“Profesör unvanı alan ilk Türk” Dermatolog, Tıp Bilgini Hulusi BEHÇET

0
30

20 Şubat 1889 yılında İstanbul’da doğan Hulusi Behçet, kendi adıyla anılan hastalığı keşfiyle tanındı. Öğrenim hayatına 1895 yılında, maarif müdürü ve aynı zamanda M. Kemal Atatürk’ün arkadaşlarından olan babası Ahmed Behçet ile gittiği Beyrut’taki bir Fransız okulunda başladı. Sonrasında Beşiktaş Rüştiyesi’ne (ortaokul) giren Behçet, Kuleli Askeri Tıbbiye İdadisi’nden sonra 1910 yılında Askeri Tıbbiyeyi tabip yüzbaşı rütbesiyle bitirdi. Gülhane Tatbikat Mektebi ve Şeririyatı’nda (Gülhane Askeri Hastanesi) eğitimini tamamladı ve 1914 yılına kadar Gülhane Deri ve Frengi Kliniği’nde çalıştı.

Dermatoloji Kliniği asistanlığı süresince frengi hastalıkları ile ilgili tanınmış hekimlerle ve bu alanın öncülerinden olan Eşref Ruşen, Talat Çamlı ve bakteriyolog Reşat Rıza ile çalıştı. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Edirne, Eskişehir ve Kırklareli hastanelerinde başhekim yardımcısı ve dermatoloji uzmanı olarak görev yapan Behçet sonrasında ise bilgi ve tecrübesini artırmak amacıyla yurtdışına çıkarak Budapeşte ve Berlin’deki çeşitli hastanelerde deri ve frengi hastalıkları üzerine yaklaşık bir yıl çalıştı. 1919 yılında Türkiye’ye dönüşünden sonra bir süre serbest olarak çalışan Behçet, 1923’te İstanbul Zührevi Hastalıklar Hastanesi Başhekimliği ve Vakıf Gureba Hastanesi dermatoloji uzmanlığı görevlerinde bulundu. 1933 yılında İstanbul Tıp Fakültesi Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği’ni kurarak profesör olan Behçet profesör unvanını alan ilk Türk akademisyeni oldu. Hulusi Behçet, 1939 yılında aynı üniversitede ordinaryüs profesör unvanını da aldı.

Hulusi Behçet’i bilim dünyasına tanıtan en önemli hizmeti ise “Behçet Hastalığı”, “Behçet Sendromu”, “Trisymtom Behçet” ya da “Morbus Behçet” gibi kendi adıyla anılan buluşu oldu. Bu hastalığın belirtileri Hipokrat’tan bu yana biliniyordu fakat o tarihe kadar kesin bir tanı konulamamıştı. Hulusi Behçet, 1924’ten itibaren başladığı çalışmaların sonucunda hastalığın ayrı ayrı hastalıkların değil, aynı hastalığın görüntüleri olduğunu saptadı ve bu çalışmalarının sonucunu yurtdışında yayımladı. Çalışmalardan elde ettiği bulguları Cenevre’de yapılan Uluslararası Tıp Kongresi’nde açıklayana Behçet, açıklamaları ile bilinmeyen bir hastalığın etkeninin özel bir virüs olduğunu ispatladı. 13-14 Eylül 1947 tarihlerinde Cenevre’de toplanan kongrede Zürih Tıp Fakültesi Dermatoloji Öğretim Üyesi Mischer’in önerisi ile hastalığa “Morbus Behçet” adı verildi. O tarihten günümüze kadar başta Japonya olmak üzere İngiltere, Amerika, Fransa gibi pek çok ülkede bu hastalık üzerine çalışmalar yapıldı. Hasta sayılarında yaşanan artış bilim insanlarını etkin bir tedavi yöntemi arama çalışmalarına yöneltse de bugün gelinen noktada 1936 yılında Hulusi Behçet’in tanımladığı hastalığın oluşum nedenlerine ve tedavisine yönelik kesin bir sonuca varılamadı. Hulusi Behçet, bu hastalığın nedenleri ve tedavisi konusunda o kadar net ve kesin bilgiler elde etmiştir ki onun hastalık üzerinde ulaştığı noktanın ötesine bugün, özellikle bu konu üzerinde çalışmalar gerçekleştiren Japonya, Amerika, Fransa, İngiltere gibi ülkeler henüz geçebilmiş değiller. Behçet’in son derece önemli bu buluşuna dermatolojinin diğer dalları üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarını da eklemek gerekir. Özellikle ülkemizde sıkça görülen mantar hastalıkları, şark çıbanı, ham incir dermatiti, arpa uyuzu gibi deri hastalıklarına yönelik araştırmaları önem arz etmektedir. Öyle ki Hulusi Behçet mantar üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarıyla 1935’te Budapeşte Uluslararası Dermatoloji Kongresi diploma ve plaketiyle ödüllendirildi. Arpa uyuzu konusundaki çalışmalarıyla hastalığın sebebinin türünü ortaya koyan Behçet, ham incir dermatiti hastalığını dünyaya tanıttı ve şark çıbanı üzerindeki çalışmalarıyla da dünyanın dikkatlerini üzerine çekti. Soyadı Kanunu’nun çıkmasıyla Atatürk tarafından kendisine “Behçet” soyadı verilen Hulusi Behçet’e ölümünden sonra da Türk ve dünya tıbbına yaptığı katkılar dolayısıyla “TÜBİTAK Bilim Ödülü” verildi.

1934 yılından itibaren Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği Araştırmaları isimli bir dergi yayımlamaya başlayan Hulusi Behçet, Dermatologische Wochenschrift ve Medizinischer Welt gibi yabancı tıbbi dergilerin editörler listesinde de yer aldı. Gerek yerli gerekse yabancı bilimsel dergilerde yayımladığı iki yüze yakın makalede özellikle Behçet Hastalığı, şark çıbanı, mantar hastalıkları, ham incir egzaması ve arpa uyuzu gibi hastalıkları konu edinen Behçet, ayrıca dermatolojinin hemen hemen tüm alanları üzerinde araştırma yaptı. Hatırası adına 1 Ekim 1996’da gümüş para çıkarılan Hulusi Behçet yüz doksan altı adet esere imza attı. 1923 yılında bir diplomatın kızı Refika Davaz ile evlenen ve bu evliliğinden Güler adında bir kız çocuğu olan Hulusi Behçet 8 Mart 1948 yılında kalp rahatsızlığı sonucunda hayata veda etti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here