Prof. Dr. Uğur BATI ile Teknolojiye Dair

Öncelikle bizlere vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz. Gözlemlediğimiz kadarıyla yoğun bir temponuz var, adeta on parmağınızla on alan yönetiyorsunuz. Bu yoğunlukta enerjinizi nasıl koruyabiliyorsunuz? Kendinize zaman ayırabiliyor musunuz?

Ben aslında bir akademisyenim, işim öğrenmek. Enerjimi üretmekten alıyorum. Zaman ayırıyorum tabi ki ama bende iş ve özel hayat dengesi üretim üzerine dengelenmiş durumda. Dergilerde yazılar, Harvard Business Review, Bloomberg Businesweek, Brand Map, Onedio gibi yayınlarda makale, eleştiri ve denemeler yazıyorum. Bilim ve deneme kitapları ile 4 tane kurgu kitabından oluşan toplam 20 tane kitabım var. Profesyonel kariyerinde pek çok ulusal ve uluslararası marka için reklamlar yazan ve stratejiler geliştiren ödüllü bir reklamcıyım, aynı zamanda Reklam Yaratıcıları Derneği Başkan Yardımcılığını da yürüttüm. Kariyerimde marka uzmanlığı, yaratıcı yönetmenlik, danışmanlıklar ve kurumsal iletişim yöneticilikleri yaptım. Benim yaptığım farklı işlerin altında hep üretim süreçleri var. Yaratıcılık var. Enerjimi de buradan alıyorum.

Son kitabınız “Senin Ruhun Bütün Dünyadır” ile felsefe ve bilimi buluşturdunuz. Bizlere bu kitaba giden süreci anlatabilir misiniz?

Kitabı yazarken şu soruyu sorduk: Budizmin kurucusu, ruhani öğretmen Siddharta Gautama’nın binlerce yıl öncesinden günümüzün düşünce dünyasına ışık tutmaya devam eden köklü bilgeliğiyle, yirmi birinci asrın bilim insanı ve filozofu bir araya geldiğinde neler olur dersiniz? Bilimle bilgeliğin, bilgiyle iradenin, eylemle inancın, zihinle ruhun buluştuğu eşsiz bir yolculuk bu. “Senin Ruhun Bütün Dünyadır” felsefeyle bilimi, binlerce yıllık öğretisiyle günümüzde de ışıldamaya devam eden Siddharta’nın bilgeliğiyle karşı karşıya getirerek buluşturuyor. Bilim ve anlam arasındaki akıl almaz bağı, bir bilgeyle profesör arasındaki konuşmalar üzerinden aktaran kitap, günümüz insanının düşünce dünyasında yepyeni bir pencere aralayacak.

Teknolojiyle olan bağınız nasıl? Teknolojik uygulama ve trendleri takip eder misiniz?

Oldukça dengeli. Bilim, sağlık, sosyal yaşam, iletişim, yayıncılık, ticaret ve üretim gibi aklımıza gelebilecek hemen her alanda yarattığı dönüştürücü sonuçlardan faydalanıyorum. Trendleri de izliyorum. Bir taraftan çekinmiyor değilim. Bu hızlı değişim ve gelişim süreci elbette büyük soru işaretlerini de beraberinde getirdi benim için ama dengeli deyişim bu nedenle. Olması gerektiği kadar kullanıyorum. Bunun dışında sürekli kullandığım yazılım, donanım ve uygulamalar mevcut. Yeni teknolojileri de ardı ardına öğreniyorum doğrusu.

Son yıllarda büyük bir hızla gelişen teknoloji hakkında neler söylersiniz? Sizce teknoloji insanlığı nereye götürüyor?

Ben teknolojik bir determinist değilim lakin duruma bir bakın. Teknoloji son yıllarda önemli ölçüde gelişti. Basit algoritmalar ya da teknolojiler kim olduğumuzu ne yaptığımızı ne istediğimizi ve neden istediğimizi bizden daha iyi anlayabilecek seviyelere geldi. Evet, belki insanlığın önünde fırsatlarla dolu bir dünya açılıyor. Yapay zekâ sistemleri bize zaman tasarrufu sağlıyor ve birçok konuda rahatlık sunuyor. Peki, bu kadar mı? Her şey harika mı? Hayatlarımız mı kolaylaşıyor? Hayır, bence bakmamız lazım, düşünmemiz lazım. Yeni teknolojilerin baş edebileceğimizden emin olmadığımız bir hızla ilerlediğini söyleyebiliriz. Küresel ısınma ve nüfus artışı karşısında gıda üretiminin yetersiz kalacak olması dışında bugün, yeni teknolojilerin tüm gösterişi ve cazibesi yanında önemli tehditler barındırıyor. Dikkat etmemiz, insanın içindeki iyiyi ortaya çıkarmamız gerekiyor.

Peki Türkiye teknoloji konusunda ne durumda? Sizce ülkemizde yapılan çalışmalar dünya ile kıyaslandığında yeterli mi? Bulunduğumuz konum hakkında değerlendirmenizi almak isteriz.

Teknoloji artık bir yumuşak güç unsuru. Sadece maddi bir kazanç değil aynı zamanda medeniyet demek. Biz ise daha iyi olmalıyız. Buna potansiyelimiz var. Ülkemiz iletişimden ulaşıma, altyapıdan havacılığa, siber güvenlikten günlük hayata kadar teknolojideki yeniliklere ve yeni projelere yönelik üretimler yapıyor.

Uzay ve uzaya yönelik çalışmalar oldukça gündemde. Dünyada pek çok ülke bu alanda çalışmalar yürütüyor. Bu konudaki görüşleriniz? İnsanlığın uzayda veya Marsta yaşam hayali gelecekte mümkün olacak mı?

Önemli astrobiyologlar, antik Mars’ı yaşam için gezegenimizden daha uygun bir yer olarak görüyorlar. Biliyorsunuz ki Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, uzun yıllardır Mars’ın keşfi için çalışıyor. 6 yıl aradan sonra “InSight” adlı yeni bir uzay aracı Mars’a iniş yaptı. Bugün bilim ve insanlık artık Mars’a nasıl gidileceğini biliyor. Mars’a nasıl inileceğini de biliyor. Asıl soru şu: Mars’tan geri dönüş nasıl olacak? Dahası orada bir gün yaşayabilecek miyiz? Hele ki biz görecek miyiz? Bunlar çok karmaşık. Bekleyip göreceğiz.

Daha önce kurulan Türkiye Uzay Ajansının ardından biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde Türkiye Uzay Programı açıklandı. Türkiye’nin bu konudaki çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elzem görüyorum, olmalıydı. Bir yerden başlamalıydık. TUA Başkanı Serdar Bey geçenlerde bir açıklama yaptı ve dedi ki “Türkiye olarak biz uzay çalışmalarının dışında kalırsak birilerinin bizi yönetmesini kabul etmiş olacağız. Buna izin veremeyiz. Uzay geleceğimizdir ve uzayda Türkiye olarak yer alamazsak geleceğimizi de savunamayız.” Bu yaklaşım doğru. Türkiye Uzay Ajansı, uzay ve havacılık bilimi ve teknolojilerinin gelişimini ve yaygınlaştırılmasını destekleyici nitelikte finans, hukuk, yönetim, işletme, pazarlama ve benzeri konularda çalışmalar yapan, Türkiye’nin uzaya yönelik hak ve menfaatlerinin korunması ve güvence altına alınması için ulusal ve uluslararası kuruluşlarla koordinasyonu yürüten devlet kuruluşu olarak tanımlanıyor. Bu görevlerin her biri çok önemli ve bugün stratejik olarak bu görevler tek tek yürütülmeli.

Türkiye’nin Yerli Yazılım ve Robotik Markası AKINSOFT – AKINROBOTICS hakkında neler söylemek istersiniz?

AKINROBOTICS geçtiğimiz yıllarda seri üretime başladı. Bu da çok önemli bir başlangıç. 26 yıldır yazılım geliştiren AKINSOFT, artık robotik yazılımlar üretiyor. Ülkemizde ve dünyada yazılım alanında inovasyonla gelişmeye devam ediyor. Markanın geliştirdiği robot Mini ADA havaalanları ve alışveriş merkezleri gibi birçok yerde görevlendirilmeye başlandı ki bu da çok özel bir gelişme. Yukarıda konuştuğumuz konuya örnek bir şirketten söz ediyoruz. Sayıları artmalı ve teknolojideki hak ettiğimiz yeri almalıyız.

Değerli vaktinizi ayırdığınız için tekrar teşekkür ederiz. Son olarak INOVAX okurlarına neler söylemek istersiniz?

Onlara okumakla ilgili bir şeyler söylemek isterim ya da imal etmekle, üretmekle, beyinleriyle ilgili bir şeyler. Bunlarda anlaşırsak, teknolojiyi doğru kullanmak, onu doğru araçsallıkla sahiplenmek çok daha kolay olacaktır. Özellikle okuma seçimleri konusunda birkaç mesaj vermek istiyorum. Hep denildiği gibi bu konuda da insanların seçimleri onların kaderidir. O nedenle hep şöyle derim; iyi kitap Bağdat’ta bile olsa gidip onu bulmak gerekir. Ben de bu konudaki önerilerimi madde madde sıralayacağım. Biraz doğrudan olacak ama olsun, böyle mesajlar iyidir.

1. Ayda 5 kitap okuyorlarsa senede 60, 10 yılda 600, ömürleri boyunca -diyelim 50 yıl- 3000 kitap okuyabiliyorlar, seçimlerini dikkatli yapmalılar.

2. Ruhlarındaki arabeski, dışlarındaki narsisti, akıllarındaki değersizi, nefislerindeki ganimetçiyi dürten kitaplardan uzak durmalılar.

3. Ne kadar çok iyi kitapla tanışırlarsa birlikte olmaktan zevk aldıkları kişilerin sayısı o kadar azalacaktır. O nedenle okudukları kitaplarla arkadaşlarının sayısı azalıyorsa o istikametten devam etmeliler.

4. Okuduklarında; “Aha bunu hafta sonu ben de yazarım.” diyorlarsa o kitapları okumalılar. Mektup yazıp onu okusunlar, hiç olmazsa nostalji olur!

5. Kitabın kapağını kapattıklarında içlerindeki dünyayı özlediklerini fark ettikleri oluyorsa o yazarın kitaplarından devam etmeliler.

6. Kötü kitap, kötü yaşamak gibidir. Daha iyisini hak ettiklerini düşünüyorlarsa, bırakmalılar o kitabı.

7. Okudukları kitabın yazarı yaşıyorsa onu da takip etmeliler. “Ben, bu tiple aslında kahve bile içmem.” diyorlarsa o kitabı okumalılar. Sevdikleri bir arkadaşıyla kahve içsinler.

8. İyi kitap okumak, geçmiş yüzyılların iyi insanları ile konuşmaktır unutmamalılar. Yüz yıllık güzellik peşinde koşmalılar, hem macera olur.

9. Kafataslarında taşıdığınız donanım beyin, eşsizdir. Ona hak ettiğini verdiğini düşündükleri kitapları okumalılar.

10. Bir görüşü çok bağırarak savunmak gerekiyorsa orada görüş yok demektir. Kitapta da aynıdır!

11. İnsanlar, hep söylenildiği gibi sürü halinde düşünür, sürü halinde çıldırırlar ancak akıllanmaları tek tek ve yavaş yavaş olur. Sürüyle birlikte kitap seçmeliler.

12. Bu kriterlere rağmen iyi kitap seçemediklerini düşünüyorlarsa bıraksınlar, son okudukları kitap ‘Cin Ali’ kalsın. Hiç olmazsa orada içlerindeki çocuk var.


CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here