Biyografi AKINSOFT 26 Mayıs 2021 (0) (263)

Nükleer Fiziğin Öncü İsmi, Bilim İnsanı : LISE MEITNER

Bütün dünyayı değiştirecek keşfin öncü ismi Lise Meitner 7 Kasım 1878 tarihinde o dönemki Avusturya–Macaristan İmparatorluğu’nun başkenti Viyana’da Yahudi kökenli varlıklı bir ailede dünyaya geldi. Bu durum Nazi döneminde büyük sıkıntılar yaşamalarına sebep oldu.

Çocukluğundan itibaren akademik eğilimli yetiştirilen Lise için Babası, eğitiminde yardımcı olmaları adına özel matematik öğretmenleri tuttu. Piyano çalmak, kitap okumak gibi çeşitli hobiler edinerek kişisel gelişimini sağlayan Lise, 14 yaşında ilkokulu bitirdi. O dönem kız çocuklarının eğitimi 14 yaşında bitiyordu. 1899 yılından öğretmen olarak hayatına devam etmek amacıyla girdiği devlet sınavından başarıyla geçti. Sonrasında kadınlara tanınan Fen-Edebiyat fakültelerine giriş hakkının ardından Lise 2 yıllık yoğun bir çalışma sonucunda lise bitirme sınavından geçerek kendisine üniversitesinin kapıları açılmış oldu ve 1901 yılında Viyana Üniversitesi’ne kaydını yaptırdı. Fizik alanında yüksek lisans yapan Lise 1906 yılında fizik dalında doktorasını tamamladı. Günlerini fizik öğretimi için harcayan Lise akşamları ise üniversitenin fizik laboratuvarında yeni radyoaktif fenomenini araştırdı. 1907 yılında radyoaktivite çalışmak için Berlin’e gitti. Berlin’in bulunduğu Alman Prusya eyaletindeki üniversitelerde o dönem kadınların üniversite eğitimi almasına izin verilmiyordu. Fizikçi Max Planck’in derslerine girebilmek için yoğun uğraşlar veren Lise sonunda Planck’in önyargısını kırmış ve derslere girebilmek için gerekli izni almıştır. Planck, Meitner’ın bir dönem Berlin’e gelmesinin ve ders almasının kabul edildiğini belirtmiştir. 1907 yılında Berlin’e gelen Lise Meitner Berlin’de 30 yıl kaldı.

Lise bu dönemde derslere katılsa da deneysel çalışma yapamıyordu. Ta ki radyoaktivite kimyasında çalışmalarında yardım edecek bir fizikçi arayan kimyacı Otto Hahn ile tanışana kadar. Yıllar sürecek iş ortaklığı ve dostluğa dönüşecek Lise’nin Hahn ile yapacağı çalışmalarda karşılarında bir engel daha vardı. Bu engel yine Lise’nin kadın olmasıydı. Nobel ödülü almış bilim insanı ve aynı zamanda dönemin Kimya Enstitü Başkanı Emil Fischer enstitüde kadın istemiyordu. Bu nedenle Lise çalışmalarını anacak bodrum katında ve marangozhaneden bozma bir yerde yapabiliyordu. Hiçbir geliri olmayan ve aile desteğiyle varlığını sürdüren Lise, gelir sağlayabilmek için yazdığı makaleleri L. Meitner olarak imzalıyordu. Çünkü 1900’lerin başında Almanya’da kadınların bilimsel makale yayımlamaları yasaktı.

1909 yılında Almanya’da kadınların akademik çalışmalara katılmasını engelleyen yasanın kaldırılmasıyla Lise eski marangoz atölyesinden çıkarak kimya laboratuvarında çalışmaya başladı. Aynı yıl Meitner ve Hanh radyoaktif geri tepmeyi keşfetti. 1912 yılına gelindiğinde ise Lise, Max Plank’in asistanlığı yapmaya başladı ve cüzi bir ücret almaya başlar. Meitner, 1913’te Kaiser Wilhelm Kimya Enstitüsü’nün ilk kadın bilimsel bir üyesi oldu ve maaş almaya başladı. Böylece Lise Meitner ekonomik bağımsızlığını kazandı. I. Dünya savaşının patlak vermesiyle ikilinin çalışmaları sekteye uğradı. Hahn askere alındı, Lise ise gönüllü röntgen hemşiresi olarak görev aldı. Fakat Lise daha fazla bilimden uzak kalamaz ve 1917 yılında laboratuvara geri döndü. Aynı yıl ikili Protaktinyum elementini bulduklarını duyurdular. Bir yıl sonrası Kaiser Wilhelm Enstitüsü Lise’ye radyoaktif fizik bölümü açmasını teklif etti ve ücretini de Hanh’ın ücretiyle aynı seviyeye çıkarttı. Lise bilim yapmak için yıllardır sürdürdüğü mücadelenin sonunda cinsiyetler arası eşitliğe ulaştı. 1922 yılında Lise enstitüde öğretim görevlisi olur. 1926 yılında transfer olduğu Berlin Üniversitesi’nde ise Almanya’nın ilk fizik deneysel nükleer fizik profesörü oldu.

1933 yılına gelindiğinde Hitler Almanya’sında Yahudi kökenli Almanların işlerine son verilmekteydi. Lise Yahudi kökenli Avusturyalı olduğu için işine son verilmedi ancak ders vermesine izin verilmediği gibi, profesörlük unvanı da elinden alındı. Yıllar süren cinsiyet ayrımcılığının ardından Lise bu defa ırk ayrımcılığıyla karşı karşıyaydı. 1938 yılında Almanya’nın Avusturya topraklarını almasının ardından Lise çalışmalarını, konumunu, akademik kariyerini kısacası 25 yıllık hayatını bırakarak Almanya’dan ayrıldı. 1938 yılında İsveç’te Stockholm’da Siegbahn Enstitüsünde kıdemsiz asistan maaşı ile zor ve yeni bir hayata başladı. Bu dönemde Hanh ile yaptıkları çalışmalarla ilgili mektuplaşarak bilgi alışverişlerine devam etti. Hanh ve asistanı uranyum ile nötron bombardımanı yaptıkları esnada baryum izotopları keşfettiler. Derhal bir mektup kaleme alarak Meitner’den durumu değerlendirmesini istedi. Meitner konuyu yeğeni Otto Frish ile tartışırken, Frish uranyum atomlarının iki eşit paçaya bölünebileceğine inanmasa da sonrasında çekirdeği sıvı damla gibi görebileceklerini sıkışmaya başlayıp sonunda ikiye bölüneceğinden diyagramlar çizerek söz etti. Bu durum uranyum atomunun iki daha hafif atoma bölünmesi anlamına geliyordu. Meitner’in yaptığı hesaplamada iki çekirdek birbirinden ayrıldığında ortaya çıkan enerji orijinal çekirdeğe göre 200Mev büyüktü. Yani Einstein’ın ünlü formülü E=mc2’ye her şey uyuyordu. Einstein’ın 1905 yılında yayımladığı makalede açıkladığı enerji ve kütle arasındaki ilişki ilk defa doğrulanmış oluyordu. Meitner, hesaplamasını Hahn’a anlattı ve haberler çok hızla yayıldı. Öyle ki Meitner ve Frisch’in 1939 yılı Nature Dergisinde yayımladıkları makaleden önce bu keşif duyulmuştu. Makalede atomun parçalanmasını biyolojideki hücre bölünmesine benzeterek, “nükleer fisyon” adını verdiler.

Einstein bizim Marie Curie’miz dediği Lise Meitner’in çalışmalarını yakından takip ediyordu. Bu gelişme sonrası Einstein Amerika başkanına buluşun ne anlama geldiğini açıkladı ve böylece 1939 yılı sonuna doğru ABD, Kanada ve İngiltere’nin ortak olarak yürüteceği atom bombası yapımı için Manhattan Projesi başladı. Meitner’e projeye katılması için teklif iletilse de Meitner bilimsel çalışmalarını askeri amaçlarla kullanmayacağını söyleyerek bu teklifi reddetti. Meitner her zaman bilimin insanlığa hizmet etmesini savundu.

Benzer Yazılar