INOVAX: Türkiye'nin Bilim ve Teknoloji Dergisi

ZIMBARDO Deneyi

ZIMBARDO Deneyi

GÜCÜN İNSANLARI NASIL DEĞIŞTIRDIĞI ÜZERINE SOSYAL VE PSIKOLOJIK BIR İNCELEME

Toplumsal yaşam içerisinde insanlar birçok sorumluluk ve rol üstlenir. Ailede anne-baba veya çocuk, okulda öğretmen-öğrenci, iş hayatında ise çalışan-yönetici veya işveren gibi roller insanların kimlik inşalarında önemli bir paya sahiptir. Peki üstlenilen bu rollerin insanların psikolojisi üzerindeki etkilerini, sosyal yaşamda bu rollerin psikolojiyi nasıl şekillendirdiğini hiç düşündünüz mü?

Zimbardo Deneyi ya da diğer adıyla Stanford Hapishane Deneyi, bu konu üzerine gerçekleştirilmiş ve insan davranışlarını anlamada bugün hala üzerine konuşulan önemli bir sosyal psikoloji araştırması veya deneyi olarak karşımıza çıkıyor. Mahkum ve gardiyan ilişkileri ekseninde gerçekleştirilen deney o kadar büyük ses getirmiş ki sayısız filme ve kitaba konu olmuştur. Bu kadar ilgi görmesi ve konuşulmasında deneyin etik olup olmadığının tartışılmasının da etkili olduğu söylenir. Yapılan tartışmalar şöyle dursun Zimbardo Deneyi bize insan davranışlarını anlayabilme, rollerin psikolojik etkilerini görebilme konusunda son derece önemli bilgiler sunmuştur.

Nasıl başladı?

Her noktası en ince ayrıntısına kadar düşünülen ve 1971 yılında Amerikalı psikolog Prof. Dr. Philip Zimbardo tarafından hayat geçirilen deney için Stanford Üniversitesi Psikoloji Bölümünün bodrum katının uygun olduğuna karar verildi. Zimbardo ve ekibinin sahte bir hapishaneye dönüştürdüğü bodrum katında gardiyan ve mahkum rollerini oynaması için üniversite öğrencilerinden gönüllü 24 kişi denek olarak seçildi. Rollerini daha önceden bilmeyen deneklere en az 2 hafta boyunca devam etmesi planlanan deney için günlük 60 dolar ödeneceği söylendi. Tabi bu deneyin bazı kuralları vardı.

Bu kuralların en önemlileri şöyleydi:

Mahkumlar deney süresince gardiyanlara itaat edecek. Gardiyanlar ise mahkumlara sözlerini dinletebilmek için olabildiğince sert davranacak fakat kesinlikle şiddete başvurmayacak. Gardiyanlar mahkumlar ile göz teması kurmamaya özen gösterecek ve mahkumlara adları yerine hapishane kıyafetlerinde bulunan numaralarla seslenecek. Mahkumlar deney bitmeden hiçbir koşulda deneyden ayrılamayacak ve deney sadece Profesör Zimbardo tarafından bitirilebilecek.

Bu kurallar sayesinde tam anlamıyla bir hapishane ortamı oluşturmayı hedefleyen Zimbardo, deneyin daha da gerçekçi olması adına polisle iş birliği yaparak mahkum rolü için belirlenen öğrencileri habersiz bir şekilde 14 Ağustos 1971 sabahında evlerinden tutuklatarak aldırdı. Öyle ki prosedürler tıpkı gerçek hayatta uygulandığı gibi uygulandı ve gerçek bir mahkum taşıma aracıyla alınan mahkumlar kelepçelenerek parmak izleri alındı. Gardiyan görevi verilen deneklere de üniforma, cop ve göz temasından kaçmaları için gözlükler dağıtıldı. Belirlenen kurallar gereği mahkumlara karşı kesinlikle taviz vermemeleri, düzeni sağlamaları ve onlara numaraları ile hitap etmeleri ısrarla belirtilen gardiyanların mahkumlara nasıl davranmaları gerektiği ve düzeni nasıl sağlayacakları konusunda ise hiçbir talimat verilmedi. Mahkum rolündeki deneklerin bodrum katında oluşturulan hapishane ortamına getirilmesiyle deney başlamış oldu.

Deneyin başladığı ilk gününün gecesi, mahkumlar sayım yapılması için düdükler çalınarak sert bir şekilde uyandırıldı. Bu durum karşısında mahkumlardan birkaçı ağlamaya başlamış, hatta durumu daha da kötüye giden birisi sinir krizi geçirmiş ve daha ilk günden deneyi bırakmak istemişti. Özgür olduklarını düşünen mahkumlar karşısında gardiyanlar rollerine çoktan alışmışlardı. Nispeten olaysız geçen deneyin ilk gününün aksine ikinci gününde olaylar gelişmeye başladı. Hücrelerinin kapılarını yataklarla kapatan birçok mahkum soyunarak isyan etti ve gelen talimatları dinlemeyeceklerini belirtti. Bu şekilde başlayan olayların şiddeti gitgide rahatsız edici bir boyuta ulaştı. Gardiyan rolündeki üniversite öğrencilerinin acımasızlaşması pek zaman almamıştı. Bu da gardiyan rolündeki deneklerin kendilerini rollerine kaptırarak kendilerine verilmiş olan gücü zalimliğe dönüştürmekte oldukça başarılı olduklarını gösteriyordu. Gördükleri psikolojik ve fiziksel işkenceler karşısında mahkumlarsa daha korkak bir hal almaya başlıyordu.

Deneyin ilerleyen günlerinde durum daha da şiddetlenmeye başladı. Gardiyanlar mahkumlara şınav cezası uyguluyorlardı. Öyle ki şınav, hapishane şartlarına karşı gelen ve kurallara uymayan mahkumlara karşı yaygın bir şekilde kullanılan cezalandırma şekli olmuştu. Bunun Nazi toplama kamplarında sık kullanılan bir ceza uygulaması olduğu biliniyordu. Gardiyanlar zaman geçtikçe, şiddeti giderek artan psikolojik baskı ve kontrol taktikleri uyguluyorlardı. Yaşananların çığırından çıkmaya başladığı bu ortamda Profesör Zimbardo daha sonrasında bir denek hakkında şu ifadelerde bulunuyordu: “8612 numaralı mahkum delice davranmaya başladı, bağırıyor, çığlık atıyor, küfrediyor ve kontrolsüz öfke nöbetleri geçiriyor. Onun gerçekten bu psikolojik durumda olduğunu kabullenmemiz epey bir zaman aldı ve sonunda onu salma kararı verdik.”

Deneyin en önemli kurallarından biri mahkum rolündeki öğrencilere deyim yerindeyse 24 saat psikolojik işkence uygulanması ve hapishanedeki baskı ortamının bir saniye bile bozulmamasıydı. Ayaklarındaki zincirlerle uyumak zorunda olan mahkumlar, yataklarında dönmek istediklerinde ayaklarına çarpan zincirlerin verdiği acıyla uyanıyor ve hapishanede olduklarını hatırlıyorlardı. Zimbardo bu durumla ilgili not defterine şu notu düşüyordu: “Rüyalarında bile bu hapishaneden kaçmalarına imkan yoktu.”

İşler daha da yolundan çıkmış ve hapishaneye dönüştürülen bodrum katında yaşanan açlık grevleri, mahkumların kriz geçirmesi ve kaçış planları yapılması gibi olaylarla durum kontrolden çıkmıştı. Olaylar o kadar rahatsız edici bir hale gelmişti ki Zimbardo deneyi gereksiz uzatmakla eleştiriliyordu. Hapishaneye gelen ve Zimbardo’nun daha sonra eşi olacak o dönemki asistanı yaşananlar karşısında Prof. Zimbardo’ya “Bir araştırmacıdan daha çok hapishane müdürü gibi davranıyorsun. İnsanların acı çektiğini görüyorsun ama hala deneyi durdurmuyorsun. Demek ki deneydeki denekler gibi sen de acımasızlaştın. Bu senin de deneklerden birisi haline geldiğini gösterir.” Diyerek tepki gösterdi. Bu tepki Zimbardo’yu kendine getirdi. Zimbardo başlangıçta 2 hafta sürmesini planladığı deneyi 6.gününde bitirme kararı aldı.

Sonuç

Zimbardo Deneyi ya da bir diğer adıyla Stanford hapishane deneyi, mahkum veya gardiyan olmanın psikolojik etkilerini saptamaya yönelik bir incelemeydi. Bu deney, toplum tarafından insanlara biçilen rollerin insanları psikolojik olarak nasıl etkilediğini ve düşüncelerini hangi yönde ne derece şekillendirdiğini ortaya koydu. Deney sonrası mahkum rolündeki birçok öğrenci duygusal travma geçirdi. Gardiyanlardan bazıları ise sadistlik eğilimi göstermelerinden dolayı yargı karşısına çıkarıldı.


Mobil Sürümden Çık