Dergi Özel Yazıları Tekno Haber AKINSOFT 18 Şubat 2020 (0) (353)

Canlıların Yaşam Süresini Neler Belirler?

Günümüz dünyasında insanların büyük bir bölümünün ortalama yaşam süresi en iyi koşullarda yaşadıkları varsayıldığında yaklaşık olarak 80 yıldır. Bu süre kimi insanlar için daha da fazla olabilmekte hatta 100’lü yaşlar görülebilmektedir. Bundan yaklaşık olarak 2 bin yıl öncesinde insanların ortalama ömrü 20 yıl civarındaydı. 1796 yılına gelindiğinde ise bu sürenin 24 yıla, 1890’lı yıllarda da bu sürenin iki katına, yani 48 yıla kadar çıktığı bilinmektedir. Bugünün dünyasında Amerika Birleşik Devletleri’nde erkeklerin ortalama yaşam süresi 72 yıla, kadınların ise 79’a yıla ulaşmış, ortalama olarak da 77 yıl olduğu belirlenmiştir. Erkekler ve kadınlar arasındaki bu farka neyin sebep olduğu henüz kesin olarak bilinmese de konu hakkında araştırmalar devam etmektedir. Bilimsel ve teknolojik çalışmalarda ileri bir seviyede olan Japonya’da ise insanların ortalama yaşam süresi 90 yıl olarak tespit edilmiştir.

Geçmişten Bugüne Yaşam Süresi

İnsanoğlunun kendi vücut kütlesine benzer kütledeki diğer canlı türlerinden belirgin bir şekilde daha uzun bir yaşam süresine sahip olması, bilim insanlarını konu ile ilgili pek çok araştırma yapmaya yönlendirdi. Günümüzde insanlık; tarım, tıp ve mühendislik teknolojisi gibi birçok alanda yaşanan gelişmelerle sağlıklı ve uzun bir ömür yaşama konusunda büyük bir başarı elde etmiştir. Öyle ki 1900 yılında küresel olarak ortalama yaşam süresi 31 iken 20. yüzyıldaki gelişmeler, 2014 yılında dünya genelindeki ortalama yaşam süresini 72’ye çıkardı. Ortalama yaşam süresi geçtiğimiz yüzyıl boyunca sürekli bir artış göstermiş olsa da önümüzdeki süreçte bu sürenin uzayıp uzamayacağı konusu tartışmalıdır. Dolayısıyla gelecekte insan ömrünün ortalama yüz yıla çıkıp çıkmayacağı bilinmezliğini koruyor. Homo Saphiens’in ortaya çıkışının ardından yüzlerce hatta binlerce yıl boyunca ortalama ömrü 30 yıldı. İnsanlığın günümüzdeki yaşam süresi, DNA’larının %99’unu paylaştığı şempanzelerden bir hayli uzun olması da şaşırtıcıdır. 1875 yılında dünyaya gelen Jeanne adlı bir Fransız kadın, 1997 yılında 122 yaşında yaşama veda etti ve kayıtlara o tarihe kadar yaşamış en uzun ömürlü insan olarak geçti. Fakat günümüzde yüz yıldan daha fazla bir yaşam süresine sahip olmak insanlık için pek de anormal bir durum olarak değerlendirilmiyor.

Yaşam Sürelerini Belirleyen Unsurlar

Diğer türlerin pek çoğu ile kıyaslandığında insanların ve büyük maymunların olgunluğa ulaşabilme süreleri çok daha uzundur. Bir tay doğduktan 90 dakika sonra yürüyebilirken insanlarda bu süre 1-2 yıl arasında değişiklik göstermektedir. İnsanların cinsel olgunluğa ulaşma süresi on yıldan uzun sürer ve şehir hayatında bir kadının ilk çocuğunu dünyaya getirme yaşı yaklaşık 18-31 arasında değişir.

Kısa ömürlü türlerin olgunlaşması da üremesi de çok hızlı bir şekilde gerçekleşir. Bu da çok fazla enerjiye ihtiyaç duymalarına neden olur. İnsan gibi bir memeli olan kır faresi ise bir yıldan daha az yaşar ve genellikle yavrularını dünyaya getirdikten birkaç hafta sonra da ölür. Bir kır faresi her gün kendi ağırlığına eş değer miktarda böcek yemek zorundadır. Çünkü metabolizması, inanılmaz derecede hızlıdır. Bir kır faresinin kalbi, dakikada 600 kez atar. Enerji tüketim miktarı arttıkça hücresel solunum miktarı da artar. Fakat insanlar ve diğer primatlar için durum farklıdır. Metabolik hızları, diğer memelilerin yaklaşık yarısı kadardır. Bu durum organizmayı ve bağlı sistemleri daha hızlı bir şekilde tüketir. Sonuç olarak; daha yavaş işleyen bir organizmaya sahip olan türlerin ortalama yaşam süresi de daha uzun olur.

Hayflick Sınırı

Yaşam süresini belirleyen unsurlara yönelik yapılan açıklamalardan biri de hücre bölünmesi sayısının bir sınırı olduğuna yöneliktir. Bu açıklamada insan hücrelerinin yaklaşık 50 bölünme döngüsü geçirebileceği belirtilir ki buna “Hayflick Sınırı” denir. Hayflick Sınırı; ortalama 2-3 yıl arasında yaşayan farelerde 15 hücre bölünmesiyken iki yüzyıldan daha uzun ömürlü olan kaplumbağalarda 110 hücre bölünmesi döngüsüne sahiptir. Hücreler yaşlandıkça telomerlerinin uzunluğu azalır ve sonunda hücresel bölünme imkansız hale gelir. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki Hayflick Sınırı, telomer uzunluğu ve yaşam süresi arasında doğrudan bir ilişki varsa da bu ilişki şu anda net olarak bilinmemektedir.

Genetik Bağlantılar

Birçok basit türde yaşam sürelerine etki eden bir gen bulunmuştur. Aynı zamanda bu gen, diğer genleri etkileyerek üremeden protein üretimine kadar birçok şeye de etki etmektedir. Yapılan araştırmalarda bazı solucan türlerinde bu genin mutasyona uğrayarak yaşam süresini iki katına çıkarabildiği gözlemlenmiştir. İnsanlarda insülin üretimini kontrol ederek aynı zamanda diğer genlerin inhibisyonu ve aktivasyonu için bir kontrol mekanizması olarak da çalışabilen bu genin öncü bir gen olduğu düşünülmektedir. Bir organizmanın yaşam süresi için temel bir genetik planın varlığına işaret etmesi yönüyle bu keşif bilim çevrelerince heyecan verici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Günümüzde insanlar bir asırdan daha fazla yaşayabilme potansiyeline ulaşmış olsalar da dünyada insandan çok daha uzun yaşam süresine sahip olan birçok tür vardır. Galapagos Adaları’nda bulunan dev kaplumbağaların 150 yıl kadar yaşadığı bilinmektedir. Uzun yaşam süresi ile ünlü bir diğer örnek 400 yıl yaşayabilen Grönland Köpek Balığıdır. Bu örneklerin yanı sıra omurgasızlar arasında 5 asırdan daha fazla yaşayabilen bazı istiridye türleri de mevcuttur.

İnsanın ortalama yaşam süresi geçtiğimiz yüzyılda iki kattan daha fazla artış göstermiş olmasına karşın şimdiye kadar bilinenler ve pratik uygulamalar insan ömrünün bir sınırı olduğunu göstermektedir. Hücre ve dokularda görülen yaşlanma genetik kodlamada daha fazla hata ortaya çıkmasına neden olmakta ve organizma zamanla daha fazla bozulmaktadır. Aynı zamanda hastalık olasılıkları artmakta ve buna karşın iyileşme yeteneği de zayıflamaktadır. Hayatta her insanın bir yaşam süresi var ve her insanın da bildiği gibi maalesef yaşam süresinin tahmin edilebilme imkanı bulunmamakta. Bu sebeple insanlara düşen yaşadığı her anın değerini bilmek ve hayata verdiği ölçüsünde yaşamını sürdürmektir.

Benzer Yazılar