Dergi Özel Yazıları AKINSOFT 23 Ağustos 2021 (0) (175)

Doom Scrolling Nedir?

Doom Scrolling Nedir?

Son yıllarda internet teknolojilerinin gelişimi ve birçok sosyal medya mecrasının hayatımıza girmesi aynı amanda bizleri yeni kavramlarla da tanıştırıyor. Bu kavramlardan biri de Doomscrolling.

Dilimizde “felaket kaydırması” olarak tanımlansa da tam olarak Türkçe karşılığı olmayan bu kavram, son zamanlarda oldukça gündemde. Kavram tüm dünyayı etkisin altına alan COVID-19 salgınının devam ettiği günümüzde, küresel ısınma, iklim değişiklikleri, yangınlar, deprem ve seller gibi dünyada meydana gelen olaylardan hareketle özellikle sosyal mecralarda sıklığı ve dozu artan olumsuz yayınları ve bu yayınların da kullanıcılar üzerinde oluşturduğu sürekli olumsuz içerikleri takip etmeye yönelik oluşan bağımlılık hissini tanımlıyor.

Kısaca tanımlamak gerekirse doomscrolling olumsuz haberlerin takip edilmesine ayrılmış aşırı miktarda ekran süresi harcama eylemidir.

Teknolojinin getirdiği yenilikler ve özellikle sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasından hareketle çok farklı kanallardan ve farklı açılardan gelişmeleri takip edebilmemiz bizde, her son dakika gelişmesinden anından haberdar olabilme adına daha fazla öğrenme isteği oluşturuyor. Aynı zamanda olumsuz nitelikteki içerik veya haberler çoğu zaman telaş ve tedirginliğe yol açtığından insanlar da bu ortamda kendilerini korumak adına daha fazla öğrenmeye, takip etmeye yöneliyor.

İnternette gördüğünüz kötü haberler dikkatinizi çekiyorsa, haberleri izlemek için televizyonu açarken ya da sosyal medyada haber takip etmek için telefonu elinize alıyorken “bugün hangi felaketler oldu” diye düşünüyorsanız ve ayrıca bu durumun sizi psikolojik olarak etkilediğini de bilmenize rağmen takip etmekten geri durmuyor ve çokça zaman harcıyorsanız işte bu durumun adı doomscrolling olarak tanımlanıyor.

Kelimenin kökeni itibariyle daha eski olduğu değerlendirilse de kavramın ilk olarak 2018 yılında Twitter’da ortaya çıktığı düşünülüyor. Araştırmalar, üzücü haberleri görmenin insanları konu hakkında daha fazla bilgi aramaya yönlendirdiğini ve kendi kendine devam eden bir döngü yarattığını gösteriyor. Öyle ki kavram COVID-19 pandemisi, George Floyd protestoları, 2020 ABD başkanlık seçimleri ve son zamanlarda tüm dünyada görülen iklim değişiklikleri, yangınlar, sel ve depremlerle daha da popülerlik kazandı. Bu olayların doomscrolling uygulamasını şiddetlendirdiği belirtildi. Türkçe felaket kaydırması veya kıyamet kaydırması olarak tanımlanan bu kavram Covid-19 sürecinde daha da yaygınlaştı.

Özellikle toplumun tümünü ilgilendiren hassas konularda olumsuz nitelikte haber ve içeriklerin kendi kendini sürdüren döngüsü o kadar yaygınlaştı ki, kavram şu anda Twitter’dan sonra özellikle Instagram başta olmak üzere diğer platformlarda da popülaritesini artırdı.

Ağırlıklı olarak olumsuz haberlerin artan tüketimi, bazı insanlarda psikofizyolojik tepkilere neden olabiliyor. Dolayısıyla doomscrolling psikolojiyi de olumsuz şekilde etkiliyor.

Sussex Üniversitesi’ndeki psikoloji profesörleri, katılımcıların “olumlu, nötr ve olumsuz materyallerden” oluşan televizyon haberlerini izledikleri bir çalışma yürüttüler. Çalışma, olumsuz haber programlarını izleyen katılımcıların kişisel kaygılarla ilgili kaygı, üzüntü ve felaket eğilimlerinde artış olduğunu ortaya koydu.

Psikoloji araştırmacıları tarafından yürütülen bir diğer araştırma ise, sabahları üç dakika olumsuz haber izleyen katılımcıların, altı-sekiz saat sonra kötü bir gün yaşadıklarını bildirme olasılıklarının %27 daha fazla olduğunu tespit etti. Nispeten, çözüm odaklı haberleri izleyen grup ise, %88 oranında iyi bir gün geçirdiğini bildirdi.

Çalışmalar ayrıca, kötü haber tüketimi ile daha yüksek düzeyde kaygı, depresyon, stres ve hatta travma sonrası stres bozukluğuna benzer semptomlar arasında bir bağlantı olduğunu ileri sürüyor. Uzmanlar ayrıca felaket kaydırmanın yani doomscrolling’in uyku düzenini bozabileceğini, dikkati azaltabileceğini ve aşırı yemeye neden olabileceğini de belirtiyor.

Başta gazeteciler olmak üzere basın ve medya alanından görev alanlar için sosyal medyayı takip etmek, haber değeri yüksek olan olumsuz ve üzücü haberleri yakalamak, anından haberdar olmak son derece normal bir durum. Fakat söz konusu normal kullanıcılar olunca böyle bir zorunluluktan söz etmek pek mümkün değil. Olumsuz içeriklere çok fazla maruz kalmamaya, özellikle sosyal medya mecralarında sürekli bu içeriklerini takibini yapmamaya özen göstermek hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı koruyabilmek adına yerinde bir davranış olacaktır.

Benzer Yazılar