Tekno Haber AKINSOFT 11 Kasım 2020 (0) (260)

Zihin Transferi ile Dijital Ölümsüzlük Mümkün mü?

İnsan beyni hayata geçirdiği düşünceler yoluyla teknolojiyi kontrol eden noktadaydı. Öyle görünüyor ki çok da uzak olmayan bir gelecekte teknoloji beyinlerimizi kontrol edecek. Son yıllarda sıkça gündeme gelen ve üzerinde farklı çalışmalar yürütülen “İnsan Beyni Projesi” kapsamında beynin tüm işlevlerinin transfer edilmesi amaçlanıyor.


Ölümsüzlük düşüncesi insanlık tarihine bakıldığında her zaman ulaşılmak istenen hedefler arasında yer almıştır. Milattan Önce 3. yüzyılda antik Çin’de, cıvanın ölümsüzlük sağladığına inanılıyordu. Öyle ki Çin’in ilk imparatoru olan Kin Şi Huang, ölümsüz olacağı inancıyla yüksek miktarda cıva yutmuş ve bunun sonucunda zehirlenerek ölmüştür.

Vücudun veya beynin yaşamsal fonksiyonlarını yitirmesinin sonrasında beynin sahip olduğu tüm bilgiler dijital ortama aktarılarak depolanabilir. Bu işlem sonrası beyinden alınan bilgiler harici bellekte bulunan bir dosya gibi kullanılabilir. Dolayısıyla dijital ortamda da olsa zihniniz yaşamaya devam edebilir. Teoride bu soru evet olarak cevaplansa da sanıldığı kadar kolay bir süreç olmadığını belirtmek gerekir. Peki teoride mümkün gibi görünen bilinç ve zihin transferi uygulamada ne kadar mümkün?

Araştırmacı George M. Martin teorisinde bu konuyu; “eğer zihindeki bütün bilgiler ve süreçler biyolojik bedenden ayrılırsa, o bedenin bireysel sınırları ve yaşam süresi de zihinden ayrılmış olur. Ayrıca beynin içindeki bilgiler tamamen veya kısmen kopyalanabilir ve dijital bir depolama alanına veya başka bir beyne aktarılabilir. Bu da kişiye dijital ölümsüzlük getirir.” ifadeleriyle dile getiriyor.

Büyük çoğunluğu Avrupa ülkelerinden olan 135 kurumun içerisinde yer aldığı ve yaklaşık 10 yıl sürmesi planlanan uluslararası İnsan Beyni Projesi (The Human Brain Project) çalışmaları devam ediyor. İnsan beyninin karmaşık işleyişinin bilgisayar ortamına transferini sağlayacak teknolojileri geliştirmeyi amaçlayan ve toplamda 1,5 milyar dolar maliyete ulaşması beklenen araştırma Avrupa Birliği tarafından da finanse ediliyor. Bu doğrultuda beyin üzerine yayınlanan araştırmalar bir araya getirilerek bir veri tabanı oluşturulması da hedefleniyor.

100 milyar sinir hücresi

Gerçekleştirilen bir çalışmada araştırmacılar, RNA transferi ile bir salyangozlar arasında hatıra nakletmeyi başardı. Verilen şoka karşı savunma reaksiyonu gösteren salyangozdan alınan RNA, başka bir salyangoza aktarıldı ve daha sonra o salyangozun da aynı reaksiyonları verdiği gözlemlendi. Araştırmacılar sinir sistemlerinde yaklaşık 20 bin nöron bulunan salyangozların hücrelerinin ve moleküler işlemlerinin insanlarla benzerlik gösterdiğini belirtiyor. İnsan beyni ise yaklaşık 100 milyar sinir hücresi ve 100 trilyon sinaptik bağlantı içeriyor ve günümüzde mevcut bilgisayar teknolojisi henüz beynin işlevlerini yerine getirebilecek veya taklit edebilecek yeterlilikte değil. Ancak çok yakın bir gelecekte oluşturulacak süper bilgisayarların insan beyni kadar olamasa da çok hızlı ve karmaşık çalışma seviyesine ulaşabileceği düşünülüyor.

Hafıza ve beyin üzerine araştırmalar yürüten bir Amerikan şirketi olan Nectome, hafızanın fiziksel izlerini saklayabilmek için biyolojik koruma teknikleri geliştiriyor. Şirket geçtiğimiz yıllarda bir tür mumyalama tekniği kullanarak beynin buluta yüklenmesi ve böylelikle dijital ölümsüzlüğe ulaşılmasına yönelik planlarını paylaşmıştı. Uygulayacakları yöntemle beynin kan akışını ve nöronal yapısını koruyacak mumyalama kimyasalları esasında beyni donmuş bir cam haline getirmek amaçlanıyor. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Nectome’un kurucularından Robert McIntyre gerçekleştirdikleri çalışmanın sadece dış detayları değil, iç detayları da koruyan bir tür mumyalama yöntemi olduğunu belirtti. Ancak belirtmek gerekir ki henüz bu yöntem doğrulanabilmiş değil. Çünkü bu işlem için öncelikli şart işlemin canlı beyine uygulanabilmesi. Dolayısıyla bu işlemi kabul edecek deneklerin olması pek mümkün görünmüyor. Fakat bu planın açıklanmasının ardından çok sayıda insan depozito ödeyerek gönüllü oldu bile. 1 milyon dolardan fazla fon toplayan Nectome, Beyin Koruma Vakfı tarafından da ödüllendirildi.

Nectome dışında zihin transferi konusunda çalışmalar yürüten birçok şirket veya çalışma grubu bulunuyor. Rus girişimci ve milyarder Dimitri İskov’da bu konuda çalışma yürüten isimlerden biri. İskov’un “2045 Girişimi” adını verdiği proje ile 2045 yılında insanın kişilik özelliklerinin ve beyin işlevlerinin bir başka vücuda aktarılması, böylelikle bir çeşit ölümsüzlüğe ulaşılması amaçlanıyor. Şimdiye kadar milyonlarca dolar harcanan çalışma Avatar isimli 4 aşamadan oluşuyor. İlk aşama olan Avatar A’da, tamamen insan beyni tarafından kontrol edilen bir robot geliştirilecek. Avatar B’de ise insan beyninin sentetik bir vücuda transferi planlanırken Avatar C’de de beynin tüm işlevlerinin bu sentetik vücuda yedeklenmesi amaçlanıyor. Son aşama olan Avatar D’yi ise emülasyon olarak tanımlanan biyolojik beden ile beyni, bir çeşit hologram veya avatarla değiştirmek oluşturuyor. Proje gerçeğe dönüşürse bir anlamda insanın dijital sürümü oluşturulmuş olacak. Genel olarak bakıldığında bu şekilde sonsuza kadar yaşayabilmek mümkün görünüyor. Çünkü tüm özelliklerinizi taşıyan ve işlevlerinizi yerine getiren bir bedeniniz yok. Tasarladığınız, istediğiniz nitelikte bir yapay bedene sahip olacaksınız. Bunun için de yapılması gereken benliğinizi oluşturduğunuz yapay beden içine yüklemek.

Bir diğer çalışma Manchester Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen ve beynin en az yüzde 1’ini taklit edecek bir model oluşturma projesi. Proje kapsamında beynin simülasyonlarının oluşturulacağı projenin başında aynı zamanda bilgisayar teknolojisinin öncüleri arasında yer alan bilim insanı Steve Furber bulunuyor. Furber yaptığı açıklamada konuyu; ”insanların bazı en basit içgüdüsel tepkilerini bir bilgisayarın gerçekleştirmesi halen çok zor bir iş. Yeni doğmuş bir bebek annesini görünce hemen tanıyabilir ama belirli bir insanı aynı şekilde tanıyacak bir bilgisayar geliştirmek çok zor bir konu.” şeklinde değerlendiriyor. Sinirbilimci Randal Koene’in 2012 yılında oluşturduğu Carboncopies yürütülen önemli projeler arasında. Koene’nin liderliğindeki çalışma grubu eksiksiz beyin emülasyonu düşüncesinin temellerini attı. Dijital ölümsüzlük arayışındaki bu transhümanizm savunucularının çalışmaları arasında ölümsüz kişiliğin oluşturulmasını sağlayacak çeşitli yazılım ve donanımın geliştirmeleri bulunuyor.

İnsanlık tarihi boyunca insanlığın ulaşmaya çalıştığı ölümsüzlük kavramı üzerine gelişen teknoloji aracılığıyla belki de ilk kez bu kadar çalışma yürütülüyor. Elbette burada bahse konu olan dijital ölümsüzlük kavramı ama bu bile bazı problemleri beraberinde getirecektir. Başta mahremiyet olmak üzere hem ahlaki hem de etik açıdan birçok sorunun gündeme geleceğini söylemek mümkün.

İnsan Beyni Projesi’ni, bilim insanları İnsan Genomu Projesi’ne benzetiyor. Farklı ülkelerden binlerce araştırmacının katıldığı ve insanın genetik haritasının çıkarıldığı Genom Projesi, on yıldan fazla bir sürede gerçekleştirilmişti. Ancak İnsan Beyni Projesi, çok karmaşık ve zor bir proje olarak değerlendiriliyor.

İlk duyulduğunda kulaklara etkileyici gelen dijital ölümsüzlük veya zihin transferi kavramı teoride mümkün olsa da günümüz teknolojisi ile şu aşamada gerçekleşmesi olası değil. Yazının başında da ifade ettiğimiz gibi konu üzerinde birçok çalışma yürütülüyor ve bu çalışmalar insanlığı ölümsüzlük kavramına ulaştırmasa da insan beyninin şimdiye kadar çözülememiş yapısını çözmeyi ve erişilememiş noktalarına erişmeyi sağlayabilir.

Benzer Yazılar