Nobel Ödüllü Nörolog

0
160

Rita Levi-Montalcini Stanley Cohen’le birlikte büyüme hücreleri ve organlarını yöneten mekanizmaları keşfettikleri için 1986 Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü.

22 Nisan 1909’da İtalya’nın Turin şehrinde doğan Rita Levi-Montalcini’nin babası elektrik mühendisi, annesi ise ressamdı. Kitap okumayı çok seven Levi-Montalcini İsveçli ünlü yazar Selam Lagerlöf’ten etkilenmiş ve yazar olmak istemişti. Fakat yakın bir akrabasının mide kanserinden ölmesi onu çok etkilemesi üzerine Turin Üniversitesi Tıp Fakültesine girmeye karar verdi. Yirmili yaşlarından itibaren kendini bilime adadı ve fakülte yıllarında, o zamanlar yeni bir bilim dalı sayılacak sinirbilim üzerine Giuseppe Levi ile çalıştı ve mezuniyetinin ardından Levi’nin asistanı olarak çalışmaya başladı. Mussolini’nin Yahudilerin akademik kariyerini yasaklayan kararı (Manifesto per la Difesa della Razza) gündeme gelince akademik kariyerine kısa bir ara verdi.

Buna rağmen çalışmalarını durdurmadı ve ilk genetik araştırmalarını, evinde ve çok az sayıdaki malzemelerle oluşturduğu laboratuvarında yaptı. Bu laboratuvarda tavuk embriyosunun sinir liflerinin büyümesi üzerine çalışmalar yaptı. Bu çalışmalar daha sonraki araştırmalarına da zemin hazırlayacaktı. Daha sonra bu zorlu günler kendisine sorulduğunda; “Mussolini’ye aşağı bir ırktan olduğumu söylediği için teşekkür etmeliyim. Bu, bana çalışma zevki kazandırdı, ama ne yazık ki çalışmalarım, artık üniversitede değil, bir yatak odasındaydı” diyecekti. 1943 senesinde ailesi ile Güney Floransa’ya kaçtığında burada da bir laboratuvar kurdu ancak 1945 senesinde geri döndü.

Montalcini, Washington Üniversitesinden gelen davet üzerine Eylül 1946’da Profesör Viktor Hamburger gözetiminde çalışmaya başladı. Davetiyesi sadece bir akademik dönem için geçerli olsa da burada tam 30 yıl çalışacak ve çok önemli çalışmalara imza atacaktı. 1952 senesinde hızla büyüyen ve bölünen kanserli beyin hücrelerinden Sinir Büyüme Faktörü’nü (NGF) izole etti. Bu proteinin incelenmesi de beynin işleyişine ve beyin hastalıklarına ışık tutacak, Alzheimer dahil pek çok hastalığın tedavisinde kullanılacaktı. Bu önemli buluşun akabinde Dr. Stanley Cohen ile birlikte birçok büyüme hızlandırıcı faktörü tanımlayarak izole ettiler.1958 yılında profesör olan Montalcini 1961’de hayatının büyük çoğunluğunu geçireceği Roma’ da bir araştırma tesisi kurdu. CNR Nörobiyoloji Araştırma Merkezi adlı bu merkezde sekiz yıl boyunca çalışan Montalcini daha sonra da Hücre Biyolojisi Laboratuar’ında çalıştı. 1968 yılında ABD Bilimler Akademisine seçilen 10. kadın oldu ve yine o dönemlerde Papalık Bilimler Akademisine seçildi.

Yetmişli yıllarda Levi-Montalcini İtalyan ecza şirketi Fidia ile ortak çalışmalar yürüttü. Bu çalışmalar daha sonra dünya çapında tartışmalara sebep olacaktı. Birlikte çalıştıkları yıllarda sinir hücresi zarında reseptör olarak görev yapan gangliositler hakkında bilinmeyenleri ortaya çıkarmıştı. Fidia şirketi bu bilgilerin eşliğinde bir çeşit gangliosit olan ve büyükbaş hayvanların beyin dokularından elde edilen Cronossial adlı bir ilaç çıkardı. Bilim adamları ilaçta bir sorun olduğunu düşünmüyor, aksine onu destekliyordu. Kişiye yönelik tedaviler ilacın belli hastalıklar üzerindeki iyileştirici etkisini gözler önüne seriyordu. Ancak yıllar sonra Cronossial tedavisi görmüş bazı hastalarda sinirler bozukluklar görülmeye başladı. İlacın öngörülememiş yan etkileri vardı. Birçok ülke hemen ilacın dağıtımını durdurdu, ancak İtalya’nın ilacı yasaklaması, 1993’e kadar sürecekti. Çok geçmeden gerçek günyüzüne çıktı; Fidia İtalya Sağlık Bakanlığına Cronossial’ın test aşamalarını tamamlamadan kullanıma girmesi için yüklü meblağlarda rüşvet vermişti. Araştırmalar sırasında Levi-Montalcini’nin ilaca sponsor olduğu ve 1986 yılında aldığı Nobel ödülünün bile rüşvetle elde edildiği gibi suçlamalarda bulunuldu. Suçlamalar Lita-Montalcini ölene dek varlığını sürdürecekti.

1983 yılında Kolombiya Üniversitesi’nin Louisa Gross Horwitz ödülüne ve ardından yirmi yıl kadar önce büyüme hücreleri ve organlarını yöneten mekanizmaları keşfettikleri için Stanley Cohen’le birlikte 1986 Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü. 1987 yılında Amerika’nın en yüksek nişanı Ulusal Bilim Akademisi ödülünü aldı.

90’lı yıllarda mast hücrelerinin önemini vurgulayan ilk bilim insanlarından biri olarak öne çıkmıştı. Aynı dönem içerisinde palmitoylethanolamide adı verilen ve mast hücrelerini düzenleyici, vücut içi salgılanan bir maddeyi keşfetti. 2001 yılında İtalya Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi tarafından Ömür Boyu Senator seçildi ve 2010 yılında Papa 16. Benedict’in resmi ziyareti esnasında Roma Yahudi Havrası’na başkanlık ederek bir kez daha dikkatleri üzerine çekti. 2002 yılında Rita Levi-Montalcini Avrupa Beyin Araştırma Enstitüsü’nü kurarak uzunca bir süre başkanlığını yürüttü. 2006 yılında Torino Politeknik Üniversitesi Biyomedikal Fakültesi’nden Honoris Causa ünvanını aldı.

Yüz yaşına geldiğinde bile beyninin hala yirmi yaşında olduğu kadar güçlü çalıştığını kanıtlayan, kırışıklıkların zihninde değil sadece bedeninde olduğunu, emekliliğin beyin ölümüne sebep olacağını dile getiren ve bulduğu her fırsatta konferanslara katılan, seminerler vermeye devam eden Rita Levi Montalcini’nin 103 yıllık hayatı, Roma’daki Villa Massimo Caddesi’ndeki evinde son buldu. 1950’li yıllarda yaptığı önemli araştırmalarla dikkatleri üzerine toplayan Montalcini 30 Aralık 2012’de hayata gözlerini yumdu. Ölümü üzerine Roma Belediye Başkanı bu kaybı ‘’ tüm insanlık için’’ şeklinde niteledi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here