Uzay Yolculuğunda Bir Türk Kadını: Prof. Dr. Dilhan Eryurt

0
49

NASA’da çalışan ilk Türk bilim kadını, Goddard Araştırma Enstitüsü’nde çalışan döneminin tek kadın astronomu, yüksek matematik ve astronomi bilgini olan Eryurt; Güneşi zapt eden kadın olarak anılır.

Küçük yaşlardan itibaren matematiğe ilgi duyan Prof. Dr. Dilhan Eryurt 29 Kasım 1926 tarihinde İzmir’de doğdu. Ankara Kız Lisesi’ni tamamlamasının ardından üniversite eğitimi için İstanbul Üniversitesi Yüksek Matematik ve Astronomi Bölümü’ne girdi. Astronomi merakı da üniversite yıllarında başladı. Üniversiteyi bitirince astronomiye olan hevesiyle, Ankara Üniversitesi’nde bir astronomi bölümü açmakla görevli olan Prof. Dr. Tevfik Okyar Kabakçıoğlu’nun yanında asistan oldu. Fakat kadro olmaması nedeniyle, görevini iki yıl hiçbir ücret almadan sürdürdü. Ankara Üniversitesi’nde Astrofizik Doktorası yapan Dilhan Eryurt, yıllar sonra ABD’ye gittiğinde National Academy of Sciences bursunu alarak NASA’nın New York’taki Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü’nde çalışmaya başladı. Doçentliğini de Ankara Üniversitesi Astrofizik Anabilim Dalı’nda Prof. Dr. A. E. Kreirken’in danışmanlığında tamamlayan Eryurt, 1959 yılında Uluslararası Atom Enerji Ajansı tarafından verilen bir bursla iki yıllığına Kanada’ya gitti ve gerçek astrofizikle de orada tanıştı. Prof. Dr. Cameron ona çalışması için üç konu teklif etti ve o hidrojen yıldızlarını seçti. Ardından da, önce hidrojenden oluşan bir gazın opozitesini hesaplamak gerektiğini, bunun için de yapması istenen bilgisayar programını yapmayı başardı. Daha sonra basıldığını söylediği bu çalışmayla burada ilk öğrendiği şey de “fitting” yöntemi olmuş… Kanada’daki çalışmalarının ardından ABD’den aldığı bir bursla Indiana Üniversitesi’nde araştırmacı olarak çalışmaya başlayan Eryurt orada, yıldız modelleri yapmakla bilinen Prof. Dr. M. Wrubel ile çalıştı. Sonrasında NASA’ya geçti ve orada Dr. Cameron ile birlikte çalışarak küçük kütleli yıldızlardan büyük kütleli yıldızlara kadar hepsinin oluşumlarında geçirdikleri evrimleri incelediler. Uzaydaki dev bir toz ve gaz bulutunun, yıldız olabilmesi için içindeki nükleer sıcaklığın çok yükselmesi gerekir ki, nükleer enerji oluşabilsin. Bu sıcaklığı elde etmesi için, yıldızın ilk devreleri olan çökme dönemleriyle yavaş yavaş merkezdeki sıcaklığın yükselmesi sağlanmış oluyor. Bunun için yıldızın kütlesinin, belirli bir kütle boyutuna erişmiş olması da gerekiyor ki, gerekli sıcaklığı verebilsin. Eğer yıldız kütlesi çökmesiyle bu sıcaklığı oluşturamıyorsa, nükleer reaksiyon başlayamaz. Eryurt burada, özellikle ‘küçük kütlelerin limiti ya da küçük yıldızlarda kütle limiti nedir?’ sorusu üzerine çalıştı. Bu konuda da ilk çalışması sadece hidrojen gazından oluşmuş yıldızlardı. “Fitting” yöntemiyle çalışan Eryurt, programa sürekli yeni seçenekler katarak ilerledi ve böylece fitting yöntemini geliştirerek sonrasında ortaya yeni bir program çıkardı. Bu program, o dönemin en kusursuz programıydı ama sonraları öğrencileri bu programı daha da geliştirdi. Güneşin evrimi üzerine de araştırmalar yapan Eryurt’un bu konudaki çalışmasının en önemli özelliği, güneşin ilk oluşum döneminde şimdiki durumundan çok daha parlak olduğu ve yavaş yavaş sıcaklığının düşerek günümüzdeki haline geldiğinin anlaşılmasıdır. Günümüzde de geçerliliğini koruyan bu model ile Eryurt, güneşin oluşumuna ilişkin bilgilere önemli bir katkı yapmış oldu. Yıldızların oluşumu ve güneşin evrimi üzerine yaptığı çalışmaların yanında “nötrinolar” konusuyla da ilgilenmiş olan Prof. Dr. Dilhan Eryurt, ABD’de kaldığı sürece çeşitli defalar Türkiye’ye gelerek bilgi ve tecrübelerini aktarabildiği öğrenciler yetiştirmek amacındaydı. Fakat daha sonraları, bu işin yıldızların evriminden daha güç olduğunu görmüştü. Önce 1968’de Ortadoğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü’nde bir yıl boyunca misafir profesör olarak çalıştı. Derslerinin dışında bilimsel toplantılar da düzenliyordu. I. Ulusal Astronomi toplantısını düzenlediğinde toplantıya ancak 25 kişi katılmıştı. Daha önce Türkiye’de bir astronomi derneği vardı, ama o dernek bilimsel toplantılar yapmak yerine, geziler falan düzenliyordu. Oysa ABD’deki derneklerde hep bilimsel toplantıların yapıldığına tanık olmuştu. Orada yaptığı toplantılarda hep kendi bilimsel çalışmalarını anlatı ve çok büyük ilgi çekti. Türkiye’de ise, toplantılar bir yana, astrofizik dersi vermek bile kolay değildi, çünkü ders dinleyecek kimseler yoktu… Prof. Dr. Dilhan Eryurt 1973 yılında kadrolu olarak ODTÜ Fizik Bölümü’ne döndü ve burada Astrofizik Anabilim Dalı’nı kurdu. 1988 yılında, önce ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Başkanı olarak görev aldı, ardından da Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanlığını beş yıl yaptıktan sonra, 1993 yılında emekliye ayrıldı… Prof. Dr. Dilhan Eryurt, 1969 yılında NASA tarafından verilen Apollo Başarı Ödülü’nü aldı. Daha sonra dünya çevresinde belli bir yörüngeye yerleştirilen ve içinde ilk insansız uzay araçlarının geliştirilmesinden sorumlu kurumlarda da görev yaptı. Bir diğer başarı ödülünü de, 1977 yılında TÜBİTAK “Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülü” olarak aldı… ABD, Kanada ve başka ülkelerdeki mesleki dergilerinde ortak ya da kendi imzasıyla birçok makalesi yayımlandı… International Astronomical Union, American Astronomical Society, Turkish Astronomical Society (Türk Astronomi Derneği) gibi ulusal ve uluslararası meslek kuruluşları ile Türkiye Bilimler Akademisi şeref üyesidir. Bilim ve Teknik dergisi Kasım 1997 sayısında onun için bir özel bölüm hazırladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here