4.300 Derece Sıcaklığı ile Keşfedilmiş En Sıcak Gezegen: KELT-9b

0
215

Geçtiğimiz yıl keşfedilen Kelt-9b gezegeni üzerinde yapılan yeni çalışma, gezegenin atmosferinin buharlaşmış titanyum ve demirden oluştuğunu ortaya çıkardı. Kelt-9b 4 bin 300 dereceye kadar uzanan bir sıcaklığa sahip ve bu özelliğiyle 6 bin santigrat derece sıcaklıkta bulunan Güneş kadar olmasa da birçok yıldızdan çok daha yüksek bir sıcaklığa sahip. Amerika’da çalışma yürüten bir ekip tarafından keşfedilen ve Kelt-9b adı verilen gezegen, Cygnus takımyıldızına yeryüzünden yaklaşık 650 ışık yılı uzaklıkta bulunan bir yıldızın yörüngesinde bulunuyor. Ultra yüksek düzeyde sıcaklığa sahip olan gezegenin ana yıldızına olan uzaklığının, Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığının 30’da biri mesafede olduğu belirlendi. Gezegenin ana yıldızının ise, en az Güneş kadar sıcaklığa sahip olduğu ifade ediliyor.

‘Orada garip bir şeyler var’

Sıcaklık nedeniyle atmosferinde su ve karbondioksit gibi moleküller bulunmayan Kelt-9b, ana yıldızı olan Kelt-9 yörüngesindeki dönüşünü 1,5 Dünya gününde tamamlıyor. Dönüş sırasında ise her zaman aynı yüzeyi yörüngenin içine doğru bakıyor. Bu sebeple gezegenin bir tarafı her zaman gündüz, bir tarafı ise gece oluyor. Bu durum da gezegen boyunca aşırı yüksek sıcaklık değerlerine sahip bölgeler oluşmasına sebep oluyor. Farklı sıcaklık varyasyonlarının oluştuğu bu ortamda, gezegenin gece tarafında sıcaklık değerinin 2 bin santigrat derece olduğu değerlendirilmekte.

Gezegen üzerinde çalışma yürüten Bern Üniversitesi akademisyenlerinden Profesör Kevin Heng “Orada garip bir şeyler var” dediği gezegen hakkında, “Çok çılgınca, sadece bir gezegen olmasına rağmen bir yıldızın atmosferine sahip” açıklamalarında bulunuyor ve galaksimiz dışında kalan diğer gezegenleri anlamak için sadece Güneş Sistemi’ne bakılamayacağını vurguluyor.

Gezegenin atmosferi, buharlaşmış titanyum ve demirden oluşuyor Arizona eyaletinin güneydoğusundaki Winer Gözlemevi’nde bulunan Kelt teleskobu kullanılarak keşfedilen Kelt-9b’nin yörüngesinde döndüğü Kelt-9 yıldızının da Güneş’ten iki kat büyük ve iki kat daha sıcak olduğu belirlendi. Gezegenin bu denli sıcak olmasının nedenlerinden biri de, yörüngesinde bulunduğu yıldızın bilinen yıldızlar içerisinde en yüksek sıcaklığa sahip olan yıldızlardan biri olması. Nature’da yayımlanan son gözlemlere göre; yörüngenin ayrıntılı ölçümlerinden yeni bir takım bulgular elde edildi. Bu bulgular, gezegenin gaz halinde bulunduğunu, muhtemelen daha çok hidrojen içerdiğini ve gezegenin küçük katı bir çekirdeğe sahip olduğunu da ortaya çıkardı. Çalışmayı yürüten ekip, söz konusu gezegeni gözlemleyebilmek için Kanarya Adaları’nda bulunan Galileo Ulusal Teleskopunu kullandı. Araştırmayı yöneten Ohio Üniversitesi Astronomi Bölümünden Prof. Dr. Scott Gaudi, Kelt-9b’nin kütle açısından diğer gezegenlere benzediğini ancak atmosferine bakıldığında şimdiye kadar keşfedilen tüm gezegenlerden farklılık gösterdiğini belirtti. Gezegenin atmosferi, buharlaşmış titanyum ve demirden oluşuyor. Gaudi ve ekibi, Kelt teleskopu ile ilk başta görece küçük ve soğuk olan yıldızların çevresindeki ötegezegenleri aradıklarını, ancak sürekli olarak daha önceden keşfedilmiş gezegenleri gördükleri için yaklaşımlarını değiştirdiklerini söylüyor. Gaudi yaptığı açıklamada, “Bu bir anlamda dibe doğru olan bir yarış. Yaşanabilir gezegenler bunlar olduğu için, en küçük yıldızların etrafındaki en küçük gezegenler aranıyor” diyor. Vanderbilt Üniversitesi Astrofizik Bölümünden Prof. Dr. Keivan Stassun ise Kelt-9’un çok yüksek seviyede ultraviyole radyasyon yaydığını ve bu durumun gezegeni tamamen buharlaştırabileceğini belirterek bu nedenle de Kelt-9b’nin çekirdeğinin katı kayalardan oluştuğunu ifade etti.

Gökbilimciler gezegenden gelen ışık üzerinde yaptıkları çalışmalarla gezegenin atmosferindeki bileşenleri tespit ederek atmosfer içerisinde titanyum ve demir buharı bulunduğunu gözlemlediler. Bu çalışma sonucunda da, Güneş Sistemi’nin oldukça uzağında bir yerde metal içeren bir gezegenin varlığı ilk kez ortaya konulmuş oldu. Benzer tekniklerin kullanımı sayesinde, evrenin başka yerlerinde de çalışmalar yürütülebileceği; böylelikle gezegenlerdeki canlılığa dair tespitlerin de yapılabileceği düşünülmekte.

Yörüngesinde bulunduğu yıldızın yoğun ısısı ve ışığı nedeniyle, KELT-9b’nin atmosferinden saniyede 10 milyon tona kadar madde kaybediyor olabileceği belirtiliyor. Bu sebeple yıldızın genişleyerek gezegenin etrafını saracağı zamana kadar, atmosferini tamamen kaybetmiş ve yalnızca çekirdeğinden ibaret kalmış olabileceği belirtiliyor. Çalışmanın yürütücülerinden Heng konuyla ilgili olarak, “Bu çalışmadaki esas nokta; titanyum, oksijen ya da yaşamın göstergesi olan tuhaf bir molekülü tespit etmeye çalışmak değil. Bu sıcak gezegenler, önümüzdeki birkaç yıl içinde gerçekten ilginç gezegenleri ortaya çıkarmaya başladığımızda kullanacağımız teknikler için bir test alanıdır.” Diyor

Yörüngesinde bulunduğu yıldızın yoğun ısısı ve ışığı nedeniyle, KELT-9b’nin atmosferinden saniyede 10 milyon tona kadar madde kaybediyor olabileceği belirtiliyor. Bu sebeple yıldızın genişleyerek gezegenin etrafını saracağı zamana kadar, atmosferini tamamen kaybetmiş ve yalnızca çekirdeğinden ibaret kalmış olabileceği belirtiliyor. Çalışmanın yürütücülerinden Heng konuyla ilgili olarak, “Bu çalışmadaki esas nokta; titanyum, oksijen ya da yaşamın göstergesi olan tuhaf bir molekülü tespit etmeye çalışmak değil. Bu sıcak gezegenler, önümüzdeki birkaç yıl içinde gerçekten ilginç gezegenleri ortaya çıkarmaya başladığımızda kullanacağımız teknikler için bir test alanıdır.” Diyor

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here