BİR MÜKEMMELİYET MERKEZİ: CERN

0
78

Fransızca “Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire” kelimelerinin baş harflerinin kısaltması olan CERN kelimesi Türkçe’de, “Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi” anlamına gelmektedir. İsviçre ve Fransa sınırlarında yer alan CERN, yerin 175 metre altında ve toplam uzunluğu 27 kilometreyi geçen dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcı ve araştırma laboratuvarıdır ve aynı zamanda bilimsel birçok keşfin yanı sıra sayısız teknolojik ürünün geliştirilmesine imkân sağlamıştır. Bu laboratuvarda geliştirilen ve kullanılan parçacık hızlandırıcıları ve detektörleri gibi teknolojik cihaz ve sistemler sayesinde sağlıktan iletişime, enerjiden malzeme bilimine, güvenlikten gıda sektörüne kadar her alanda hayatımızı kolaylaştıran yenilikler ortaya çıkmaktadır. Dünyanın en büyük uluslararası bilimsel ve teknolojik iş birliği kuruluşu olan CERN’de, geçmişte olduğu gibi günümüzde de sürdürülen, yenilenen, yapım aşamasında olan veya gelecek için tasarlanan büyük çaplı deneyler yapılmaktadır. Özetle CERN sürekli projeler geliştirilen ve gerçekleştirilen bir mükemmeliyet merkezidir. 1954 yılında 12 ülkenin katılımıyla kurulmuştur. Üye ülke sayısı 2014 yılı itibariyle 21’dir. Bu ülkeler; Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsrail, İsveç, İsviçre, İtalya, Macaristan, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovakya ve Yunanistan’dır. Gözlemci olarak katılan ülke/kuruluş sayısı 7’dir. Gözlemci statüsündeki ülkeler; Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Japonya ve Rusya’dır. Ayrıca Avrupa Komisyonu, UNESCO ve JINR da CERN’de gözlemci olarak temsil edilmektedir. Türkiye 1961’den 2015 yılına kadar gözlemci statüsünü sürdürmüş,12 Mayıs 2014 tarihinde Cenevre’de imzalanan ve 22.01.2015 tarihli ve 6587 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan “Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü Arasında CERN’de Ortak Üye Statüsü Verilmesi Hakkında Anlaşma” ya dair beyanımızı içeren Mektup’un Dışişleri Bakanlığımız vasıtasıyla 06.05.2015 tarihinde CERN’e ulaştırılmasıyla birlikte ülkemizin CERN’e Ortak Üyeliği gerçekleşmiştir. Bilim dünyasının son zamanlarda ki en etkileyici kuruluşu CERN; devasa bütçeler harcanarak, dünyanın farklı yerlerinden alanında uzman üç bine yakın bilim adamının ortak çalışmasıyla ve eşi benzeri olmayan ekipmanlarıyla dünyada tek olarak tanımlanmaktadır. Bu eşsiz laboratuvarda Türk Bilim insanları da yer almaktadır.

Cern’in Bilim ve Teknolojideki Yeri

Dünya bilim ve teknolojisinin gelişimi öncelikle temel bilimlerde üretilen bilgiye dayanmaktadır. CERN’in birincil amacı, maddenin temel yapısını dolayısıyla parçacıkları ve onları bir arada tutan kuvvetleri araştırmaktır. CERN’de; elektron, proton gibi temel parçacık demetleri, parçacık hızlandırıcılarında çok yüksek enerjilere çıkarılarak çarpıştırılmakta, ortaya çıkan yeni parçacıklar dedektörler aracılığı ile algılanmakta ve özellikleri analiz edilmektedir. Yapılan deneyler bu güne kadar 5 Nobel Fizik ödülüne konu olmuştur. Günümüzde insanoğlunun bilgiye ulaşma ve iletişim amacıyla kullandığı World Wide Web (www) sistemi CERN’de keşfedilmiş ve geliştirilmiştir. CERN’de kullanılan teknolojilerin bir çoğu jenerik (doğurgan) teknolojidir. Bu teknolojilerin çıktıları arasında yeni ve akıllı malzemeler, süper iletken magnet, mikro elektronik, radyo frekans (RF) uygulamaları, vakum teknikleri, dedektör, görüntüleme, radyoterapi, veri depolama, veri işleme, uzay teknolojileri sayılabilir. Ayrıca CERN LHC çarpıştırıcısında üretilen bilgiyi toplamak, dünya genelinde dağıtmak ve işlemek üzere oluşturulan GRID ağ yapısı, geleceğin internet altyapısı olarak yorumlanmaktadır. Tanrı Parçacığı’nı yani Higgs bozonunu bulmak için yapılan protonların, protonlarla çarpıştırılması esasına dayanan deneyin adı “CERN Deneyi”dir. Son deneyleri sayesinde yeni buluşlar yapabileceklerini belirten CERN çalışanı bilim insanları; “Bu enerji seviyesi, yeni fizik buluşlarının önünü açan kapı olacaktır” şeklinde ifadede bulunuyor.

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı

İngilizce kısaltılmışı “LHC” olan ve yerin 100 metre altında bulunan sistemin yarıçapı 27 kilometre. Çevresinde çok kuvvetli ve -271,3 derece soğuklukta dev mıknatıslar var. Yılda 15 milyon gigabayt veri toplaması beklenen deneyde, proton parçacıkları büyük bir enerjiyle çarpıştırılıyor. Deney başarıya ulaştığı takdirde dünyanın başlangıcına sebep olan büyük sır keşfedilecek ve kütlenin özü olarak kabul edilen Higgs bozonunun varlığı kanıtlanacak. Dünyadaki her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu öne süren “süpersimetri teorisi” (elektromanyetizmayı, zayıf etkileşimi, güçlü etkileşimi ve kütle çekimini tek bir birleşik kuvvette toplamasının yanı sıra, bozon ve fermiyonların olduğu parçacık grupları arasındaki varsayımsal simetriyi açıklayan kuramdır) kanıtlanacak.

Higgs Bozonu nedir?

Tanrının zerrecikleri ya da tozu da denilen, bilimsel adı Higgs Bozonu zerreciği olan bu anti-madde partikülleri, Atlas Deneyi ile 2012 yılında keşfedildi. Böylelikle bilim belki de uygarlığın en önemli keşfini yapmış oldu. Higgs alanı dediğimiz şey, bütün evrenin sahip olduğu tüm alanı ifade ediyor. Bu analojide de bir odayı dolduran tüm insanlar Higgs alanı olarak tarif edilebilir. Bu hızlandırıcı ile bir saniyede 600 milyon parçacık çarpıştırılıyor. Bu çarpışmalardan bir yılda elde edilen veriler CD’lere kaydedilip üst üste dizseydi eğer, yüksekliği 20 km’yi bulan bir dağ oluşurdu. Protonların çarpışmaları sırasında ortaya çıkan proton enerjisi, ışık hızının yüzde 99,999 katı kadar ki bu da Bolu Dağı Tüneli’ni saniyenin 100 binde biri kadar sürede geçmekle eşdeğer. Çarpışma sırasındaki sıcaklık ise güneşin merkezinden 100 bin kat daha fazla. Son teknoloji ürünü süper iletkenlerin bulunduğu 27 km’lik bir tünelde, -271 derecede yapılan çalışmalarda elementin atom altı parçacıkları ışık hızına çıkarılarak, tünelin ortasında kafa kafaya çarpıştırıldı. Uzun borular içinden geçirilen hızlandırılmış partiküllerin çarpışması ile tıpkı evrenin oluşmasına yol açan Big Bang (Büyük Patlama) gibi bir durum yaratıldı.

Kara Madde’nin İpuçları

Bu muazzam proje kapsamında gerçekleştirilecek deneyler esnasında minyatür kara deliklerin ortaya çıkması ve evrenin sürekli genişlemesine neden olan kara maddeye dair yeni ipuçlarının elde edilmesi hedeflendi. Cihaz çalıştırıldığında; mıknatısla tünelde hızlandırılarak yaklaşık ışık hızına ulaşan protonlar, karşı yönden gelen protonlarla çarpıştırıldı. Bir saniyede 800 milyon çarpışmanın gerçekleştiği deney esnasında her proton, saatte yaklaşık 200 km hız yapan 400 ton ağırlığında bir trenin çarpmasına eşit bir darbeye maruz kaldı. Çarpışma sonrasında ortaya çıktığı öne sürülen Tanrı’nın zerrecikleri, tünelin içine yerleştirilen Atlas dedektörü tarafından tespit edildi.

Bir Yerde Asimetri Olmalı

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) raporunda, “Dünya üzerinde var olan her maddenin anti maddesinin de olduğu, bu nedenle Dünya’nın aslında var olmaması gerektiği” belirtildi. Independent’ın haberine göre Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) araştırmacıları tarafından “dünyanın var olması” üzerine bir rapor yayınlandı.

Dünyanın seçkin bilim insanları tarafından yayınlanan raporda, “var olan bütün maddelerin anti maddesinin de olduğu, bundan dolayı dünyanın kendisini yok etmesi gerektiği” belirtildi. “Evrenin kendisini neden yok etmediğini bilmiyoruz” notu düşülen raporda, bilimin tümevarım yöntemine göre bu sonucun çıktığı belirtildi. “Evrende standart modele göre, eşit miktarlarda madde ve anti madde bulunuyor. Maddenin ve anti maddenin evrenin hala neden etrafında olduğunu açıklayan bazı farklılıklar arıyoruz. Ancak farklı kütleleri, elektrik yükleri veya başka şeyleri olan çeşitli olasılıklar denedik ancak hiçbir fark bulamadık” ifadelerinin kullanıldığı araştırmanın başındaki isim olan Christian Smorra; “Bütün gözlemlerimiz, madde ve anti madde arasında tam bir simetri buluyor. Bu nedenle evren aslında mevcut olmamalı” açıklamasında bulundu. Asimetrinin bulunduğu yerin var olması gerektiğini belirten Smorra, “Biz sadece farkın nerede olduğunu anlamıyoruz. Simetri kırılmasının kaynağı nedir? Bunu arıyoruz.” ifadelerini kullandı.

CERN’de yapılan bilimsel çalışmalar:

• 1973: Gargamelle’de nötr akım bulundu.

• 1983: W ve Z bozonları UA1 ve UA2 deneylerinde bulundu UA s

• 1995: PS210 deneyinde ilk anti hidrojen atomları üretildi.

• 1999: NA48 deneyinde CP simetrisi bulundu

• 2010: 38 Antihidrojen atomu saniyenin 6’da 1’i boyunca kapana kıstırıldı.

• 2011: Antihidrojen atomları 15 dakika(~1000s) boyunca tutuldu.

• 2012: Higgs bozonuna benzeyen 125 GeV/c2 ağırlığında bir bozon tespit edildi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here