Karantina Tarihine Bakış Geçmişten Bugüne Karantina Uygulaması

0
17

İnsanoğlu eski tarihlerden günümüze kadar hastalığa yakalanmış insanları sağlıklı olan insanlardan ayrı tutmak için farklı çabalar göstererek çeşitli uygulamalar geliştirdi. Şimdilerde tüm dünyayı etkisine alan Covid-19 salgınını durdurmak ve yayılımını engellemek adına farklı tedbirler uygulamaya konuluyor.

Günümüzde ülkeler yüzyıllar önce uygulanmış olan bir uygulamayı tekrar toplumsal hayatta uygulamaya geçirmiş durumda. Bu uygulamanın adı hemen herkesin bildiği “karantina” uygulaması. Dünya genelinde pek çok ülke bireylerin ve toplumun sağlığını korumak adına farklı şekillerde karantina uygulamasını hayata geçirdi. Modern dünya insanının bu veya benzeri salgınlar karşısında çevresindekilerle temastan kaçınmasının ve izolasyon kavramının önemini anlaması için kökeni ortaçağ Avrupa’sına dayanan karantina kavramının tarihine bakmakta fayda var.

Günümüzde elde edilen verilere bakıldığında hasta insanların sağlıklı insanlardan ayrı tutulması, yani bir çeşit karantina uygulanması ilk olarak cüzzamlı insanlara uygulanmış. Vücutta yaralara ve şekil bozukluğuna yol açan cüzzam, insanlar tarafından uzun yıllar kolayca bulaşabilecek bir hastalık olarak algılandı. Cüzzam 1873 yılında yani hastalığa sebep olan bakterinin (Mycobacterium leprae) bulunmasına kadar geçen sürede hem çok korkulan hem de çok yanlış anlaşılan bir hastalık oldu. Hastalığın tedavi edilemez olması da, insanlar arasında bu hastalığın kolayca yayılacağına olan inancı arttırdı. Karantina sözcüğünün kökleri İtalyancadan gelmekte. 14. yüzyılda Avrasya ve Avrupa’da yaklaşık 200 milyon kişinin ölümüne neden olan “Kara Ölüm” adı verilen salgından kıyı şehirlerinin koruması için, enfekte limanlardan gelen gemilerin inişten önce 40 gün boyunca Venedik’te demir atması (quaranta giorni) gerekiyordu. O tarihlerde 40 günlük demir atma anlamına gelen “quaranta giorni” ifadesi, karantina şeklinde tek kelimede birleşerek günümüze ulaşmıştır. Kelime, bulaşıcı bir hastalık taşıdığından şüphe duyulan insanların belirli bir yerde tutulması, izole edilmesi anlamı taşıyan orijinal tanımından evrilmiş ve günümüzde bulaşıcı hastalığı olan insanları diğerlerinden ayırmak için yaygın olarak kullanılan bir uygulama olmuştur.

Zaman içerisinde karantina uygulamalarına farklı tedbirler de eklendi. Yetkililer tarafından girmelerine izin verilmeden önce yolculardan, salgın yaşanan bölgelerde bulunmadıklarını dair belgeler istendi. 1468 yılından itibaren Venedik yetkilileri, kente gelen tüm gemilerin yaklaşık 6 km uzaklıktaki başka bir adada 40 gün boyunca bekletilmesi talimatını verdi. Yolcu ve mürettebatla birlikte gemide bulunan tüm yüklerin boşaltılarak adada bulunan bir depoya taşınması, orada da sirke ve bazı bitkiler aracılığıyla dezenfekte işleminin yapılması isteniyordu. Uygulanan bu tedbirler Venedik halkı ile birlikte şehri de korumaya yönelikti. Çünkü Venedik’te ticaretin sonu demek, aynı zamanda kentin de ölümü anlamını taşıyordu. Tüm bu uygulamalar neticesinde Venedik, karantina sistemini dünya genelinde sistematikleştiren ilk şehir oldu.

Tarihteki İlk Karantina Yönetmeliği

Venedik, 12. ve 13. Yüzyıllarda Doğu ile yapılan ticaretin merkezi konumunda bulunuyordu. Ticaret yapılan birçok ürün gemiler aracılığıyla Venedik limanına geliyordu ama bu malları getiren gemiler aynı zamanda fareleri ve veba başta olmak üzere geldiği bölgelerin pek çok hastalığını da beraberinde taşıyordu. Mevcut kaynaklar değerlendirmeye alındığında ilk karantina uygulamasının 1374 tarihinde Venedik şehrinde uygulandığı görülmekte. Venedik sağlık konseyi bir bildiri yayınlayarak izin verilene kadar kente gelen tüm gemi ve yolcuların şehre yakın mesafede bulunan San Lazzaro adasında bekletilmesi gerektiğini belirtti. Bu bildirinin aynı zamanda Avrupa’daki ilk resmi karantina yönetmeliği olduğu değerlendiriliyor. 1423 yılına gelindiğinde ise Venedik Cumhuriyeti mevcut bu uygulamayı daha da ileriye taşıdı. Önceleri 30 gün olarak uygulanan bu süre daha sonra 40 güne çıkarıldı. Bu durum ise İtalyanca 40 kelimesinden (quaranta) türetilen karantina terimini doğurdu. Kaynaklarda bu sürenin hangi sebeplerle uzatıldığına ilişkin bir bilgi bulunmuyor.

İlk Karantina Hastanesi Venedik’te Açıldı

14. Yüzyılda görülen veba modern karantina kavramının oluşmasını sağladı. Bu yüzyılın ortalarından itibaren hastalık dalgalar halinde Avrupa’yı etkisi altına aldı. Avrupa’da ilk olarak 1347 yılında görülen veba, çok kısa bir zaman diliminde Avrupa’da yaklaşık 50 milyon insanı öldürdü. Tarih araştırmacıları 1361 yılından 1528’e kadar Venedik’te 22 salgın görüldüğünü ve bu salgınlarda nüfusun hemen hemen yarısının yok olduğunu belirtiyor. Böylesi ağır sonuçlar meydana getiren salgın daha sonrasında bulaşıcı hastalıklara karşı ciddi tedbirler alınmasına neden oldu. 1374 yılında Milano lordu Barnabas Visconti, hastalığa yakalanan insanların derhal şehirden uzak kırsal bölgelere götürülerek orada kalmalarını talimatlandırmıştı. Çözüm arayışına giren Venedikliler, Lazaretto Vecchio adındaki bir adaya tarihteki ilk karantina hastanesini inşa ettiler. Bubon vebası, hıyarcıklı veba isimleriyle bilinen bu gibi hastalıklara ilişkin belirtiler gösteren insanlar şehirden uzaklaştırılarak bu adaya götürülüyor ve tedavi altına alınıyordu. Ada üzerinde kazı çalışmaları yürüten araştırma ekibinden Martino Rizzi, adaya götürülen insanların çok azının hayatta kaldığını belirterek adada yürürken o dönem ölen insanların iskeletleri üzerinde yüründüğünü ifade ediyor. Rizzi’ye göre Kara Veba Adası olarak da anılan bu adada on binlerce insan ölmüştü. Fakat bu uygulama sayesinde yüz binlerce insanın da hayatı kurtulmuştu. Ada günümüzde de o dönemlerin izlerini taşıyor ve o yılların atmosferini yansıtıyor. Orta Çağ Avrupa’sında daha önce görülmüş hiçbir hastalık hıyarcıklı veba gibi yıkıcı bir etki göstermedi. Öyle ki salgın döneminde Avrupa’da 200 milyon kişinin hayatını kaybettiği düşünülüyor.

Karantina eski zamanlarda, bireylerin kendi rızaları ile kendilerini diğer insanlardan izole etme durumunu ifade etse de günümüz dünyasında artık yetkili makamlarca uygulanan bir zorunluluğu ifade etmektedir. 19. Yüzyıla gelindiğinde ise karantina, politik ve ekonomik başta olmak üzere farklı nedenlerle kötüye kullanıldı. Bu kullanımlar ise karantina uygulamalarını birtakım kurallara bağlamak ve standartlaştırmak gerekliliğinin önemini ortaya koydu.

Tıbbın babası olarak kabul edilen Antik Yunan hekim Hipokrat ile Antik Roma’nın en önemli hekimlerinden Bergamalı Galen, veba hastalığı karşısında “derhal uzaklaşma ve mümkün olduğunca geç dönme” çağrılarında bulunuyordu. 1300’lü yılların ortalarından itibaren kara veba Asya ve Avrupa’ya büyük bir hızla yayılırken hastalık karşısında o dönem tıbbın alabileceği en iyi önlem bu çağrılardan ibaretti. Çünkü o dönemlerde karantina kavramı henüz bilinmiyordu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here