SÜPER AKILLI TOPLUM TOPLUM 5.0

0
174
toplum

Toplum; belirli bir kültürü ve birtakım toplumsal kurumları paylaşan insanlar arasındaki ilişkilerden meydana gelir. Başka bir söyleyişle toplumu oluşturan şey bireylerden ziyade bireylerin arasındaki ilişkiler, paylaştıkları değerler ve davranış biçimleridir. Bu sebeple toplum; bireylerin toplamı demek değil, birbiri ile bağı bulunan bireylerin bir arada yaşayabilmesidir.

İnsanoğlu uzun yıllar beslenme ve giyinme gibi ihtiyaçlarını avlanarak karşıladı. Dolayısıyla toplum, ilk önce avcı toplum olarak meydana geldi. Avladığı hayvanın etini yedi, derisini giyecek olarak kullandı. Daha sonra ise insan, tek besin kaynağının avlanan hayvanlar olmadığını buğday, arpa, nohut, mercimek gibi tohumları keşfettiğinde farketti. Böylelikle tarım toplumu oluştu ve insanlar tarım ile üretim yapmaya başladı. Eldeki ürün çeşitliliği artınca takas yöntemi ile bireyler ihtiyaçlarını karşılamaya başladı. Bazı gruplar zaman zaman diğer insanların tarım arazilerine ve mahsullerine saldırdı. İnsanlar arasında ilk savaşlar da böyle başlamış oldu. Sonrasında ise endüstriyel topluma geçiş gerçekleşti. İnsanlık, buhar gücü ile ulaşım sağlamaya ve yeni endüstriyel ürünler üretmeye başladı. Bilgisayar ve dijital ürünlerin üretim süreci ile bilgi toplumu dönemi başladı. Şu an insanlık tarihinin en baş döndürücü hızda gelişen toplumu evresindeyiz. Öyle ki her geçen gün yeni bir teknolojik cihaz ile tanışıyor ve sanki doğduğumuzdan bu yana o teknoloji ile iç içeymiş gibi hemen hepsine alışıyoruz. “Tamam, bu sondur, bundan daha fazlası olamaz veya üretilmez” dediğimiz her şeyin çok daha fazlası ve gelişmişi ile tanışıyoruz günden güne. Çok değil; bundan 10 yıl önce tahayyül etmekte zorlanacağımız teknolojik ürünler bugün hayatımızın vazgeçilmezlerimizi arasında yerini aldı…

Peki endüstri ve teknoloji bu denli büyük bir hızla değişip gelişirken; bu durumun insan yaşamına ve gelecekte toplumlara etkisi ne olacak? İlk çağlardan günümüze kadar insan, yeni olan her şeyden önce korkmuş ama daha sonra onu kullanmayı öğrenmiştir. Yetmemiş; daha fazlasını geliştirmekten de geri durmamıştır. Her ne kadar pek çok insan yeni olan her şeyin “sonlarını getireceği” düşüncesini taşısa da, yenilik her zaman yaşamlarını kolaylaştırmayı başarmıştır. Hatırlayın; ilk bilgisayarlar alınıp da evlerimize ve iş yerlerimize kurulduğunda, onların bizi “ele geçireceği” düşüncesi nasıl da hakimdi herkesin zihninde. Oysa şimdi günlük hayatımızda ne kadar işimiz varsa hemen her şeyi bilgisayarlar sayesinde yapabiliyoruz, yani teknolojiyi kullanıyoruz.

“Toplum 5.0” bir diğer ifadeyle “Süper Akıllı Toplum”

Toplum 5.0 kavramı ilk olarak; 2017 yılında Almanya’nın Hannover kentinde gerçekleşen CeBIT Teknoloji Fuarı’na partner üye olarak katılan Japonya Başbakanı Shinzo Abe tarafından ortaya atılmıştır. Japonya’nın her ne kadar ürettiği yüksek teknolojik ürünleri olsa da, Almanya’nın başlattığı Endüstri 4.0 devrimine dahil olmayıp Toplum 5.0 kavramını ortaya atması, kendi tekelinde yeni bir dönemi başlatmak istediğinin işaretiydi. Shinzo Abe bu dönemi “Teknoloji; toplumlar tarafından bir tehdit olarak değil, bir yardımcı olarak algılanmalı” şeklinde nitelendirerek, Toplum 5.0 ile değişecek olan hayatımıza dair endişelenmenin gerekmeyeceğini vurgulamıştır.

Kavram ile ilgili bu zamana kadar belki de en az konuşulan ama en kritik konu bu önlenemez dijital dönüşüme mikro düzeyde birey, makro düzeyde ise toplumların nasıl hazır olacağıdır. Japonya Toplum 5.0 kavramı için bazı hedeflerin uygulanmasını gerekli görüyor. Bunlar;

• Yaşlanan dünya nüfusuna karşı çözüm bulmak

• Gerçek dünya ile sanal dünyanın birbirine entegre hale gelmesini sağlamak

• Nesnelerin internetinden toplumsal konularda faydalanmak

• Doğal afetler ve çevre ile ilgili problemlere karşı çözüm üretebilmek

Tüm bunların yanında; bu küresel çapta toplumsal bir dönüşüm olacağı için pek çok engel ile karşılaşılacağı kaçınılmaz. Bazı toplumlar buna ayak uydurmakta zorlanabilir ya da direkt reddedebilir. Japonya Ekonomik Organizasyonlar Federasyonu Keidanren, Toplum 5.0 kavramının oluşabilmesi için ortadan kaldırılması gereken bazı engelleri şu şekilde sıralamıştır;

• Hukuk sistemi ile ilgili engeller

• Nesnelerin dijitalleşmesindeki teknik boşluklar

• Yetiştirilmiş personel eksikliği

• Sosyo-politik ön yargılar

• Toplumların direnç göstermesi

Keidanren, bu engellerin ortadan kaldırılması ve Toplum 5.0’ın istenilen ölçüde yaygınlaşabilmesi için ayrıca tüm toplumların işbirliği içinde olması gerektiğini vurguluyor. Örneğin; birbiri ile ticari ilişkiler içerisinde bulunan iki ülkeden biri Toplum 5.0’a adapte olup diğeri olamadıysa bu durum ticari ilişkileri olumsuz yönde etkiler. Japonya bu konu ile ilgili; mesleki eğitimlerden üniversitelere yeni bölümler eklenmesine, mobil sektörün desteklenmesinden sanayi üretiminde kullanılacak insan gücü seviyesine kadar birçok alanda planlamalar yapmış durumda.

Bu kavramı ve neyi ifade ettiğini biraz daha açmak gerekirse; Toplum 5.0 ile Endüstri 4.0 ile nesnelerin interneti (IoT), büyük veri, yapay zeka, insansı robot ve paylaşım ekonomisi gibi yenilikleri hem farklı endüstrilere hem de sosyal hayata dahil ederek çeşitli sosyal problemleri kolaylıkla çözebilen toplumların oluşturulması hedefleniyor. Bununla birlikte geleceğin toplumları; yeni değer ve hizmetleri sürekli geliştiren, insan yaşamını daha uyumlu ve sürdürülebilir hale getiren toplumlar olabilirler. Kısaca Toplum 5.0 “Süper Akıllı” toplumlar oluşturmayı amaçlıyor ve bu değişime Endüstri 4.0’la birlikte gelen dijitalleşmenin imkanlarından faydalanarak hazırlanıyor. Toplum 5.0 ve Endüstri 4.0 ilişkisini örneklendirmek gerekirse; IoT ile toplanan büyük veri, yapay zeka tarafından yeni bir zeka türüne dönüştürülerek toplumun her bireyine ulaştırılması sağlanacak. Toplum 5.0’ın ilerlemesi ve gelişmesi ile birlikte ürün ve hizmetlerin talep edenlere ihtiyaç duyulan miktarda ve zamanda ulaştırılabilmesi, daha konforlu ve sürdürülebilir bir yaşam biçimi sağlayacaktır. Endüstri 4.0 gibi Toplum 5.0’ın da özellikle bazı sektörlere önemli değişiklikler getirmesi ön görülüyor. Buna sağlık sektörü ile ilgili bir örnek verebiliriz. Hızla yaşlanan nüfusla birlikte artan tıbbi ve sosyal güvenlik giderleri ile bu alandaki talepleri karşılamak zorlaşabilir. Böyle bir durumda check-up kayıtları ve tedaviyi de içeren tıbbi veri kullanıcıları ile bakım kayıtları arasında bağlantı ve bilgi paylaşımı sağlanması çözüm olabilir. Uzaktan bakım hizmetlerinin uygulamaya alınması, bakım tesislerinde yapay zeka ve robotların kullanılmasıyla bireylerin bağımsızlığının desteklenmesi sağlanabilir. Böylece farklı sağlık kuruluşlarında dağınık halde bulunan tıbbi verilerin düzenlenmesi ve paylaşılması, veriye dayalı daha etkili bir tedaviyi mümkün hale getirir. Uzaktan tıbbi bakım sayesinde yaşlı kişiler sık sık hastanelere gitmek zorunda olmayabilir. Ayrıca evde uyurken bile kalp atış hızı gibi sağlık verileri ölçülebilir, böylece tehlike anında sağlık görevlilerine anında haber verilip gerekli müdahaleyi yapmaları sağlanabilir. Son günlerde bununla ilgili çeşitli haberler duyabiliyoruz. Akıllı saatler sayesinde nabzının düştüğü anlaşılan birine anında yönlendirilen sağlık görevlileri sayesinde olası bir kalp krizinin önlendiğine şahit oluyoruz.

Peki ülkemiz Endüstri 4.0 ve Toplum 5.0’a ne kadar hazır durumda?

TÜBİTAK verilerine göre ülkemiz sanayisi hala 2.0 ile 3.0 seviyelerinde. Buradan anlaşılacağı üzere bilgi toplumu seviyesi olan 4.0’a henüz ulaşabilmiş değiliz. Bilgisayar ve dijital teknolojileri sanayimiz ile yeterli seviyede entegre edebildiğimiz söylenemez. Bilgi toplumu seviyesini bir an önce yakalayabilmemiz için üniversiteler ve sanayiler sürekli olarak iş birliği içinde olmalı, böylelikle de sanayilerin yeniliklere daha hızlı adapte olmalarını sağlayarak bilgi toplumu seviyesine ulaşmamız hızlandırılmalıdır. Aksi taktirde; sürekli olarak gelişen ve değişen dünya düzenine ayak uyduramaz, dolayısıyla da Toplum 5.0 ve Endüstri 4.0 seviyelerindeki ülkelerden her alanda geri kalmamız kaçınılmaz olacaktır. Bu son değişim dalgasında da daha önceki devrimlerde geri kaldığımız gibi yine geri kalmamalıyız. Bu bilinçle değişim ve dönüşüme ayak uydurmalı ama tüm bunların öncesinde ise teknolojiden korkmamalı ve teknolojiyi tüm getirileri ile birlikte kullanıp hayatımızı kolaylaştırmayı öğrenmeliyiz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here