Biohacking

0
87

Biohacking
Bilim Kurgunun Gerçeğe Dönüşümü mü?

Bio-hack terimi ilk defa dillendirildiğinde genel olarak, bir bakteri, maya, bitki veya hayvan hücresi ya da organizmasını genetik olarak modifiye etmek için moleküler biyoloji ve genetik mühendisliği araçlarını kullanmak şeklinde algılanmaktaydı. Bu terim genellikle bio-hack yapmakla DIYBIO (Biyolojini Kendin Yap) arasında birbirinin yerine kullanılmaktadır.

Peki Biohacking Nedir?

Biohacking, insan vücudundaki yetenekleri ve kabiliyetlerin, dışarıdan alınan sibernetik cihazlar ile entegre edilerek değiştirildiği bir yöntem olarak tanımlanıyor. Bir başka tanım ile biohacking; kişilerin medikal ve elektronik teknikler kullanarak kendi biyolojisini yönetmesini ifade ediyor. Bazı insanlar vücutlarındaki veya içindeki bir şeyi değiştirmeyi tanımlamak için de bu terimi kullanıyorlar. Bu konudaki bazı iddialar sahte ve bilimsel olarak temelsiz iddialar da olabilir. Fakat bu yöntemi uygulayan geniş bir kitle mevcut. Bu yöntemle kendilerini değiştiren vücut ‘Bio-hacker’larına ise “Öğütücüler” adı verilir. Bunlar tıbbi ya da cerrahi olarak vücutlarını, ek işlevler (RFID tanımlamasından elektromanyetik dalgaları parmaklarıyla algılamaya kadar) kazanmak adına değiştiren insanlardır.

Ünlü Bio-Hacker Dave Asprey ise bio-hack kavramını; “Sizin dışınızdaki ve içinizdeki çevrenizi değiştirmek; böylece bedeninizi, zihninizi ve hayatınızı iyileştirerek biyolojinizi tam olarak kontrol edebilmek için insanüstü olma sanatı ve bilimi” olarak tanımlıyor.

 

“İnsanoğlunun Versiyonlanması”

Bu konunun merkezinde yer alan ve kendi bedeni üzerinde deney yapan birçok kişi var. 38 yaşındaki Liviu Babitz de bu Bio-Hacker’lardan biri. Babitz, şu anda beş olarak kabul edilen duyulara yenilerini eklemek istiyor. Bunların başında da, insanların kuşlarla aynı navigasyon özelliklerine sahip olmasını sağlamak geliyor. Elinizi Babitz’in göğsüne koyduğunuzda, yüzünü her kuzeye döndüğünde elinizin altında bir titreşim hissediyorsunuz. Bunun nedeni Babitz’in göğsüne taktırdığı ve “Kuzey Duyusu” adını verdiği elektronik bir parça. Bu parçanın içinde piercing gibi, iki titanyum çubukla birlikte deriye tutuşturulmuş pusula çipi ve Bluetooth bağlantı özelliği yer alıyor. Bu elektronik parçanın sağladığı faydayı Liviu Babitz; “Telefona ihtiyacınız olmadığını, dünyayı bir kuş gibi dolaşabileceğinizi hayal edin. Her zaman tam olarak nerede olduğunuzu biliyor olacaksınız. Görme engelliler de yönlerini rahatça bulabiliyor.” şeklinde ifade ediyor.

 

40 yaşındaki marangoz Rich Lee’nin parmaklarında derisinin altında mıknatıslar ve iki adet yakın alan iletişim (NFC) çipi bulunuyor. Bunların, tanımlanmış web siteleriyle bağlantı kurmak veya araba kapısı açmak gibi bir dizi işlevi var. Alnında ise biyolojik sıcaklık ölçen bir çip var. Genellikle evcil hayvanlarda kullanılan bu çip sayesinde vücut sıcaklığını sürekli olarak takip ediyor. Ayrıca kulaklarının içinde de kulaklık implantları bulunan Lee, “Crispr” adı verilen en tehlikeli ve en tartışmalı bio-hacking yöntemleri arasında yer alan bir uygulamayı da deniyor. Bu yöntem, bilim insanları tarafından gen yapısının değiştirilmesi için kullanılıyor.

Bilim insanları bu uygulamanın tehlikeleri ve sınırları üzerinde çalışmalarını sürdürürken, Lee ise bunu evde denemeye devam ediyor ve bir şeylerin yolunda gitmemesi halinde ölebileceği gerçeğini de kabul ediyor.

“Genetik mühendisliği konusunda tüm bu bilgi birikimine sahibiz. Aynı bir dövme yaptırır gibi, genlerimizi değiştirebilme veya genetiğimizin değiştirilmesine izin verilmesi düşüncesini destekliyorum. İnsanların doğuştan gelen özelliklerini değiştirebildikleri, biyolojik açıdan akışkan bir toplumda yaşamak istiyorum.” Bu sözler Lee’nin, ölüm pahasına dahi kendisini bu alana adadığını gösteriyor.

Tüm bu uygulamalar deneyseldir ve evde bio-hacking tekniklerini uygulamanın zaman zaman kötü sonuçlar da doğurabileceğini göstermektedir.

Bu uygulamalar, çalışanların yakın gelecekte teknolojinin hızına ayak uydurabilmesi için akıllı implantları, yüksek performanslı protezleri, hafıza geliştiren bileşenleri ve ‘giyilebilir’ ürünleri kullanmasının gerekli olacağını göstermekle birlikte beraberinde birçok soru işaretini yanında getiriyor. Bu teknolojiyi ne kadar üzerimize giyer, vücudumuza yerleştirir ya da sindirirsek, o kadar çok bizimle ilgili bilgi toplayacaktır. Bu da kaçınılmaz olarak bilgilerin nasıl depolandığı ve işlendiği, sınırlarının ne olduğu gibi soruları ortaya çıkarıyor. Bu tarz teknolojileri destekleyen, hatta kullanılmasını şart koşan şirketler dahi bulunuyor. Fakat bu konuda çok dikkatli olunması gerekli. Kişisel bilgilerin hassaslığına oldukça önem veren kişiler, bu koşullarda sağlanacak herhangi bir bilginin, güvenliğinin çok sert ve net bir şekilde sağlanmasını garanti etmek isteyecektir.

Tüm bu gelişmeler gösteriyor ki; çok yakın bir gelecekte akıllı implantlar, DNA odaklı iyileştirmeler, yüksek performanslı protezler ve hafıza geliştiren bileşenler sayesinde her birey, bio-yükselmenin etkilerini hissedecek.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here