NASA Uzay Aracı Sistem Yöneticisi, Yüksek Mühendis Sırrı OĞUZ ile Röportaj

0
763

İTÜ mezuniyetinizin ardından ABD’ye gittiniz. Sizi daha yakından tanımak adına bu süreci bizlere anlatabilir misiniz?

1987’de İTÜ Uçak ve Uzay Fakültesinden mezuniyetimden sonra ABD’ye gidişim bir burs kazanmam sayesinde oldu. Çok zor bir yazılı imtihan sonunda en yüksek puanı alarak uçak yapıları konusunda ABD’de yüksek lisans bursu kazandım. Aslında okuldaki son yılıma kadar aklımda böyle bir düşünce yoktu. Hayatımın yönünü tamamen değiştiren dört saatlik bir imtihandı. ABD’de Ohio State Üniversitesinden master için kabul aldım ve böylece yurtdışı öğrenimim başlamış oldu.

NASA’ya geçiş süreci nasıl oldu? Oradaki çalışmalarınız ve projelerinizden bahsedebilir misiniz?

1994’de California Üniversitesinde doktora çalışması yaparken hiç ummadığım bir zamanda OEA Aerospace isimli bir şirketten iş teklifi aldım. Aslında sadece staj niyetine ve kısa sureli çalışmak için girdiğim bu şirkette tam 14 yılım geçti. Şirketin faaliyet alanının benim yüksek lisans konum olan uçak yapıları ve kompozit malzemelerle pek ilgisi yoktu. İşimi ve bana verdiği heyecanı o kadar çok sevmiştim ki okuldaki araştırma çalışmalarıma bir süre ara verip bu şirkete odaklanmaya karar verdim. Tabii ondan sonra da geriye dönüş olmadı. Aradan gecen 25 yıl sonra hala piroteknik uzmanı olarak üstelik NASA’da çalışıyorum ve o zaman verdiğim kararımdan hiçbir zaman pişman olmadım. NASA’ya geçişim bu ilk şirketimin bana sağladığı inanılmaz birikim ve tecrübe sayesinde oldu. 2008’de NASA Houston Johnson Uzay Merkezinden direk onlarla çalışmam için teklif aldım ve NASA’daki maceram bu şekilde başlamış oldu. İlk dört yılımda Orion uzay aracının piroteknik sistemlerinin araca entegrasyonu, testleri ve sertifikasyonundan sorumlu sistem mühendisi olarak çalıştım. Benim bir piroteknik uzmanı olarak sorumlu olduğum alanlar uzay araçlarının tüm misyon surecindeki kapsül ve roket ayrılma sistemleri, paraşüt fırlatma sistemleri, kenetlenme sistemleri ve aracın roket ateşleyicilerinin dizaynı, testleri ve araca entegrasyonu. Son 6 yıldır Commercial Crew adı verilen yeni bir projede piroteknikler sistemler yöneticiliği yapıyorum.

Bildiğiniz üzere ‘Türkiye Uzay Ajansı’ kuruldu. Türkiye’de yürütülmekte olan uzay çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Diğer ülkeler ile kıyasladığımızda neler söylersiniz?

Türkiye’de bir uzay ajansı kurulmasını, mesleği uzay olan bir bilim insanı olarak çok olumlu karşılıyorum. Umarım bu kurum tamamen bilime odaklı ve ülkemizin genç beyinlerinin en verimli şekilde kullanıldığı, uzun vadeli misyonları olan, günlük politikalardan bağımsız bir bilim yuvası haline en kısa zamanda gelir. Genellikle haberleşme uyduları odaklı çalışmalar yapıldığını görüyorum. Bunlar tabii ki önemli ve gerekli çalışmalar ama bizim bir uzay programından bahsetmemiz için en azından alçak yörüngeye araçlar gönderebilecek bir kapasiteye ulaşmamız ve uzay misyonumuzu kısa, orta ve uzun vadeli olarak şimdiden belirlememiz gerekli. Başarabilir miyiz? Tabii ki bu mümkün. Ama bu işin daha çok başındayız ve topyekun bir bilimsel düşünce devrimi yapılmadığı sürece başarıya giden yol umulandan daha engebeli olacaktır. Diğer ülkelerle kıyaslamanın doğru olmadığını düşünüyorum. Türkiye kararlı bir şekilde kendi misyonunu ortaya koymak ve bunu uluslararası ortaklıklarla pekiştirmek zorunda. Amaç belki bir gün NASA seviyesine gelebilmek ama en azından şimdilik mesela Hindistan’ın 30 yıl içinde sıfırdan Ay’a ve Mars’a uzay aracı gönderecek duruma gelişini kendimize bir örnek olarak alabiliriz.

 İnsanoğlu Mars’a ne zaman gidecek? Bu konuda yürütülen çalışmalarda son durum nedir?

Evet, en çok merak edilen konu bu… Birçoğunuzun bildiği gibi NASA Orion uzay aracını Mars ve ötesi derin uzay yolculukları için dizayn etmekte. Son 8 yılda çok büyük ilerleme kaydedildi ve şu anki plana göre Mars’a insanlı uçuşların 2030’larda olması bekleniyor. Orion insansız ilk deneme uçuşunu 2014’de başarıyla bitirdi. İkinci deneme uçuşunun 2020’de yine insansız olarak ve yaklaşık 450,000 km’lik bir uzaklığa yapılması planlanıyor. Mars yolculuğunun başarılı ve güvenli yapılması için gereken diğer araştırmalarda en az Orion projesi kadar önemli. Örneğin, en az altı ayı bulacak bu yolculuk sırasında astronotların kozmik radyasyondan etkilenmelerini önleyecek sistemlerin geliştirilmesi halen devam etmekte. İnsanlı ilk uçuş olan EM-2 deneme uçuşunun 2023 yılında yapılması planlanıyor.

Bilimsel ve teknolojik gelişmeleri değerlendirdiğinizde gelecek hakkında öngörüleriniz neler? Gelecekte bizi hangi teknolojiler bekliyor? Ülkemizde teknolojik gelişim yolunda neler yapılmalı?

Yapay zeka ve robot teknolojilerinin dünyanın ve dünyadaki canlıların geleceğini belirlemede en büyük faktör olacağı artık tartışılmaz bir gerçek. Mesela ileriki yıllarda birçok hastalığın ameliyatlarının direk olarak doktorsuz ve robotlarla yapılacağı konuşuluyor. Otomobillerin tamamının en geç yirmi yıl içinde otonom hale geleceğini tahmin etmek zor değil. Bir uzay bilim insanı olarak beni heyecanlandıran bir alan da uzayda 3D Printing teknolojisi ile ilgili yapılan son çalışmalar. NASA Uzay İstasyonundaki deneylerle Zero-G (yerçekimsiz) ortamda 3D Printing yapılabileceğini deneylerle gösterdi. Aslında bu in-space üretim atölyesi konseptinin ilk adımları olarak da kabul edilebilir. Mesela Mars’ta bir yedek parça atölyesi düşünebiliyor musunuz? Neden olmasın?

Türkiye’de yeni teknolojiler geliştirme konusunda ilk yapılması gereken, genç kuşaklara gelecek için umut verecek, onlardaki girişimcilik cevherini ortaya çıkaracak politikaların hayata geçirilmesi olmalı. Gençlere özgürce fikirlerini anlatabilecekleri, bağımsız deneyler yapabilecekleri, ortaya çıkardıkları yeni fikirleri hem teknik hem de finansal olarak hayata geçirebilecekleri bir ortam yaratılmadıkça ne yazık ki bir kaç istisna dışında teknolojiyi sadece kullanan ama yeni teknolojiler üretemeyen bir ülke olarak kalmaya devam edeceğiz. Ülke olarak bilime bakış açımızda çok derin bir paradigma değişimine ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

NASA’daki tek üst düzey Türk yönetici ve bilim insanı olarak, bilime ilgi duyan kişilere ve özellikle gençlere hangi tavsiyelerde bulunursunuz?

Çok çalışmalarını, ezbercilikten kaçınmalarını ve bilimi, bilime gönül veren gerçek bilim insanlarından öğrenmelerini tavsiye ederim. Çok çalışmaktan kastım sadece derslerde iyi not almak değil. Seçtiğiniz alanda en iyi olabilmek sizin elinizde. Alanınızda dünyada neler olup bitiyor bunu takip etmek, bilimsel organizasyonlara katılmak, aktif bir şekilde konunuzun uzmanlarıyla iletişime girmek ve en önemlisi bilimi hayatınızın en temel faktörü haline getirmek yapabileceğiniz şeylerden bazıları.

Çalışma hayatınızda yaşadığınız ve bizimle paylaşabileceğiniz bir anınız var mı?

Aslında çok anım var. Bazıları eğlendirici, bazıları da hüzünlü anılar. İş hayatım boyunca hep patlayıcı malzemelerle çalıştığım için bizzat tanık olduğum 2-3 elim kaza mesleğimin beni en üzen zamanlarıydı. NASA’dan önce çalıştığım bir projede F-22 uçaklarının kanopi fırlatma roketlerinin ilk testlerini yaparken yaşadığım bir olay belki de ölüme en yaklaştığım andı. Bir test sırasında bu roketlerden biri her nasıl olduysa aparattan kopup aynı bir bumerang gibi dönerek 50 metre ilerdeki test kontrol odasının kapısını delip geçmişti. Çok şükür kimseye bir şey olmadı ama o günkü kadar korktuğum bir olay hatırlamıyorum. Güzel anılarımın en başında ise asla unutamadığım Neil Armstrong’la tanıştığım gün gelir. Vefatından iki yıl önce 2010’da Johnson Uzay Merkezine birçok eski astronotun yaptığı gibi anılarını anlatmaya, sohbet etmeye gelmişti. Ofisimizi özel olarak ziyaret edip bizlerle birebir konuşması NASA’daki en heyecan verici anımdı diyebilirim.

Konya’da AKINSOFT tarafından açılan Dünyanın İlk İnsansı Robot Fabrikası AKINROBOTICS hakkında neler düşünüyorsunuz?

Türkiye’de böyle bir girişimin olması ve özellikle özel şirket bazında böyle bir fabrika açılması ülkemiz için tabii ki çok gurur verici. Yeni uzay ajansının açılmasıyla beraber NASA’nın Humanoid Robonaut’larına benzer robotları da AKİNROBOTİCS’de görürüz inşallah. Fabrika hakkında çok fazla bilgim yok ama bu teknolojinin gerisinde kalmamak adına atılmış iyi bir adım olarak görüyorum. Belki daha da agresif olup yapay zekâlı humanoidler alanında çalışmalara hız vermek teknolojik yarışta önlere geçmemizi de sağlayacaktır.

AKINROBOTICS tarafından üretilen Mini ADA’yı hayatınızda görmek ister misiniz?

Mini ADA hakkında fazla bilgim yok ama hayatin günlük akışını kolaylaştıran bir teknoloji olduğu için kullanılmasında fayda var. Eşime sordum, ilk söylediği şey evi baştan aşağı temizleyebiliyorsa kesin kullanalım oldu. Şaka bir yana, günlük hayattaki rutin işlerin robotlar tarafından yapılmaya başlanması, insanların belki de hayatın duygusal ve insani yanlarına daha çok odaklanmasını sağlayacaktır. Ama aradaki ince çizgiyi de hayatı tamamen robotlaştırmadan görebilmek lazım. Mesela robotlara dans falan öğretmeyelim bence.

Son olarak INOVAX okurlarına neler söylemek istersiniz?

Derginizin bu sayısında bana yer verdiğiniz için teşekkür ederim. Genç okurlarınıza daima hayallerinin peşinden gitmelerini, ilk engelde umutsuzluğa kapılmamalarını, çalıştıkları alanın en iyisi olabilmek için bazen düşmekten de korkmamaları gerektiğini tavsiye ederim. Bilimle kalın. May the Force be with you!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here