksa gerçekten anketlerle düzenlenmiş doğru veri istatistikleri ile doğru şekilde yorum yapabilen, hatta sosyal medya aracılığıyla da geri dönüşümler alabilen bir sistem mi? Şüphesiz böyle bir yapay zekanın varlığı… Bugünün teknolojisi buna hazır. Yani bugünün teknolojisi artık bir şehri yönetebilecek… Keza, bir şirket için de aynı şey geçerli. Şirketlerde yönetim kurulu başkanı ne yapıyor? Öncelikle yönetimini dinliyor. Yüzlerce personele hitap ettiğinden dolayı tüm personeli dinlemesi mümkün değil. Dolayısıyla verileri süzerek aldığından doğru veriye erişememiş oluyor. Pazarlama araştırması ile ilgili birçok veri hazırlanıyor. İnsan eliyle hazırlanmış raporlarla kararlar oluşturuluyor. Diyor ki; şu bölgeye veya sahaya girmek istiyoruz. Peki o saha size hazır mı? Bunu insanlar mı daha doğru araştırabilir, yoksa yapay zeka ile örülmüş bir sosyal ağ mı? Yapay zeka, verileri analiz ederek bir pazarlama sahasında insandan çok daha rahat karar verebilir. Birçok şirketin de bunu uyguladığını düşünüyorum. Bugün artık üretim tesisinizde bir sistem kuruyorsunuz ve temelini ERP oluşturuyor.
Büyük bir fabrikayı yöneten müdürler veya yönetim kurulu başkanı değil, ERP sistemi. Sistem size ürün tedariğinizi şu tarihte yapmaya başlamanız lazım diyor. Çünkü 500 çeşit ürün geliyor. 500 tane tedarikçiden ürün alıyorsunuz ki bunların zamanlaması çok önemli. ERP kısmen de olsa artık yorumlamaya başlıyor ve bazı kararlar çıkarıyor. Diyor ki, sizin şu süreç içerisinde bu tedarik zincirinden siparişinizi vermeniz lazım. Bu bir karar verme mekanizmasıdır. İnsan kaynakları yönetiminde de bunu görüyoruz. Örneğin yıllık izinleri birikmiş kişiler var. Sistem size; ‘şu departmanda veya bu serviste çalışan 15 kişiyi ya da 150 kişiyi iş durumuna göre yıllık iznine ayırabilirsiniz’ diyor. Bunu normal bir insanın doğru karar vererek yapması çok uzun zaman alır. Burada sistem ne görevi yaptı? Ürün müdürlüğü, üretim müdürlüğü ya da üretim şefi dediğimiz görevleri yapmaya başladı. Bu bir yönetim anlayışıdır.
Dünyaya baktığımızda çoğu şirket ve ülke bu durumu çoktan kabul etmeye başladı. Bazı ülkeler ve maalesef ülkemizdeki çoğu şirket ise geleneksel yöntemleri tercih etmelerinden dolayı modern anlayışa hala hazır değiller. Neden hazır değiller? Maalesef bazı korkuları ve kaygıları var. Ne tür korkular? “Bilişim Teknolojileri sektöründeki birine mi güveneceğim ben? Yönetim kurulu başkanı benim, kararları da ben vereceğim.” Düşüncesi hakim. Belli bir süre sonra ister istemez tüm şirketler yapay zekaya teslim olmak zorunda kalacaklar. Olmayan şirket de zaten yok olmaya mahkumdur diyebiliriz. Öyle de olmak zorunda ki dünya her geçen gün küçülüyor. Uçak endüstrisi, telefon ve internetin gelişmesiyle bir taraftan rekabet piyasası büyürken, bir taraftan da dünya tröstleşiyor. Yani, tek bir sisteme doğru gidiyor. Bir süre sonra rekabet diye bir şey kalmayacak. Bir ürün, tröstleşmiş bir şirket ya da çatı şirket tarafından kontrol ediliyor ve üretiliyor olacak. Rekabet ortadan tamamen kalkacak. Nasıl kalkacak? Gelişmekte olan, tröstleşen şirketler zaten yüksek teknolojiyi çok yakından takip ediyor ve duruma çok hızlı bir şekilde adapte oluyorlar. Bunların en bariz örnekleri Alman şirketleri. Alman şirketleri bir dönem dünyaya ürün satmaya başladıktan sonra, insan kaynağının pahalı olmasından dolayı orta doğu ve uzak doğuya kaymaya başladılar. Uzak doğuda iş gücü daha ucuz diye fabrikalarının tamamını oraya taşıdılar. Şimdi ise 4. Sanayi Devrimi ile birlikte artık penceresiz fabrikalar çıkmaya başladı. Yani içerisinde insanların çalışmadığı tamamen robotik sistemlerden oluşmuş ve yapay zekayla kararların alındığı üretim tesisleri. Üstelik bu fabrika bir tane değil, dünyanın çeşitli yerlerinde yapılanmış ve birbiriyle iletişim halindeler.
Bu durumu insanlık açısından iyi veya kötü olarak değerlendirmek yanlış olur. Çünkü gelecek zaten geliyor ve bunu engellemeniz mümkün değil. Teknoloji insanlık tarihinde her zaman vardı ve insanlığa her zaman refah getirdi. Dolayısıyla teknolojinin geliyor olması için “Aman, kötü bir şey geliyor” diyemeyiz. Zaten insanlık çok değil 200 yıl sonra yok olmuş olacak. Birçok defa ifade ettiğim gibi, 2015 yılında ‘Son Çağ’ başladı. Artık biz evrimleşiyoruz. Yani bugünkü canlı kavramı, biyolojik kavram değişecek. Dolayısıyla yeni bir kavramla tanışıyoruz: Transhümanizm…
İnsanlık Android’leşiyor mu deriz buna ya da farklı bir şey mi bilmiyorum. Artık kopan kolun veya bacağın yerine biyonik kol ve bacak takabiliyoruz. Bunu herkes kabul etti. Türkiye’de artık yapay kalp üretiliyor. Şimdi daha ilerisi var. Artık kas sistemleri ve yapay kan yapılıyor. Baktığınızda insanın ihtiyacı olabilecek her şey, neredeyse tüm vücut organları bir şekilde üretilebiliyor. Yapay hücre yapmak da söz konusu ama bu tam olarak söylediğimiz “canlı” kelimesinden kurtulmuş değil ki o farklı bir araştırma konusu. Benim söylediğim, canlı tanımının değiştiğidir. Esasında yavaş yavaş mekanikleşmiş, android’leşmiş, biyolojik enerji dediğimiz farklı bir enerji türüyle çalışan insan kavramı ortaya çıkmaya başladı ki bugün artık Arabistan’da yapılacağı ve çok yakında tamamlanacağı konuşulan büyük bir şehirde yaşayacak insanların, 250 – 300 yıl ömrü olacağından bahsediliyor. Bazı bilim insanlarına göre ise ölümsüzlüğe kadar gidebilecek bilimsel araştırmalar yapılmakta. Buna ölümsüzlük değil de insanın değişimi veya evrimleşmesi diyebiliriz.
Konuyu ülkemiz açısından değerlendirecek olursak; maalesef biz, toplum olarak da kendimizi yermeyi seven bir kültüre sahibiz. Fakat belirtmeliyim ki elektronik, mekanik ve yazılımsal olarak biz dünyanın çok gerisinde değiliz. Sadece birkaç yıl gerideyiz diyebiliriz. Ancak bu açığı da çok hızlı bir şekilde yakalayabilecek kabiliyetimiz var. Yeter ki bilim insanlarımıza gerekli fırsatlar tanınsın. Bunu Türkiye’de yetişmiş kendi bilim insanlarımız adına söylüyorum. Ben küçük bir kurumum ve Özgür AKIN küçük bir şahıs. Bu mesele bir şahsın ya da bir kurumun meselesi değil, bu bir ülke meselesidir. Üniversitelerimiz ve çeşitli şirketler bünyesinde sürekli çalışmalar yapılıyor. Ben ve benim gibi birçok arkadaşım bu işe gönül verdi. Umut ediyorum güzel bir gelecek bizi bekliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here