Dergi Özel Yazıları AKINSOFT 23 Aralık 2019 (0) (370)

Fermi Paradoksu

Uzayda çok yüksek olasılık ile yaşam olduğu halde onlarla hala temas kurulamamış olmanın tutarsızlığı;

Where is everybody?

Gözlemlenebilen evrende içerisinde yaklaşık yüz milyar galaksi ve bu galaksiler içinde de sayısız yıldız, gezegen… Bu sayısız galaksi içinde yer alan gezegenlerden sadece biri olan Dünya ve içinde yaşayan insanoğlu… Peki insanoğlu bu evren içinde yalnız mı? Dünya dışında başkaca yaşam formları olabilir mi? İnsanlığın varoluşundan bu yana esasında hemen herkesin sorduğu ve içerisinde onlarca paradoksu barındıran soru bu. Paradoks denilen kavram yaygın olan düşünce veya kanılara karşı olan ve çelişki oluşturan durumları ifade etmekte.

Fermi Paradoksu denilen kavram da işte tam bu soruların ve yaşadığımız evrenin ne kadar büyük olduğu gerçeğinden yola çıkılarak oluşturulmuş. Öyle ki Evrenin büyüklüğü ve milyarlarca yıl önce oluşmuş gezegenimiz üzerine düşünüldüğünde dışarıda bir yerlerde muhtemel yaşamların olması ihtimali yüksek gibi görülürken bugüne kadar hiçbir yaşam formuna rastlanılmamış olmasındaki çelişkiyi konu edinen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Kavram ilk olarak ünlü fizikçi Enrico Fermi’dir.

İlk nükleer reaktörü yapılandıran ve Nobel’i de nötronların yarattığı radyasyon ve nükleer enerji çalışmaları ile kazanan Enrico Fermi’nin tahminine göre evrende yaklaşık 16 kadar uygarlık olmalıydı. Bu paradoks, evrende insanlardan başka bir canlının olmadığı ve insanların da evrenin en ıssız noktasında olabileceği gibi ihtimaller üzerinde durulmuş ve var olsalar bile insandan daha akıllı oldukları düşünülerek bizlerle iletişim kurmamayı tercih etmiş olabilecekleri değerlendirilmiş. Büyük bir simülasyonun parçası olabileceğimiz ve eğer var ise diğer yaşam formlarının bizim simülasyonumuzda olmadığı da bu paradoksun muhtemel cevapları arasında yer almış. Bunların dışında bahsedilen bu paradoksun paradoks olmadığı ve hatta Fermı’ye ait olmadığı gibi iddialar da günümüzde tartışılan konular arasında. Tabii bununla birlikte Paradoksun günümüzde taşıdığı anlamın Fermi’nin düşünceleri ile uyumlu olmadığı konuşulmakta. Öyle ki kaynaklardan ulaşılan bilgilere göre Enrico Fermi yaşam ihtimali olmasına rağmen neden hala iletişim kuramadık diye düşünmenin yerine “yıldızlararası seyahatin mümkün olup olmadığı” konusu üzerine düşünmekteydi. Fermi Paradoksu birçok soru ve muhtemel cevaplar içeren bir tartışma konusu.

İçinde bulunduğumuz evren o kadar büyük ki bizler sahip olduğumuz teknolojik imkanlar neticesinde ancak gözlemleyebildiğimiz kadarını biliyoruz. Burada şunu belirtmekte fayda var: Gözlemlenebilen evren tüm evrenin yaklaşık %5’i kadardır ve ulaşılan verilere göre kendisi 13.8, galaksimiz ise 13 milyar yaşında. Galaksimiz bünyesinde 100–400 milyar arası yıldız olduğu değerlendirilirken gezegen sayısı da yaklaşık 100 milyar olarak düşünülmekte ve gözlemlenebilir evrende 100 milyar civarı daha galaksi olduğu da yapılan tahminler arasında. Bu da demek oluyor ki %5’lik dilimde dahi yaşam barındırma ihtimali olan korkunç sayıda gezegen ve yıldız var. Her biri tek tek ziyaret edilmediği sürece Dünya dışı yaşam formları yok denilemez ama aksi için de ne bir ışık ne de bir işaret henüz bulunmuş değil. Öyleyse yaşam için bu kadar ihtimal varken neden bugüne kadar hiçbiri ize ulaşamadık?

Galaksimizde yaklaşık 400 milyar yıldız olduğundan bahsetmiştik. Peki Dünya dışı bir yaşama elverişli gezegen sayısı ne kadar? İşte bu soruyu cevaplandırabilmek için bir denklem karşımıza çıkmakta. Bu denklemin adı Drake Denklemi. Bu denklem net olarak sonucu bulunmayan, parametrelere bağlı olarak farklı sonuçlar çıkarabilecek bir denklemdir. Dolayısıyla Bilimsel olarak %100 doğrulukla sonuç vermesi mümkün değildir.

Drake Denklemindeki parametreleri kısaca tanıyalım:

N:Haberleşme teknolojisine sahip olabilecek medeniyetlerin sayısı

R*: Uygun yıldızların doğma sayısı

fp: Bu yıldızlardan gezegensel sisteme sahip olabileceklerin oranı

ne: Bu gezegensel sistemlerin başına düşen yaşam için elverişli gezegen sayısı

fe: Bu gezegenlerde yaşam görülebilme oranı

fi: Yaşam olan gezegenlerde akıllı bir yaşamın ortaya çıkma oranı

fc: Uzayda var olduklarına dair işaretler gönderebilecek şekilde teknolojik gelişmesi

bulunabilecek medeniyetlerin oranı

L: Uzaya işaret yollayabilecek medeniyetlerin yaşam süresi

İsmini bu denklemi oluşturan Frank Drake’tan alan bu formülde kullanılan değerlerin kullanılması durumunda değerler sırasıyla:

N = 1*0.5*2*1*1*0.1*10.000 = 1.000

Bu sonuca ve Frank Drake’e göre yaşadığımız galakside her 10 yılda bir iletişime geçilebilecek Dünya dışı yaşamların oluşma oranı 1000’dir. Denklemin Frank Drake tahminleri üzerinden hesaplanması sonucu her 10 yılda bir 1000 medeniyet oluşması gerektiği sonucu bulunmakta. Bu sonuç dışında ılımlı, kötümser ve iyimser olmak üzere 3 farklı yaklaşım daha mevcuttur. Kötümser yaklaşımda tüm parametre değerleri en düşük düzeyde tutuluyor. İyimserde ise olabildiğince yüksek. Ilımlı yaklaşımda ise bu değerler gerçekler ışığında ve ortalama şekilde belirlenmiş.

İçinde bulunduğumuz galaksinin yaklaşık olarak 13, gezegenimizin ise yaklaşık 4 milyar yaşında olduğu göz önünde bulundurulduğunda ilk yaşam formunun oluşması için 9 milyar yıl kadar bir zaman vardı. Günümüzün bilimsel imkanları ile ulaşılan bilgiler arasında galaksimizin mevcut formunu alırken küçük galaksileri yuttuğu bilgisi mevcuttur. Esasında bakıldığında galaksimizin şu anda da “Canis Major” ismi verilmiş olan cüce bir galaksiyi yutmakta olduğu da belirtilmekte. Fakat ilk zamanlar bu durumun çok daha şiddetli olduğu bilinmekte. Ayrıca elde edilen bulgular arasında ilk oluşum dönemlerinde galakside sürekli ve şiddetli patlamalar yaşandığı da mevcut. Dolayısıyla 2 milyar yıllık bir dönemin de yaşama elverişli olmadığı düşünüldüğünde mevcut yaşamın oluşabilmesi için geriye 7 milyar yıllık bir süreç kaldığı bilgisine ulaşılıyor. O halde dünya benzeri yaşanabilir gezegen sayısının yaklaşık 10 milyar olduğunu, farklı değerlendirmeler ve veriler baz alınarak başka medeniyetlerin oluşum oranının 1000 olduğunu ve insalığın öncesinde bir yaşam formunun oluşması için de yaklaşık 7 milyar yıllık bir zaman olduğu sonucuna ulaşıyoruz. Peki öyleyse insanoğlu neden bugüne kadar farklı bir yaşam formu ile karşılaşmadı?

Dünyaca ünlü mucit ve bilimkurgu yazarı Arthur C. Clarke’ın sözü geliyor akıllara: İki olasılık var: Ya Evren’de yalnızız, ya da değiliz. Her iki olasılık da eşit derecede ürkütücü…

Tüm bu anlatılanlar ışığında bir değerlendirme yapacak olursak, gerçekten de bu evren içeresinde insanoğlu olarak yalnız mıyız? “Uzaylı” denilen varlıklar gerçekte var mı? Eğer var ise biz insanların zihninde canlandırdığı biçimde mi yoksa çok daha farklı bir formda olabilirler mi? Biz insanlık olarak bugüne kadar hep başkalarının bilgileri ya da gerçekleri ile yaşadık. Birileri tarafından oluşturulan varsayımları veya ortaya atılan düşünceleri geçerli kabul ettik. Fakat hiç düşünmedik; ya sandırılıyorsak?

İki olasılık var:

Ya Evren’de yalnızız, ya da değiliz.

Her iki olasılık da, eşit derecede ürkütücü…

Arthur C. Clarke

Benzer Yazılar