AKILLI ŞEHİR Uygulamaları

0
218

“Ülkemizde bazı şehirler akıllı şehir olma yolunda önemli adımlar atmış olsa da dünyadaki örnekleri ile karşılaştırıldıklarında ne yazık ki henüz istenen seviyeye gelebilmiş değiller. “

Akıllı telefonlar, akıllı uygulamalar, akıllı ev aletleri, akıllı tahtalar...

Günlük yaşantımıza bu denli dahil olmuş olan ‘akıllı’ kelimesi, sıradan halleriyle kullandığımız nesnelerin, teknolojik gelişmeler sonucu sıra dışı bir hale gelmeleriyle edindikleri yeni durum için kullanılıyor. Teknoloji; cebimizde, evimizde, iş yerimizde, sokağımızda yani kısaca artık her yerde… Bu durum kişisel kullanımların dışına çoktan çıkmış durumda. Öyle ki artık ‘akıllı’ olarak ifade edilen sistemler toplumsal hayata yön veren vazgeçilmez konumdalar. Şehir yöneticileri tarafından da bu durum yakından takip ediliyor ve yaşanan her gelişmeyi yönetim alanlarına dahil etme adına çalışmalarda bulunuyorlar. Öyle ki yerel yönetimler, ‘akıllı şehir’ dönüşüm çalışmalarında adeta bir yarış içerisindeler.

Peki akıllı şehir tanımı neyi ifade ediyor? Sensörlerle donatılmış şebeke ağlarını mı, yoksa sürücüsüz araçları mı? Akıllı şehir konusunda en çok sözü edilen kelime, “veri” nedir? Bu uygulamalar ile çevreyi korumak da mümkün müdür? Tüm bunların belediyecilik ile ilişkisi nedir? Dijital dönüşümünü gerçekleştirmiş veya bu yolda adım atmış ülkeler ya da şehirler ne durumda?

 Akıllı şehir tanımı; insanlara ve doğaya zarar veren, gürültü, çevre kirliliği ve çarpık kentleşme gibi sorunları ortadan kaldırmak amacıyla oluşturulan teknolojik ve çevre dostu sistemleri ifade ediyor. Akıllı şehir uygulamalarında birinci amaç, enerjiyi doğru ve verimli kullanma sistemlerinin geliştirilmesidir. Enerji kaynaklarının giderek azaldığı, buna karşın enerjiye olan ihtiyacın daha da arttığı bir zaman dilimindeyiz. Enerji verimliliği konusunda gerekli stratejiler geliştirilemez ve uygulanamaz ise enerji kesintileri ve yükselen fiyatlar ile karşı karşıya kalmak insanlık için kaçınılmaz bir sonuç olacaktır. Bu noktada çevreye olan korumacı etkileri göz önünde bulundurulduğunda, enerjinin önemi akıllı şehir uygulamalarıyla daha iyi anlaşılmaktadır.

 Bir şehir yaşamı için; o şehirde yaşayan insanlara göre tam teşekküllü bir şekilde uygulamaya konulması beklenen en büyük hizmetlerin başında hiç şüphesiz toplu ulaşım gelir. Özellikle çalışan nüfusun yoğunlukta olduğu şehir yaşamında toplu ulaşımın yeri çok önemlidir. Özel kullanıma mahsus araçların artması, hem trafik sorununu hem de yakıt kullanımının artması sebebi ile karbon salınımını beraberinde getirmektedir. Şehir yönetimleri tüm bu sorunları yine akıllı uygulamalarla çözüme ulaştırabilmekte. Tabi bunun için de bilgi teknolojilerinden faydalanmak gerekli. Şehrin belirlenen noktalarına yerleştirilen sensörler ile toplanan hız ve konum gibi bilgiler, trafiğin sıkıştığı anlarda alternatif çözümler oluşturulmasını sağlamakta. Toplu ulaşım sistemleri için geliştirilen uygulamalar sayesinde araç içinde bilet ve nakit para kullanımı gibi ödeme yöntemleri yerine kartlı sistemleri bir süredir kullanmaktayız. Ayrıca oluşturulan mobil uygulamalar ile ulaşım araçlarının duraklara hangi dakikada geleceğinin önceden biliniyor olması bekleme süresini en az indirerek zamandan tasarruf edilebilmesini sağlamakta. Halihazırda bu uygulamalar bazı şehirlerde kullanılmaktadır. Ayrıca sosyal hizmetler ve güvenlik gibi önemli konular, veri temelli sistemler sayesinde etkin bir biçimde yönetilebilmekte.

 

Oturduğumuz apartmanlar, alışveriş merkezleri, okullar, hastaneler kısaca tüm özel ve kamu binaları, dünyadaki enerjinin çok büyük bir kısmını tüketiyor. Kullanılan enerjinin yaklaşık %40’ını tüketen binaların enerji kullanım oranı, şehirleşme bu hızla devam ettiği ve enerji kullanımına önlem alınmadığı sürece yakın gelecekte %60’ı bulacaktır. Bu oranı aşağıya çekmek için tüm bu binalar sensörlerle donatılmalı, böylece elde edilen verilerle binanın kullanacağı enerji, yalıtım ve güvenlik gibi birçok alanda çalışmalar yapılması mümkün hale gelebilir. Güneşten yararlanarak kendi enerjilerini üretebilen bina sistemleri, atıkların geri dönüşüm yoluyla kazanımı gibi birçok önlem de kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlar.

Dönüşümün baş mimarı: ‘Veri’

Tüm bu sorunların çözümünde bu kelimeyi sıklıkla dile getirdik. Bu dönüşümün baş mimarıdır veri. Çünkü akıllı şehirler, doğru edinilmiş verilerle işler ve gelişir. Yeterli veri sağlandığında yetkililer ihtiyaçları ve çözümleri tespit ederek gerekli altyapı çalışmalarını başlatabilirler. Her şehrin ihtiyacı farklı olduğu için hepsinin verisi de farklı olacaktır elbette. Örneğin bir şehrin hava kalitesinin ölçümü çeşitli araçlarla yapılarak edinilen veriler ışığında soruna çözüm sağlamak mümkün hale gelebilir. Bunun somut bir örneği Kentucky’de yaşanmaktadır. Burada yaşayan ve solunum cihazı kullanan kişilerin cihazları aynı zamanda veri toplama ve özelliğine sahip. Bu cihazlar aracılığıyla edinilen veriler, yetkililer tarafından gözlemleniyor ve havanın kalitesi sürekli olarak ölçülebiliyor. Akıllı şehir sistemlerinin suç oranını düşürme konusunda da büyük etkisi olduğu bilinmekte. Güvenlik güçlerine özel geliştirilen sistemler ile özel ve kamusal güvenlik kameralarına anında erişim imkanı sağlanmakta. Böylece güvenlik güçlerinin suça dair delilleri toplaması daha kısa zaman içerisinde gerçekleşmekte.

 Ülkemizde bazı şehirler akıllı şehir olma yolunda önemli adımlar atmış olsa da dünyadaki örnekleri ile karşılaştırıldıklarında ne yazık ki henüz istenen seviyeye gelebilmiş değiller. Dünyaya baktığımızda belki de en güzel örnek; 2015 yılında “en iyi akıllı şehir” seçilen Güney Kore’nin başkenti Seul. Trafik sorununu çözmek için kurmuş olduğu taşıma sistemleri ve trafik lambaları, güvenlik kameraları ve polis iş birliği ile suç oranını düşürme başarısı, temiz su edinme sistemleri ile musluklardan temiz su gelmesini sağlamış olması, geliştirdiği mobil uygulamalar sayesinde vatandaşları ile etkin bir iletişim ağı oluşturması, geri bildirimler ile sürekli kendini geliştirmesi ve veri madenciliği sayesinde açığa çıkan verileri bilgi işlem merkezinde işleterek sürekli olarak yenilik gerçekleştirmesi Seul’un başlıca özellikleri arasında. Amerika’da ‘Akıllı Şehirler Yarışması’nda ilk dörde giren şehirler ise Columbus, Kansas City, Pittsburgh ve Boston olarak sıralanır. Hepsinin ortak noktası, açık kaynak veri merkezleri oluşturarak özel sektörlerin inovasyon yapmasına fırsat vermeleridir. Veriler işlendikçe bu durum sadece şehirleri değil, çalışmaları yapan teknoloji firmalarını da geliştirmektedir.

 Sonuç itibariyle bir akıllı şehrin kilit noktası veridir, verileri doğru bir şekilde işleyebilmektir. Teknoloji çağını yakalayabilmek kişisel çabalarla değil, yönetimsel desteklerle mümkündür. Bu konuda şehir yöneticilerinin de sürekli olarak kendilerini geliştirmesi ve güncellemesi gerekir.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here