Tardigrad

0
97
Yüksek sıcaklık, dondurucu soğuk, oksijensiz ortam ya da radyasyon… Onlar için anlamsız!
Dünyanın En Dayanıklı Canlısı;

Tardigrad

Canlılar denildiğinde ilk aklımıza gelen insanlar, hayvanlar ve bitkilerdir değil mi? Oysa yalnızca mikroskop yardımıyla görebildiğimiz mikroorganizmaların da bir canlı türü olduğu nadiren akla gelir. Peki “Dünyanın en dayanıklı canlısı nedir?” diye sorsak, bugüne kadar edinilmiş bilgiler ışığında herhalde hamam böceği cevabını veririz. Çünkü hamam böcekleri ile ilgili olarak nükleer saldırıya karşı dahi dayanıklı oldukları bilgisi mevcut. Peki dünyadaki en dayanıklı canlının aslında mikroorganizmalar arasında olduğunu söylesek… Üstelik öyle bir dayanıklılıktan bahsediyoruz ki yüksek sıcaklığa, dondurucu soğuğa, radyasyona ve uzay boşluğundaki oksijensiz ortama karşı bile direnç gösterebiliyor. Tardigradlar olarak isimlendirilmiş canlılardan söz ediyoruz.

Tardigradlar; ilk kez 1773 yılında Alman zoolog Johann August Ephraim Goeze tarafından keşfedilmiştir. İsimlendirmesini ise, Latince tardus (yavaş) ve gradi (adımlamak) kelimelerinin birleşiminden “yavaş adımlılar” anlamına gelen “tardigrad” olarak İtalyan biyolog Lazzaro Spallanzani yapmıştır. Ayrıca görünümleri ayıya benzediği için ‘su ayısı’ olarak da bilinirler. Mikroskop ile görülebilen bu canlılar sekiz bacaklı bir omurgasız cinsidir ve hayvan sınıflandırmasında boyut olarak en alt basamakta yer alırlar. Larvalarda 0.05 milimetre civarındayken yetişkinlerde 1,5 milimetreyi bulur. Erkeklerin sayısı dişilerden epeyce azdır. Bu sebeple bazı cinsleri partenogenez (döllenmiş yumurta ile üreme) şeklinde erkek tarafından döllenme olmadan üreyebilirler. Bu türün ilginç bir özelliği ise; hayata kaç hücre sayısında geldiyse o hücre sayısında sabit kalmasıdır. Buna ‘eutelic’ denir. Bugüne kadar yaklaşık 1150 tardigrad türü tespit edilmiş olmasına karşın henüz isimlendirilmemiş yaklaşık 10.000’e yakın tür bulunmaktadır. Karada yaşayanlar genellikle bitki ve mantarlarla besleniyor olsa da etobur türleri de oldukça fazladır. Ağız kısımlarında bulunan ve stylet adı verilen bıçak benzeri bir yapı sayesinde beslenmelerini gerçekleştirirler. Suda yaşayan türleri ise uzun süre beslenmeden yaşayabilirler. Yarım litre suda yaklaşık 10.000 adet tardigrad bulunabilir. Beyni, iki adet gözü ve sindirim sistemi vardır. Bununla birlikte kalp, akciğer ve diğer solunum organları yoktur. Solunumu tüm vücut yüzeyini kullanarak yapar.

 

Buraya kadar doğadaki diğer canlılarda da bulunabilecek tüm özelliklerinden bahsettik. Şimdi gelelim bu canlıyı gezegenin en dayanıklı ve en ilginç varlığı yapan özelliklerine…

Kuru ortamda büzülmeleriyle bünyelerinde barındırdıkları suyu buharlaştırarak oksijen tüketimini neredeyse tamamen durdurabilirler. Bu evrede; insana ve diğer canlılara zarar verebilecek birçok şeye karşı direnç göstererek hiçbir şekilde zarar almadan kurtulur ve uygun ortamı bulduklarında da eski haline dönerler. Vücutlarındaki su oranını %3 seviyesine kadar indirerek yarı ölü evreye geçiş yapabilirler. Bu durumdayken de metabolizma hızlarını neredeyse tamamen sıfırlamış olurlar. Aynı zamanda yüksek sıcaklıklardan, dondurucu soğuklardan ve hatta radyasyondan dahi etkilenmezler. Nemli bir ortama geçtiklerinde hiçbir değişim olmadan eski hallerine dönebilirler. Çok ilginç değil mi?

Bu canlıların dayanıklılıklarını ölçmek amacıyla bir deney gerçekleştirildi. Bu amaçla uzay boşluğunda çok uzun süre bırakılan tardigradlar bu sürede; havasız ortama, öldürücü radyasyona ve susuzluğa rağmen hayatta kalmayı başardılar. Aynı şekilde yeniden nemli ortama getirilen tardigradlar hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam edebildiler. Bilim insanlarının şimdiye kadar yaptıkları bütün çalışmalarda tardigradların her ortam ve koşulda varlıklarını sürdürebilmiş olmaları, bazı teorilere göre dünya üzerine bu zamana kadar yaşanmış olan meteor düşmesi, veba salgını gibi felaketlerin olduğu zamanlarda bile varlıklarını sürdürdüklerine işaret ediyor. Bu canlıları bu denli dayanıklı kılan özellikleri üzerine birçok çalışma yapıldı. Son araştırmalara göre tardigradların DNA’sını saran protein sayesinde bu kadar dayanıklı oldukları düşünülüyor. Tokyo Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma neticesinde, bu canlının DNA’sının “Dsup” adı verilen bir proteinle adeta battaniye misali sarılı olduğu görüldü. Dsup proteininin, DNA’nın çok daha az zarar görmesini sağladığı belirtiliyor.

Bu türdeki canlılar bize şunu da gösteriyor ki; gezegenler arasında canlılığın geçişi ve sürekliliğin zor olduğu durumlarda tardigrad gibi canlılar bunu sağlayabilir. Mesela eskiden Mars’ta veya başka bir gezegende oluşan bir hayat, böyle uç koşullarda hayatta kalabilen canlılar ya da meteorlar vasıtasıyla gezegenimize kadar gelebilmiş ve uygun ortam oluştuğunda orada gelişmiş olabilir. Tek bir tardigrad, meteor üzerinde az da olsa nemli bir ortama hapsolursa, o ortam içinde milyonlarca yıl yaşayabilir ve sonrasında Dünya gibi nemli koşullara sahip olan bir gezegene düştüğünde varlığına burada devam edebilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here