“Dünya Düzdür” Komplo mu? Teori mi? Ya da Masal mı?

0
13

Üzerine yaşadığımız gezegenin şeklinin düz değil de geoit şeklinde olduğu yüzyıllardır bilinen bir gerçek olmasına rağmen günümüzde kendilerini “Düz Dünyacılar” (Flat Earthers) olarak tanımlayan kimi insanlar dünyanın yuvarlak değil de düz olduğu görüşünü ortaya atmakta, tıpkı ‘karanlık orta çağ’ döneminde olduğu gibi.

İnternette kısa bir araştırma yaptığınızda dünyanın hemen her bölgesinden savunucusu olan bu görüşün doğrulunu kanıtlamak amacı taşıyan pek çok yazı ve bolca video bulabilirsiniz. Bir anlamda bilim karşıtlığı olarak da algılanabilecek bu düşünce savunucularının her geçen gün daha fazla taraftar topladığı biliniyor. Mevcut bilgilerin NASA’nın bir komplosu olduğu iddiasında bulunan bu insanların iddialarının bazılarını dini referanslara dayandırarak doğrulama gayretinde olduklarını da görmek mümkün.

Dünyanın düz olduğu görüşünü savunanlar dünyanın yuvarlak olmasını “Şeytanın en büyük yalanı” olarak tanımlamaktalar. Bu tanım ve görüşlerine dayanak olarak da bir dizi soru ve yorum ortaya atmaktalar. Burada yer verdiklerimizin dışında daha onlarcası olsa da konunun uzamaması adına ancak bazılarını sunabiliyoruz.

İşte onlardan bazıları:

“Ufuk çizgisine bakınca dümdüz görülüyor. Dünyanın çevresi yaklaşık 2000 metrelik buzullar ile çevrili. Dünyanın sonu da zaten burası ama oraya gitmek ‘Antarktika Anlaşması’ gereği yasak, bu nedenle de kanıtlanamıyor. Dünya dönmüyor. Güneş hem daha küçük hem de bize daha yakın. Güneş tam olarak bizim üzerimizde ve dünyanın tam ortasını ısıtıyor. İşte bu sebeple etrafımız da buzullarla kaplı. Dünya yuvarlaksa, baş aşağı döndüğümüzde uzaya düşmemiz gerekirdi. Hawaii’deki Kauai ve Oahu adaları arasındaki uzaklık 149 km. olmasına rağmen ve Kauai havalimanından Oahu adası çok net bir şekilde görülüyor. O halde dünya düzdür. Dünya yuvarlak olsaydı uçaklar atmosferden çıkmamak için aşağı doğru manevra yapmalılardı, oysa sürekli düz istikamette gidiyorlar.”

Düz dünya düşüncesini savunan bu insanların ortaya atmış olduğu iddialar dünyanın değişik noktalarından kimi insanların zihinlerinde soru işaretleri oluşmasına sebep oldu. Öyle ki bazı insanlar bilimsel verilere dahi inancını yitirmiş ve bir çelişki karmaşası içerisinde. Burada şu noktaya dikkat çekmek gerekir: Küresel Seçkinlerin amaçlarından biri de insanların hiçbir şeye güvenmeyerek her konuya şüpheyle yaklaşmasını sağlamak ve insanlığa karşı öteden beri bir komplo kurulduğu inancını zihinlere yerleştirmektir. İnsanlık tarihinde buna benzer birçok komplo teorisi bulunmakta ve özellikle son dönemlerde iletişim araçlarının da gelişmesiyle birlikte kimi çevrelerce bilinçli bir şekilde komplo teorileri ortaya atılmaktadır.

Dünyanın düz olmadığı, yuvarlak ve kendine has bir şekli olduğu bugüne kadar bilimin sunduğu sayısız veri ile tespit edilmiş ve NASA, ESA gibi kurumların uzaydan çekmiş oldukları fotoğrafla da ‘delilli’ bir şekilde ortaya konulmuştur. Buna karşın düz dünyacıların, kendi düşüncelerini evrensel bilimin ışığında açık ve net bir şekilde ispat edemeseler dahi sınırları zorlayan kanıtlama gayretlerini sürdürmeleri de takdir edilesi bir durum olsa gerek. Eğer dünya iddia edildiği gibi düz olsaydı, Güneş doğduğunda tüm kıtaların eş zamanlı olarak aydınlanması gerekirdi. Fakat Amerika kıtası gündüzü yaşarken Avrupa’da gece yaşanır. Limana yaklaşan bir geminin öncelikle yelkenleri, sonrasında ise tümü görünür. Dünya düz olsa geminin tamamının bir anda görünmesi gerekirdi. Bu örnekler hemen herkesin bildiği ve basit olarak Dünyanın yuvarlak olduğunu açıklayan örnekler ve bu örneklerin sayısını çoğaltmak mümkün. Dünya düz olsaydı, Ay’ın her iki yarım küreden yani gezegenin her noktasından aynı görünmesi gerekirdi. Ancak Avustralya’da Ay Avrupa kıtasına göre tepede durmakta. Bu da ancak dünyanın yuvarlak olması ile mümkündür. Dünya düz olsaydı, Avustralya ve Yeni Zelanda bayrakları üzerinde de bulunan Put takımyıldızları sadece güney kutup bölgesinden değil kuzey kutup bölgesinden de görünürdü. Kaldı ki sadece put takımyıldızı değil, tüm takımyıldızlarının dünyanın her bölgesinden görünebilmesi gerekirdi. Ayrıca “Büyük Ayı” olarak adlandırılan takımyıldızı Avrupa’da çok net görülebilirken, Avustralya’da görülmez. Oysaki düz bir dünyada bulunsaydık gökyüzünde bulunan her cisim yüzeyin her noktasından görülürdü. Bu basit örnekler dahi düz dünya savının çökmesi için yeterlidir.

Dünyanın yuvarlak olduğunu ilk defa ortaya atan sanılanın aksine kaşif Kristof Kolomb değildi. Çünkü Ortaçağ’da kilise de dünyanın yuvarlak olduğunu biliyordu. Öyle ki Güneş saatlerini hemen herkes bilir. Yere bir çubuk dikilir ve çubuğun gölgesinin uzunluğuna bakılarak mevcut saat ölçülür. Günümüzden yaklaşık 2200 yıl önce yaşamış olan Yunan coğrafyacı Eratosthenes, dünyanın yuvarlak olduğunu güneş saatinin çalışma prensibine yönelik yapmış olduğu deneylerle ortaya koymuştu. Mısır’da yaşayan Eratosthenes bu deneylerden birinde İskenderiye ile Siyene şehirlerine birer çubuk dikti ve asistanının yardımıyla öğle vaktinde çubukların gölge uzunluğunu ölçtü. Gölge boyu arasındaki fark, Nil ırmağı üzerinde bulunan bu iki şehrin enlem farkını verdi ve böylece Eratosthenes yerkabuğunun eğriliğini ölçerek dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtladı. Bunun yanı sıra Eratosthenes geometriden yararlanarak o dönemki imkanlar çerçevesinde dünyanın çevresini 46 bin 100 km olarak ölçtü. İlk Çağ’da yapılan bu ölçüm dünyanın çevresini sadece yüzde 15’lik bir hata payıyla ölçmüştü. Bugün yapılan hesaplamalar gösteriyor ki dünyanın çevresi ekvatorda yaklaşık 40 bin km.

Yer Çekimi

Dünyanın yuvarlak olmasının asıl nedeni yerçekimi. Eğer dünya düz olsaydı yerçekimi dünyanın kenarlarında daha güçlü olurdu. Çünkü ağırlık merkezi diskin tam ortasında olacaktı ki bu sebeple de merkezden kenara doğru gidildiğinde yerçekiminin şiddeti artacak ve insan kendini gittikçe eğimi artan bir yokuşu çıkar gibi hissedecekti. Ancak yerçekimi dünyanın her bölgesinde aynı. Bir diğer sebep ise dünyanın kendi etrafında dönmesidir. Eğer kendi etrafında dönmeseydi dünyanın şekli itibariyle kutuplar basık olduğu için okyanus suları kutuplarda toplanacaktı. Bu da kutuplara yakın olan bölge ve ülkelerin bir kısmının sular altında kalması demek. Düz dünya iddiasının kanıtlaması için öncelikle dünyanın yuvarlak olduğunu belirten görelilik teorisinin çürütülmesi gerekir. Einstein’ın görelilik teorisi geçen 100 yılda binlerce kez test edildi ve her seferinde doğru olduğu ortaya konuldu.

Oksijen… Eğer dünya düz olsaydı insan yaşamının devamı için öncelikli olan havanın da okyanus akıntılarını izleyerek kuzey ve güney enlemlerinde toplanması gerekirdi ki bu durum ekvatorda nefes alınamaması anlamına geliyor. Yani düz dünya savunucularının dünyadaki havanın ve suyun nasıl eşit dağıldığını ve ayrıca rüzgarlar ile okyanus akıntılarını da açıklamaları gerekiyor.

Ay’ın Evreleri ve Görünmeyen Yüz

Dünyadan bakıldığında Ay’ın karanlıkta kalan arka yüzü görülememektedir. Bu durum Ay’ın kendi etrafındaki dönme hızının gelgit nedeniyle dünya çevresindeki dönme hızına eşitlenmiş olmasından kaynaklanır. Bu sebeple biz Ay’ın her zaman aynı yüzünü görürüz. Fakat dünya düz olsaydı Amerika kıtası Ay’ın ön yüzünü Asya kıtası ise arka yüzünü görürdü. Düz dünya iddiasını yıkan diğer örnek ise Ay’ın evreleridir. Eğer dünya yuvarlak değil de düz olsaydı dolunay, yarımay, kanlı ay, mavi ay ve süper ay gibi evrelerden bahsediyor olamazdık. Böylesi açık bir delili düz dünya savunucuları bugüne kadar açıklayabilmiş değil.

Düz dünya savını ortaya atanların en çok gündeme getirdikleri konulardan biri de Hawaii Adalarından olan Oahu adasının, Kauai’da bulunan Lihue Havalimanından görülebilmesi. Deniz seviyesinden bakınca nasıl oluyor da Kauai’dan 144 km uzaktaki Oahu adası görülüyor? Sordukları soru işte bu. Daha önce de çokça ifade edildiği gibi ne kadar yüksekten bakarsanız o kadar uzağı görürsünüz ki baktığınız dağ ne kadar yüksekse o dağı da bir o kadar uzaktan görebilirsiniz. Nitekim Lihue havalimanın yüksekliği 47 metre ve Oahu’nun en yüksek noktası da 1220 metre. Biraz matematik bilgisi olan herkes bu konun hesaplamasını yapacaktır.

Uçuş Süresi ve Rotalar

Bir başka konu uçuş süreleri ve rotaları. Dünya iddia edildiği gibi düz olsaydı uçaklar dünyanın herhangi bir noktasından diğer bir noktasına uçarken düz bir rota izlerlerdi. Ancak uçaklar bu durumun aksine hem yakıt tasarrufu yapmak hem de daha kısa sürede uçabilmek için eğimli bir rota izlerler. Bunun sebebi dünyanın yuvarlak olmasıdır ki yuvarlak bir yüzeyde eğri uçmak yolu kısaltmak anlamına gelir. Ferdinand Macellan ve Kaptan Cook’un dünya çevresinde gerçekleştirmiş oldukları yolculuğu coğrafya derslerinden hatırlamayan yoktur. Macellan yolculuk sırasında ölse de Cook 1522 yılında bu yolculuğu tamamlamayı başardı. 1773 yılında gerçekleştirdiği yolculuk ile dünya çevresinde tur atan bir diğer isim İngiliz kaşif James Cook. Her iki yolculukta da başlanılan yere geri dönüldü. Peki dünya yuvarlak olmasaydı bu mümkün olabilir miydi? Ayrıca sürekli batı yönüne giderseniz Dünyanın çevresini tamamlayana kadar diğer insanlara göre bir gün eksik görmüş olursunuz. Bu durumun bir benzerini süpersonik uçaklarla yapılan yolculuklarda görmek mümkün. Uçağın ekvator üzerinde 24 saat boyunca saatte 1600 km’den hızlı gitmesi yeterli olacaktır. Bu yolculuk esnasında Güneş hiç batmayacak ve hep ufuk çizgisinin üstünde kalacaktır. Yerden 410 km yüksekte bulunan Uluslararası Uzay İstasyonu da dünya etrafındaki dönüşünü 90 dakikada tamamlıyor ki bu sebeple de günde 16 kez Güneş’in doğuşu ve batışını görüyor.

Uzaydan çekilen dünya fotoğraflarının sahte olduğunu belirten bu iddia savunucularının iddialarını ispat etmek için kamuoyuna inandırıcı deliller sunması gerektiğini söylememize gerek yok sanırım. Mesela dünyanın düz olduğunu görüntülemeleri ve bunu insanlığa sunmaları gerekiyor. Bunun yanı sıra son 60 yıl içerisinde farklı uzay ajansları tarafından çekilmiş milyonlarca fotoğrafın sahte olduğunu da kanıtlamaları gerekiyor. Fakat bugüne kadar bu saydıklarımızı yapabilmiş değiller. Ayrıca son dönemlerde de adını sıkça duyuran Elon Musk’ın SpaceX şirketi gibi yörüngeye uydu gönderen firmaların, neden bu işe milyarlarca dolar harcadığını da açıklamaları gerekli. Herhalde insanları kandırmak için böylesi büyük yatırımalar yapılmaz!

İnsanlığın büyük bir çoğunluğunun bildiği ve kabul ettiği gibi gezegenimiz yuvarlaktır. Bu duruma kanıt olarak sunulabilecek pek çok bilgi ve belge olmasına karşın burada konunun uzamaması adına sadece bazılarına yer verebildik. Özetle belirtmeliyiz ki dünyanın düz olduğu iddiasını savunmak bir anlamda yüz yıllardır dünyanın yuvarlak olduğuna dair büyük bir yalan söylendiğini de savunmak anlamına geliyor. Peki, bir anlamda bilim karşıtlığı olarak da algılanabilecek düz dünya düşüncesini uyduranların amaçları nedir? Gerçekten hakikatin mi peşindeler, yoksa tüm insanlıktan başkaca hakikatleri gizlemek mi niyetindeler? Ne dersiniz?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here